Karım Artık Başkasının

Ben Esra telefonda seni boaltmam ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Karım Artık Başkasının

Mesut benim iş arkadaşım, aynı zamanda komşumuz… Karısı Demet ve karım da çok iyi anlaşırlar, sürekli birbirimize gidip geliriz. Çok iyi görüşürüz. Demet tombul memeli, çok güzel vücuda sahip, seksi bir kadın. Karım da hemen hemen onunla aynı yapıda, yalnız biraz daha zayıfça bir kadın…

Mesut evli olmasına rağmen çok zampara, karşılaştığı her kadını seks yönünden değerlendiren, tavlamaya çalışan, sikici bakan birisidir. Onlarla birlikte olduğumuzda şakaları, cinsel imalarla dolu esprileriyle, fıkralarıyla bizi güldürür, neşelendirir.

Arkadaş olmamıza rağmen, zaman zaman karımı yer gibi baktığını ben de eşim de fark ettik. Bozuntuya vermedik ikimiz de… Ne de olsa arkadaş… Önceleri içten içe kızdık, sinirlendik, ben karımı kıskandım.

Karım da önceleri kızıyordu, köpürüyordu arkadaşımın onu dikizlemesine… Sikecek gibi bakmalarına… Ama zamanla alıştık. Önce kızmayı bıraktı. Sonra benim cinsel fantezilerime katılmaya, hayal kurmada benden ileriye gitmeye başladı. Onlar evlerine dönünce yatakta,

“Nasıl bakıyordu bana, gördün mü sen de?” diyordu karım… Artık utanıp çekinmeyi bırakmış, ikimizi de tahrik eden yatak fantezileri kurmaya başlamıştık baş başa kaldığımızda…

“Gördüm tabi de… Adam bakmakta haklı be karıcım. Nasıl da kısa giydin bu akşam… Adam bacaklarına bakmasın da ne yapsın, nerdeyse küloduna kadar açıldın otururken…” diyordum ben de… Yorganın altından sikime el atıyordu karım,

“Yine taş gibi olmuşsun. Hoşuna mı gidiyor Mesut’un karına bakması?”

“Evet, hoşuma gidiyor, tahrik oluyorum. Sen de deli oluyorsun bakışlarına, sakın inkar etme. Baksana amcığın nasıl da sulanmış…”

Bacaklarını aralayıp içine girmiş oluyorum bu aşamaya geldiğimizde…

“Mmm… Sen de Demet’e bakıyorsun ama… O koca memelerini açtıkça kadının içine düşüyorsun pezevenk herif… Ne hayaller kuruyorsun kim bilir… Sikin ondan kalkıyor senin… Mesut’un bana bakmasından değil sanki…”

“Ne yapayım aşkım… Senin memeler portakal, onun memeler karpuz gibi… Off, sikimi iki memesinin arasına soksam, gidip gelsem Demet’in memelerine boşalsam…”

“Ohhh… Belki Mesut da karpuz yemekten bıkmıştır, portakal istiyordur canı… Ne dersin aşkım? Portakal yesin mi arkadaşın?”

“Yesin canım… Mesut senin portakalları yesin, şeftalini yesin, ben de karpuz yerim. Ohhh… Siksin seni…”

“Oh aşkım… Senin yanında mı siksin?”

“Evet karıcım… Benim yanımda siksin… Siksin seni… Amına koysun senin… Ben de sizin yanınızda onun karısını sikeyim. Hep beraber sevişelim…”

Neredeyse her sevişmemizde aynı hayaller kuruluyor, her orgazmımızda arkadaşlarımızın da katkısı oluyordu. Onlarsız yatağa girmez olmuştuk karımla… Gecelerimiz, cinsel yaşantımız onlarla daha renkli bir hale gelmişti. Sanki birbirimizle sevişmiyorduk da, Mesut ve karısıyla sevişiyorduk.

Artık o beraber oturduğumuz akşam bizi tahrik eden ne yaşandıysa, neler konuşulduysa, gece yatakta o minik olayları birbirimize anlatıyorduk. Mesut’un karıma bakışını, karımın giydiği mini eteği otururken nasıl açtığını, Demet’in bluzunun dekoltesinden sütyenin dantellerini nasıl gördüğüme varıncaya kadar, birbirimizi azdırıyor, sonra da kıyasıya birbirimize dalıyorduk.

Mesut karımı dikizlerken, benim de onun karısına, özellikle karpuz memelerine her açıldığında çekinmeden baktığımı görmüyor muydu? Elbette… İkisi de görüyordu. Hatta onlarla her buluştuğumuzda daha bir açılıyordu karısının dekoltesi, bluzların yakaları nedense hiç iliklenmiyordu.

Adeta dile getirilmeyen, sözsüz bir anlaşma oluşmuştu aramızda… Sen karını ne kadar açarsan, ben de kendi karımın açılmasını sağlayayım. Sen benim karımı dikizle, ben de senin karını… İyice tahrik olalım, sikimiz kalksın, eşlerimizin amcığı sulansın, gece yatakta canlarını çıkartalım.

Derken yaz sezonu geldi. Bir akşam onlarda oturmuştuk. Bir yandan yiyip içerken, bir yandan da birbirimizin karılarını dikizleyip gece yatak odamızda kullanılacak fanteziler biriktiriyorduk Sohbet sırasında yaz mevsiminden, sıcaklardan, yıllık izinden bahsedilirken nasıl olduysa konu döndü dolaştı, yaz tatilini birlikte Kuşadası’nda geçirmeyi kararlaştırıverdik.

Bir hafta sonra hep birlikte çadırlarımızı alıp Kuşadası’na tatile gidecektik. Tatil, deniz olayına, hele hep birlikte olacağımıza çok sevinen eşlerimiz bu sürede hazırlıklarını yaptılar. Heyecanla, sabırsızlıkla gideceğimiz zamanı bekliyorduk, günler, saatler geçmiyordu bir türlü… Gece yatakta karımla sevişirken konu hep denizde neler yaşayabileceğimizdi.

“Bakıyorum, Demet’in koca memelerini bikiniyle görmeye pek heveslisin kocacım…” diyordu karım…

“Sen de Mesut’u şortla, mayoyla çıplak göreceksin işte… O da seni görecek. Etek altından amcığını dikizlicem diye yamulmasına gerek kalmayacak zamparanın… Bikiniyi biraz küçük al da rahat rahat amcığını götünü seyretsin adamcağız…”

“Off… Pezevenk kocam benim… Karısının amcığını arkadaşına seyrettiren kocam… Hadi artık, bırak konuşmayı da sik beni… İyice azdırdın konuşa konuşa…”

“Ben mi azdırdım, yoksa Mesut’un yarrağı mı azdırdı seni orospu? Şimdi yanımızda olsaydı nasıl da bayıla bayıla siktirirdin kendini…”

“Canım, senin sikin armut mu topluyor? Mesut sikerken sen de ağzıma verirsin, kıskanma işte…”

“Ohh… Amına koduğumun orospusu seni… Sen adamı laflarınla boşaltırsın ulan azgın fahişe… Siktiricem ulan seni… Mesut’a siktiricem, gör bak…”

“Siktir… Kime istersen siktir… Hadi sok şu sikini de biraz avans ver bakalım… Mesut’un siki niyetine yedir bana…”

Nihayet günü geldi. Çadırımızı ve eşyalarımızı arabalara yükleyip Kuşadası yoluna koyulduk. Akşam üzeri kamp yerine vardık. Fazla kalabalık olmayan bir yerde çadırlarımızı yanyana kurduk. Mesut’u bilmiyorum ama, çadırlarımızın bunca yakın olması birbirine değmesi ayrı bir heyecanlandırıyordu beni…

“Off…” dedi karım çadır kurulduktan sonra… “Rahat sevişemicez tatil boyunca aşkım… Baksana, dipdibe, burun buruna çadırlarımız… Sesimizi duyacaklar diye kasıcaz kendimizi…” Sımsıkı sarılıp öptüm karımı, dudaklarını ısırdım,

“Sakın… Tatile geldik karıcım. Kasmak yok, çekinmek yok… İçimizden geldiği gibi sevişeceğiz. Onlar bizi duysunlar, biz de onların sevişme seslerini… Daha iyi işte… Tahrik bombası…”

Çadırlarımızı kurduk, eşyalarımızı yerleştirdikten sonra bikinileri, şortları giyip denize girdik. Demet’i ilk kez bu kadar yakından, el kadar kumaş içinde görüyordum. Gerçekten hayalini kurduğum kadar vardı memeleri… Bikini üstü o harika şeyleri kapatmakta zorlanıyor, memelerinden gözümü ayıramıyordum. Hele bikinisinin altı, bacak arasındaki yarığının belli olduğu yer beni kudurtuyordu.

Denize girip çıkıyorduk. Bikiniler ıslanıyor, şezlonglarda yayılırken o ıslak kumaşlar içlerindeki hazineleri gizlemekte yetersiz kalıyordu. Hele Demet’in denizin soğuk suyundan sonra güneşin sıcaklığıyla şişip kabaran amcığı… Bitiyordum o görüntüye… Elimden gelse onu orada sikerdim. Orospu Demet de ona sikecek gibi baktığımı gördükçe iyice yayılıyordu.

Tabi ben karısına yan yan baktıkça Mesut un gözleri de aynı şekilde karımı sikiyordu. Karım dediğimi yapmış, bulabildiği en küçük bikiniyi giymişti üzerine… İnce bikini kumaşı karımın kurabiye gibi amcığını gizlemekten çok olmadık hayaller kurduruyordu görenlere…

Akşam olduğu için sahilden ayrılıp duşumuzu yaptıktan sonra giyindik, yemeklerimizi yedik. Çadırın önünde biralarımızı içtik. Aynı zamanda karılarımızın üzerlerine giydikleri yazlık ince kumaştan, minicik, olabildiğince kısa ve dekolte elbiselerin altında cömertçe sergiledikleri vücutlarına baka baka kuduruyorduk.

Bu durum birkaç gün boyunca hep böyle oldu. Kadınların cilveli cilveli, bakılmaktan zevk alan göz süzmeleri, biz erkeklerin sikici bakışları, kabaran ve kalkan, şortların önünden belli olan siklerimizi düzeltmeye çalışmalar…

Onca açılıp saçılmaya, birbirimizi olabildiğince tahrik etme çalışmalarımıza, denizde oyunlar oynarken birbirine sürtünen ve tahrik olan bedenlerimizin çığlıklarına rağmen bir türlü birbirimize açılamıyorduk.

Ve gece çadırımızda karımla sevişirken yan çadırdan gelen zevk inlemeleri, orgazm feryatları, Mesut’un kalın sesli boşalma böğürmeleri… Onlar bizi tahrik etti gün boyu ayarttı, biz de onları… Sabahlara kadar, yorgunluktan bitene kadar sürdü bu…

Bir gün kızlar çadırdan sıkıldıklarını söyleyerek Tusan oteline doğru gitmek istediler. Mesut gelmek istemedi, çadırda kaldı. Biz üç kişi sohbet ede ede yorulana kadar kumsalda yürüyerek gittik. Dönüşte denizin içinden gidelim dediler.

Bir ara Demet’in bana seslendiğini duydum. Denizin çok derin olmamasına rağmen bazı yerlerde dalga ve akıntıların oluşturduğu çukurlardan birine girmişti farkına varmadan… Aslında boyu geçmiyordu fakat aniden düştüğünden panik yapmış, boğuluyorum diye çırpınıyordu.

Hemen bulunduğu yere doğru koşup belinden yakaladım, kaldırıp başını su yüzeyinde tutmaya çalıştım. Bu sırada çırpınmalarından dolayı memeleri olduğu gibi dışarı çıkmış füze gibi duruyordu. Uçları deniz suyunun soğukluğundan parmak gibi kabarmış, iştah açıcı bir manzara sergiliyordu hayran gözlerime…

Bu arada sağ elimi omzundan tutup yukarı kaldırırken sol elimle de gayri ihtiyari bacak arasından tuttuğum için amını avuçlamış vaziyetteydim. Aynı anda iki güzellikle karşı karşıyaydım. Bir tarafta memeleri bir tarafta amcığı… Panik geçmiş, rahatlamıştı Demet… Kızarmış yanakları, kısık gözleriyle baktı bana… Göğüslerini örtmek için en küçük bir çaba sarf etmemişti.

“Harikasın” dedim. O da kısık bir sesle,

“Sen de öyle…” dedi.

Dudakları titriyor, öpülmek ister gibi aralanmış, beyaz dişleriyle çok seksi görünüyordu. O etli dudaklara yumulmamak, emmemek için insan üstü bir çaba sarf ettim. Kendimi zor toplayıp istemeden Demet’i bel hizasına gelen denizin içinde yere bıraktım. Başımı çevirip etrafa bakındım. Karım biraz ileride şeytanca parlayan bakışlarla bizi süzüyordu.

Oradan ayrılıp çadıra geldik. Akşam müzikli bir yere gitmeye karar verdik. Eşlerimiz hazırlandı. İkisi de bir içim su gibiydiler. Karım kısacık bir etek giymiş, üstünde geniş kollu dar bir bady. İçinde sütyen olmadığı için memelerinin uçları belli oluyordu.

Demet ise uzun, içi görünen tül gibi bir etek giymişti. Üzerine askılı bir bluz giymişti. Onun da içinde sütyen yoktu. Memelerinin yarısı ortadaydı. Bu gece bir şeyler olacağa benziyordu.

Canlı müzik çalan güzel bir restorana gittik. Bir yer bulup oturduk. İçeceklerimizi ve yiyeceklerimizi söyledikten sonra gırgır şamata derken zaman epey geçmişti. Bizim de kafalarımız bayağı iyi olmuştu. Birbirimize espriler ve şakalar yapıp eğleniyorduk. Piyanist romantik slow şarkıları çalıp söylemeye başlayınca eşlerimizi alarak piste çıktık.

Her zaman olduğu gibi dans ederken bile gözlerim Demet’in üzerindeydi. Denizde yaşadığımız olay geliyordu aklıma, o güzel memeleri çıplak görmüştüm, amını avuçlamıştım. Hatırladıkça sikim kalkıyor, sertleşiyordu. Karım da fark etti sertliği, karnını iyice bastırarak kulağıma,

“Ne oldu yine? Sikin taş gibi herkesin içinde…” diye fısıldadı.

“Sorma aşkım…” dedim. “Gündüz denizin içinde Demet’e sarılışım geldi aklıma, acayip tahrik oldum.” Gülerek kulak mememi ısırdı,

“Hain pezevenk… Hiç benim karımın canı yok mu, o ne yapar diye düşünmüyorsun. Ben de onun kocasına asılayım bari, belki bu gece ben de Mesut’u koparırım…”

Artık karım da benimle dans ederken yanımızdakilere laf atıyor, Mesut’la şakalaşıyordu. Aleni flört ediyordu adamla, hem de bizim yanımızda… Sanki yaptıkları yetmezmiş gibi, yeni bir şarkıya geçildiğinde Mesut’a,

“Hadi kanka, eşleri değiştirelim, hareket gelsin biraz…” demez mi?

Mesut piçi de bu teklif karşısında balıklamasına atladı. Ben Demet’le, karım da Mesut’la dans etmeye başladık. Şarkı slow olduğu için birbirimize iyice sarılmaya başladık. Demet alev alev yanıyordu kollarımın arasında… Benim alet yavaş yavaş dikildi. Dekolte giysilerinin içinde yarı çıplak bir yılan gibi kıvrılıyordu bedeni müziğin nağmeleriyle…

Esk**en olsa kendimi geriye çeker, çaktırmamaya çalışırdım. Artık umursamıyordum. Utanmazca kendime çekiyor, sertliği ona hissettirmeye çalışıyordum tam aksine… Sertleşen aletim Demet’in kasıklarına değdikçe bana daha sıkı sarılmaya başladı. Bir ara tüm cesaretimi topladım, kulağına eğilip,

“Off… Demet… Bugün memelerin bir harikaydı.” dedim.

“Madem harikaydı, keşke yeseydin onları…” diyerek ellerini boynuma doladı. O harikalar benim göğsümde eziliyordu şimdi… Özellikle bastırıyor, büyüklüklerine rağmen ne kadar sert olduklarını bana hissettirmeye çalışıyordu sanki…

Karımla Mesut da aynı durumdalardı. Aralarından ne su, ne ışık sızabilirdi, o derece yapışmışlardı bedenleri… Daha fazla dayanamayacaktım. Kollarımın arasında sımsıkı kucakladığım kadınla bir an önce sevişmeliydim. Tadına bakmalıydım. Göğsümde ezilen memelerini avuçlayıp uçlarını emmeliydim. Kısacası bir an önce sikmek istiyordum onu…

Bizimkilere seslendim, dikey sevişme yapmayı bırakıp toparlandılar. Hesabı ödedikten sonra yürüyerek yola koyulduk. Eşimle Mesut yarım kalan sohbetlerine deyam ederek konuşa konuşa önden yürüdüler. Biz de arkalarından…

Arkada kaldığımızdan bizi görmediklerini düşünerek Demet’in elini tuttum. Heyecandan ölecek gibiydim. Başını çevirip dumanlı gözlerle bana baktı, sonra tekrar önüne çevirdi başını… İtiraz yoktu. On adım önümüzde karım ve arkadaşım yürürlerken, biz de geride onun karısının elini tutmuş, el ele aşıklar gibi yürüyorduk.

Sokak lambaları azalan yolda sadece mehtabın ışığında asfaltta yürüyorduk. Yol kenarlarında ağaçlar, gölgeler, karanlıklar… O karanlık yerlere geldiğimizde önümüzde giden Mesut’un bizden çekinmeksizin karıma sarıldığını, boynunu öptüğünü gördük. Hatta bir ara durup sarıldı, dudaklarına yumuldu karımın…

“Bizimkiler çadırı beklemeyecekler galiba…” diye fısıldadım yanımdaki Demet’e…

“Evet, öyle görünüyor.” dedi Demet de aynı tonda… “Aslında biz neyi bekliyoruz, onu merak ediyorum.” dedi kollarımın arasına girip bana sarılırken…

“Oh, Demet..” dedim. Hırsla kendime çekip kasıklarıma bastırdım, sikimin ne kadar sertleştiğini ona belli ettim. Dudakları aralandı, başını yukarıya kaldırdı.

“Öp beni…” diye fısıldadı. Öpüştük.

Okşamaya başladım. İncecik eteğinin üstünden kalçalarını okşarken parmaklarımın altında külot olmadığını hissettim. Dudaklarımız birbirini somururken eteğini yukarı toplayarak elimi bacaklarının arasına soktum. Kadınlığı sırılsıklamdı.

“Islanmışsın” dedim dudaklarını yerken…

“Evet canım… Çok ıslandım hem de… Seni deli gibi istiyorum, biliyor musun?”

Sevişe sevişe çadırlara kadar geldik. Bunun üstüne bira içilirdi artık. Çadırın önünde sandalyelerimize oturup epey bira içtik. Bu sırada Demet’i seyrettikçe sertleşen sikim artık zonklamaya başlamıştı. Mesut da benden farksız durumdaydı. Gözünü ayırmadan eşimi dikizliyor, sertleştiği açıkça görünenen sikini ovuşturuyordu.

Karım ve Demet tuvalet ihtiyacı için kalktılar, kampingin tuvaletlerine yöneldiler. Biz de Mesut’la ikimiz oturduk. Önce bir sessizlik oldu. Sonra Mesut söze başladı,

“Kanka… Ben…” Ne söyleyeceğini bilemez gibi durdu. Devamı gelmeyince ben konuştum gülümsemeye çalışarak,

“Karımla öpüştünüz kanka…” dedim. “Bunu mu söyleyecektin?”

“Şeyy… Evet… Kızmadın değil mi?”

“Kızmadım kardeşim… Tam aksine… Sen karımı öperken ben de arkada senin güzel karını öptüm. Sen bana kızdın mı?”

“Yoo… Ben de kızmadım. Peki şimdi ne olacak kanka? Ne yapacağız?”

“Bilmiyorum ama…” İkimiz de sustuk. Bir eşik kalmıştı aşılacak. Bir söz, bir hareket o eşiği aşmamızı sağlayacaktı. Başımı kaldırıp baktım, gözlerini kaçırdı. Ayağıyla yerde kum zeminde çizgiler çiziyordu. Anlaşılan iş bana düşüyordu.

“Baksana Mesut… Öpüşmekle kalacak mıyız? Sen karımla ileri gitmek istemez miydin?”

“Off… Hem de nasıl isterdim kardeşim.” Yüzüme baktı, cesareti artmış gibiydi. Sonunda söyledi, “Senin karına hastayım ben…”

Oh… Sonunda… Ben de içimi dökmeye başladım karşılık olarak…

“Ben de Demet’e hastayım Mesut. O koca memeleri bitiriyor beni… Yatakta karımla sevişirken Demet’le sevişiyorum her gece…”

“Ben de senin karının portakallarına hastayım. Güzel, uzun bacaklarına…”

“Hassiktir… Mesut, biliyor musun, karımla fantezi yapıyoruz hep sevişirken… Ben senin karını becerirken, karım da seninle sevişiyor. Kanka… Karım da seni istiyor aslında…”

“Biliyorum. Karının öyle seksi bir bakışı var ki bana, iliklerimi eritiyor. Kanka, karınla sevişmek istiyorum, hem de çok fena istiyorum. Baksana şu yarak nasıl kalktı, sızlamaya başladı lan…”

“Ne dersin Mesut? Bu gece bitirelim bu işi…”

“Tamam lan… Canıma yetti artık… Bu gece bitirelim bu işi, ne dersin? Sen benimkini al çadıra, ben seninkini…”

“Tamam kanka… Bu gece ne olacaksa olsun artık… Dayanacak gücüm kalmadı benim de… Yalnız, bizim hayalimizde dördümüz birlikte oluyoruz hep… Aynı çadırda kalsak? Birbirimizi göre göre destek çıksak?”

Anlaştık. Elini uzattı, tokalaştık. Sanki arabaları değişiyoruz Mesut’la… Doğal bir şeymiş gibi… Az sonra bizimkiler geldi el ele, gülüşe gülüşe… Ben durumu ve erkekler olarak aldığımız kararı bildirdim,

“Kızlar, biz Mesut’la konuşup anlaştık. Bu gece bizim çadırda kalıyoruz.”

Yüzlerine baktım. Önce hayretle açılan gözleri parlamaya başladı. Birbirlerine baktılar,

“Tamam…” dedi karım. Onlar da anlaşmıştı. “Biz önce girip yatakları hazırlayalım, bize beş dakika izin verin…”

İçeriye girdiler. Kıkırdamalarını duyuyorduk dışarıdan… Bir süre sonra sesleri kesildi. Biz iki erkek kalkıp içeri girdiğimizde gördüğümüz manzara karşısında afalladık. İkisi de çırılçıplak vaziyette, yer yataklarının üzerine uzanmış, bizi bekliyordu.

Ben hiç sorup sorgulamadan direkt olarak Demet’e yöneldim. Mesut da karıma… Bir çırpıda üstümdekileri çıkardıktan sonra Demet’in dudaklarına yapıştım Bir elimle memelerini yoğururken diğer elimle de üçgenini avuçluyordum.

Karım ise çoktan Mesut’un erkekliğini ağzına almış, yalıyor, sert aleti boğazına kadar sokuyordu. Mesut da dilini karımın amına sokuyordu. Ben sırt üstü yattım Demet üstüme çıktı artık sızlayan penisimi ağzına aldı, ıslanan kadınlığını da benim ağzıma verdi.

Manzara çıldırtıcıydı. Bir yanda karım ve Mesut’un zevk inlemeleri, çığlıkları, bir yanda aylardır sevişme hayalleri kurduğum Demet’in kollarımın arasında şehvetle kıvranması….

Bu heyecan içinde daha fazla dayanamadım. Demet’in ağzına boşalırken Demet de benim ağzıma boşaldı. Ama penisim sertliğinden hiç bir şey kaybetmedi. Yerimden doğruldum. Demet’i domaltıp az önce boşalan sırılsıklam vajinasına köklediğimde karım Mesut’un üstünde bağıra bağıra boşalıyordu.

Demet’in memelerinden tutmuş, sert hareketlerle arkasından amına pompalarken karım ve Mesut boşaldılar. Küçük çadırın içi seksi şapırtılardan, zevk feryatlarından geçilmiyordu. Mesut’un penisi de sertliğinden kaybetmemişti. Kısa sürede karımın öpücükleriyle, yalamalarıyla eski halini almış durumdaydı.

Şimdi o da karımın arkasına geçmiş götünü delmeye çalışıyordu. Karımı hiç götten sikmediğim için karım çok acı çekiyordu. Arkadaşım karımı bağırta bağırta götünden sikerken ben de sikimi amından çıkarıp Demet’in götüne kökledim.

Amının sularında ıslanıp kayganlaşan sikim arka deliğinde gidip gelirken öyle zevk alıyordu ki boşalmamak mümkün değildi. Sonunda haykıra haykıra belimde kalan bütün dölümü götünün içine boşalttım. Bacak arasından döllerim aşağı doğru akarken Demet götünü sıkıp gevşetiyordu.

O gece çadırın içinde iki erkek iki kadın, sabaha kadar denemediğimiz pozisyon, yapmadığımız seks varvasyonu kalmadı. İkişerli, üçlü, dörtlü… Aklımıza ne gelirse, canımız ne isterse…

Tatil boyunca aynı şekilde devam ettik. Tabi, tatil sonrası da… Karım artık benden çok, başkasının malı oldu.

Akşamları iş çıkışı karım onlara gidiyor. Bana sormadan hem de… Az sonra, o gece şanslıysam eğer, Demet kapıyı çalıyor. Ben Mesut’un karısıyla sevişirken, Mesut da benim karımı sikiyor.

Ama genelde dörtlü yapıyoruz, bizim ikiz yatakta, çadırdaki seks gecemizi canlandırmaya çalışıyoruz.

Ben Esra telefonda seni boaltmam ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Bakire Sevgilimle, Arkadaşı Salondayken…

Ben Esra telefonda seni boaltmam ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Bakire Sevgilimle, Arkadaşı Salondayken…

Tüm çocukluğunu beraber geçirmiş, 5 kişilik arkadaş grubunun hepimiz iyi-kötü bir yerlerde yaşama adım atmıştık. Ben ve birimiz daha o hafta içerisinde birliklerimize teslim olacaktık. Kısacası uzun bir ayrılıktan önce son buluşmamızdı. Taksimde, cebinde eğlensin çocuklar diye harçlığı bol tutulmuş 5 sapı kabul edecek bir yerde oturup içtik. Mekandan ayrılmış çakır keyif 5 çok iyi arkadaş İstiklal’de amaçsız sohbet edip yürüyorduk.

Telefonun çalışı şaşırtıcı olmadı benim için. Kız sevgilisini başka şehre 6 aylığına gönderiyor olmanın üzüntüsünü yaşıyor, yetmiyormuş gibi tüm gece aramalarına kısa cevaplar alıyordu. Açtım.
– “Nerdesin?” dedi.
-“Hala Taksim’deyim” dedim.
-“Neresinde?” dedi.
Dayanamayıp, her güzel kızın yanında olan çirkin kankasını alıp gelmişti. Önce kızdım, sonra neden geldiğini anlamaya çalıştım.

Arkadaşlarla vedalaştık, yine görüşüp buluşacaktık, öyle anlaştık, ayrıldık. Otobüs duraklarında beklemesini söylemiştim, yanına gittim. Açık mavi kotu, kısa boyu, yuvarlak ve çıkık kalçası, kahverengi boyalı saçları ve esmer teniyle sevdiğim kız karşımdaydı. Yanında etine dolgun, sivilceli suratıyla arkadaşı vardı ve sevdiğimi olduğundan da güzel gösteriyordu. Sarıldık, ağladı, konuştuk. Saat on biri geçiyordu. Otobüs seferleri bittiği için sarı dolmuşlara bindirip evine gönderdim. Ama konuşma sırasında “Evdekiler bekler.”, “Evdekiler bu saatte bir şey demeyecek mi?”, “Nasıl geldin?” gibi soru ve telkinlerime dayanamayıp “Annemler düğün için köye gitti.” demişti. Bir şeylerin kafanıza sonradan dank ettiği olmuştur. Kız bindi, gitti. Sigara yaktım. Bizim eve giden otobüslerin seferi on iki buçuğa kadar devam ediyordu. Ve onların evi boştu.

Kızla evleneceğim. Çok seviyorum. O istemez böyle bir şey ama istese de yapmamam gerekir.
-“Evleneceksin oğlum kızla.”.
Kendi kendime kurarken, telefon yine çaldı.
“Özledim.”, “Gideceksin.”, “Görüşemeyeceğiz.”.
“Tamam.” dedim “Geliyorum.”.

On beş dakika olmuştu o gideli. Onun bindiği dolmuştan sonra kalkacak dolmuş önümde duruyordu hala. Bindim, parayı verdim. Yol boyunca mesajlaştık. İndiğimde durakta bekliyorlardı zaten. Ev durağa on dakika yürüme mesafesindeydi. Evin önüne vardığımızda arkadaşıyla ben aşağıda kaldık, o önden girdi. Bir dakika geçmeden aradı, yukarı çıktık.

Önce bir kahve seansı, havadan sudan muhabbet. Arkadaşının verdiği rahatsızlığı umursamayışımız. Kucağıma oturması, öpüşmeye başlamamız. Hepsi kahveler bittikten sonra beş dakika içinde olmuştu. Kafam güzel değil ama çakır keyiftim. Sevdiğim kadın kucağımda, ellerim kalçalarında dudaklarımız emişmekte. Bizi izleyen bir çift kıskanç göz. Arkadaşı rahatsız oldukça ben daha rahatsız oluyordum. Kafası güzel olan ben iken, rahat davranan nasıl o oluyordu anlamıyordum. Anlamam için çok beklememe gerek yokmuş.

Arkadaşı dudaklarımızdan çıkan öpücük seslerinin arasına girip ben artık gideyim diyebildi. Bir “Saçamala bu saatte.” “Nasıl?” “Nereye?” “Neyle?” muhabbetinden sonra benimkinin odasına geçmeye karar verdik. Direkt yatağa yan yana uzandık ki, başka bir oturma ve yatma mobilyası yoktu zaten odada. Uzun öpüşmeleri oldum olası sevmişimdir ama sonrası olmayacağını düşündüğümden midir nedir, hayatımın en uzun ön sevişmesini yaşadık. Arkadaşı iki kere odaya gelip “Kahve ister misiniz?” ve “Ben gitsem mi ya?” diye meraklı gözlerle böldüğüne göre epey uzun sürmüştü.

Yatakta sırtüstü uzanmış, onu üzerime almıştım. Kalçası tam kasıklarımın üzerinde, vajinası penisime denk gelecek şekilde öne eğilmişti. Sutyenle göğüslerine ulaşmak çok konforsuz olduğundan kopçasını açtım. Oldum olası bu mereti tek elle ve hızlı açarım. Bir yıldır sevgilimdi ve göğüslerine ilk defa çıplak ellerimle dokunuyordum. Ben kopçayı açınca, askıları çözüp tişörtün altından çekip, kenara fırlattı sutyeni. Şimdi küçücük göğüslerini ve göğüslerine oranla anormal derecede büyük göğüs başlarını okşuyordum. Kalçası kasıklarımda gidip geliyor fakat ikimizde de hala kot olduğundan pek bir şey anlamıyordum. Bir elim kalçasında, diğer elim göğsünde öpüşmeye devam ettik.

Yatakta doğruldum, üzerimdeki kazağı içindeki atletle beraber çıkardım, sutyeninin üzerine fırlattım. Daha önce vücudumun bu bölümünü hiç görmemişti. Kısa süre inceledi. Dikkati göğüs kafesimdeyken pantolonunun düğmelerine elimi attım, elimi tuttu ama faydasızdı. Parmağımı kemer askısına takıp pantolonunu o pozisyonda çıkmayacağını bile bile aşağı çekeledim. Poposunu olabildiğince açmak istiyordum. Direndi ama ellerini tutup kafi derecede sıyırdım pantolonunu.

Elimi attığımda tipik iç çamaşırı beklerken tenine dokunmuştum. Benim masum sevgilim g-string tercih etmişti. Parmaklarımı olabildiğince yarığa uzatmaya çalışıyordum, o da bileğimi tutmuş olabildiğince deliklerinden uzak tutmaya çalışıyordu. Bir süre güreştikten sonra kolu yoruldu ve orta parmağım vücudunun daha önce hiç ellenmemiş en küçük ama en tatlı deliğine ulaştı. İçine sokmuyor ama okşuyordum. Daha aşağılara inmeye çalıştıkça kendini geri çekiyordu.

Bir hışımla kucağımda alıp önce yanıma sonra altıma yatırdım. Tişörtünü boğazına kadar sıyırıp, dikleşmekten burnuna değecek göğüs uçlarından birini ağzıma aldım ama aklım daha aşağılardaydı. Elim pantolonunun içerisinde g-stringini kaydırıp vajinasına ulaşmaya, onun eli de buna engel olmaya çalışıyordu. Diğer elime ulaşamadan kotunun bir tarafını sıyırdım, daha sonra diğer yanını. Benim sıyırdığım yanları çekmeye uğraşıyordu ama nafile. Pantolonu dizlerini üzerine kadar sıyrılmış, bacaklarının arasında bedenim olduğundan kapayamayacak durumdaydı. G-stringi güreş esnasında epey sünmüştü.

Ben pantolonumun düğmelerini çoktan açmıştım. Penisim pantolonun fermuar bölümünde boxerımı germiş, çadırını kurmuştu. Artık aramızdaki tek engel sünmüş bir g-stringti. Ve kenarları ipli olan modellerdendi. Derdim aslında koparmak değildi ama iki el farklı yönde iki üç tarafa çekince kopuverdi.

Bu gece buraya gelirken planım bu değildi. En azından bu noktaya gelmesini planlamamıştım. Daha ötesini hayal dahi ettiğimi hatırlamıyorum. E o zaman hayatımın aşkı kararı vermiş, şimdi tekrar gözden geçiriyordu. Kızların istediği halde zora koşması evrensel bir kural zaten. Yine de ondan sonra yaşadığım deneyimlerle karşılaştırırsak zor da olmamıştı.

Biraz debelense de kotu da g-stringi de çıkmış, yeni traş edilmiş, şişkin dudaklı, deliği henüz görünmeyen esmer şeftalisi loş ışıkta parlıyordu. Çok fazla incelememem için beni üzerine çekiyor öpmeye çalışıyordu. Benim aklım kotumu çıkarmaktaydı. Bir yandan boxerın üzerinden penisimi vajinasına sürtüyor, bir yandan kotumu bacaklarımdan sıyırıyordum.

Kotu çıkardım. Dilimi boynundan göğüslerine kaydırdım. Oradan göbeğine, oradan daha aşağılara. Elleri kafamı itiyor, çekiyor , sırtımı tırmalıyordu. Bacak arasına indiğimi anladığında birden beni göğsüne çekti. Artık hazırdı. Boxerımı sıyırdım, elini tutup penisime götürdüm. Dokunduğu anda çekti. Bir daha götürdüm. Tuttu ve tuttuğu haliyle duruyordu. Gereğinden fazla sıkıyor ve hiç hareket ettirmiyordu. Elinin dolu olmasından istifade edip parmaklarımla deliğini arıyordum. Vajinası vıcık vıcıktı.

Penisle ne yapması gerektiğini anlatmak için elini aşağı yukarı kaydırdım. Uzun süredir hiç konuşmamıştık. Büyüyü bozmadım sadece göstermekle yetindim. Bir süre gösterdiğimi yapmaya çalıştı. Ya çok sıkıyor ya az dokunuyordu. Zaten aklım daha keyifli bir organındaydı. Bacaklarının arasına iyice yerleştim, bacaklarını belime doladım. Penisimin başını rastgele bastırdım vajinasına. Suyu ıslatmıştı ama yine de dardı. Aşağı yukarı sürttüm bir süre. Hoşuna gittiği belliydi ama bacakları hala kaskatı belimi sıkıyordu. Henüz deliği kapalı idi, açıkçası tecrübemde o kadar değildi o zamanlar deliği arıyordum penisimle. Bu zamana kadar aceleci olmadım hiç. Bir süre penisimin başını tutup sürttüm vajinasına. Altlardaydı delik biliyorum, penisimin başı oralarda bir yere yerleşiyordu ama girebileceği bir kuytuluk değildi.

Sürtmekten vazgeçip iteklemeye başladım, rastgele. Ve oldu. Oralarda sıcak, kaygan, sıkı bir yer buldu sonunda. Yavaş yavaş ittirip çekiyordum, başı bile henüz yerleşmemişti. Ama iniltiler çıkarıyordu sevdiğim derinden sessiz. Kayganlaşmaya başladı önce sonra başı girdi. Dedim ya aceleci değildim ama azmışlığın tanımıydım o an. Biraz daha girdi, çektim. Bir sonraki iteklememde biraz daha, biraz daha, biraz daha…

Tamamı içindeydi. Sapına kadar, taşaklarım ezilene kadar bastırdım. Üzerine yattım. Üst dudağını dudaklarımın arasına aldım. Dilimi önce diline sonra damağına değdirdim. Emebildiğim kadar çok emdim dudaklarını. Gidip gelmeden önce onu ne kadar sevdiğimi anlattım belki de.

Hafif geri çekildim. Tekrar girdim. Yavaş fakat ritimliydim. Yanaklarımı tuttu, dudaklarını yanaştırdı. Öpmeye başladığında tamamını çıkarıp, sert soktum. Git gele başladım, inlemeye başladı. Dudaklarım dudaklarında olmasa bağıracaktı ama sadece inliyordu. Aklımda tek soru, çıkarıp bakamıyorum, anın büyüsünü bozamam ama merak konsantrasyonumu etkiliyordu. “Kan geldi mi acaba?”

Sokak lambası perdeye rağmen aydınlatıyordu yatağı, kapı tarafı gece lambasıyla aydınlıktı zaten. Bir fırsat olsa, baksam göreceğim ama yok. Kollarımı yatağa yasladım kendimi geri çektim, pompalamaya devam ederken boynumu büküp baktım, karanlıktı ama penisimin üstünde tenimden daha koyu bir lekeyi görüyordum. Sevgilim bakireydi ve ben onun ilk erkeğiydim. Daha da hızlandım, çığlığını bastıracak dudaklarımda yoktu. Zevkle, acı karışımı inliyordu.

Kapıyı tıkladı. Sevgilimin ismini söyledi. Arkadaşının evde olduğunu unutmuştum, he o an hangi evde hangi semtte olduğumu bile unutmuştum ya. İstifimi bile bozmadım. Sevgilim inlemeyi kesti ama cevap vermeye fırsat kalmadı. Amına koydumunun ayısı açtı kapıyı, soktu kafasını. Misyoner pozisyonundaydık, kapı sırtma bakıyordu. Görmemesi gereken sikim, taşaklarım, sevgilimin vajinası ,ona girişim, kan… Dikkatli baktıysa hepsini görmüştür. Birden ikimizde ona doğru baktık.
-“Napıyosunuz?”
-“Hamd olsun. Sende ne var ne yok.”
Allahın malı. Kız arkdaşım insaflı çıktı da, “Görmüyor musun? Çıksana.” diye aklını başına getirdi. Çıktı. Ama ortamın içine sıçtı işte. Kaktık, toparlandık. Hala kanıyor mu ona baktık. Yataktaki kana baktık. Sonra penisime bulaşmış olanı sildik. Yataktaki kanla uğraştı ama tam çıkaramadı. Umursamadım da, yıkardı ne de olsa.
Salona geçtiğimizde teşekkürü bir puanla kaçırmış memur çocuğu sıfatıyla karşıladı bizi. Neler olup bittiğini biliyordu ama soruları teyit etmek için soruyordu. “Neden?”, “Nasıl?”. Bi sigara içimlik vakitte öğreneceğini öğrendi, fakat ben henüz boşalmadığımdan aklım oradaydı. Arkadaşı bile güzel görünüyordu gözüme, en azından devasa memeleri. Sigaraları bitirdik, içeri geçeceğimizi söyledik. Daha odanın kapısına vardık ki peşimizden geldi.
– “İçeride sıkıldım, bende görmek istiyorum” dedi.
– “Neyi görceksin?” bile demedik.

Odaya girip yatağa uzandık. Arkadaşı yatağın karşısındaki duvara yaslanıp yere oturdu. Kotlarımızı ve üstlerimizi giymiştik içeri geçerken ama içlerinde çamaşır yoktu. Zaten benimki çıktığım andan beri inmemişti. Önce onun üzerini çıkardım.Sonra kendiminkiyi. Sonra kotlar. İkimizde arkadaşına bakmıyor hatta o yokmuş gibi sevişmeye devam ediyorduk. Eminim ilk çıkardığımda direk penisime bakmadı ama salondan beri önümdeki şişliğide ölesiye merak ediyordu.

Kısa bir süre öpüştükten sonra ben penisimin başıyla deliğini aramaya başladım bile. Ama kuruyan kan kayganlığını kaybettirmişti vajinasına. Tükürüğümü önce vajinasına sonra penisimin başına sürdüm. Arkadaşı aşağıda neler yaptığımı net görebilecek pozisyonda değildi ama kıyısından köşesinden birşeyler görebiliyordu heralde. Yavaşça içine girdim yine. Fakat bu kez sabırlı davranamadım. Hemen pompalamaya başladım.

Hayatımda birkaç istisna dışında hiç erken boşalmadım. Hatta geç boşalma diye bir hastalık varsa o bende var galiba. En kısa pompam 40-45 dk sürüyo, bazen bir saati geçtiği oluyo. Ama o gün o dakika birşeyler değişikti. Henüz beş dk bile olmamıştı ikinci kez pompalamaya başlayalı. Sevgilimin zevk mi acı mı duyduğunu bile anlayamadım çıkardığı seslerden, ya da yüzünden. Boşalırken kendimi geri çektim.

Elimde taş sertliğinde penisim. Vücudumdaki tüm kaslar gerilmiş. Önümde sevgilim ve pürüssüz, terlerimizden dolayı parlayan göbeği. En garibi de tüm bunları profilden izleyen bir çift meraklı göz. Uzun ön sevişmemiz boyunca şişen taşaklarım, işi bir kez yarıda bölmem ve sevgilime duyduğum arzu. Öylesine boşalıyordum ve öylesine bir ağrı hissediyordum ki taşaklarımda. Döllerimin birazı yüzüne, birazı boynuna ve göğüslerine fışkırdı. Ben o sevişme için biriken döllerimin neredeyse tamamını fışkırtmıştım ama henüz göbeğine değen yoktu.

Üzerinden kalktım. Sevgilim hemen pantolonunu istedi. Tişörtüne uzanıp onu da giydi. Ben çömelmiş vaziyette, yarrağım elimden bir süre yatakta oturup kaslarımın kendine gelmesini bekledim. Sevgilim atletimi ve boxerımı almış artık kendimi sergilemememi istemediğini belli edercesine bana uzatıyordu. Giyindik, salona geçtik. Acıyıp acımadığını, zevk alıp almadığını, içine döl kaçıp kalmadığını, aklında ne varsa soruyordu arkadaşı sevgilime.

Dayıları, kuzenleri yakın oturduğu için gece orada kalamazdım, sabah çatkapı gelme ihtimalleri vardı. Gecenin dördünde çıktım evden. Üç gün sonra askere gidecektim. Uğurlamaya geldi yine arkadaşıyla beraber. Konu üzerinde hiç konuşmadık ama arkadaşının bakışlarını da önümdeki şişlikten hiç alamadık.

Askere gideli dört ay olmuştu ama telefonda sürekli kavga etmiştik bu süre içinde. Nitekim ayrılıkla bitti. Biz ayrıldıktan bir hafta sonra arkadaşı msn’den hal hatır sormak için yazdı. Konuşmaya telefonda devam ettik. Bunlardan eski sevgilimin haberi olmamasını istedi fakat ben olursa olsun havasındaydım. Bir iki görüşmeden sonra hafta sonu askerliğimi yaptığım şehre gelmesini istedim. Önce mırın kırın etti, sonra “Ne yapacam gelip?” muhhabbetine sardı. Açıkçası çok da üstelemedim. Bir daha ne o aradı, ne ben.

Ben Esra telefonda seni boaltmam ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

PARIS’TE SEKS BASKADIR. BOLUM 9

Ben Esra telefonda seni boaltmam ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

PARIS’TE SEKS BASKADIR. BOLUM 9

AHLAKSIZ KARIM NASIL KIZIŞTI

(Onceki bolumden hatirlatma) Karimin uzerinde kucucuk bir string kulot, coraplari ve yuksek okceli ayakkabilari vardi. Ayakkabilarinin baglarini cozdum ve ayaklarini agzima alip, parmaklarini yalamaya, ellerimle de bacaklarini oksamaya basladim. Benimkinde artik hic bir kimildama olmuyordu. Ama bunlari, yattigi yerden bizi seyreden, koca yarakli Besir’i heyecanlandirip, biraz eglenmek icin yapiyordum. Sonra, yavas yavas, Elif’in bacaklarini coraplarinin uzerinden yalayarak, amina kadar geldim. Karim, amini yalarken ufak ufak inliyordu. Bu arada, goz ucuyla Besir’e bakiyordum. Herif, “cekinmeden siz benim onumde sevisirseniz, ben de bos durmam arkadas” der gibi, uyuklamaya calisan Nihal’in arkasinda, kizin apus arasina yarragini sokmus, gidip geliyordu. Besir, Nihal’in sikilesi kalcalarina arkadan yaslanmis, gidip geldikce, uzun yarragi Nihal’in amina surtunerek, apus arasinda bir beliriyor, bir kayboluyordu. Derken, Elif’in uzerine cikip sikmeyi denedim. Ama sikim bir turlu sertlesmiyordu. Karim da “hadi ben banyoya gideyim. Sabah beni becerirsin” diyince isi biraktim. Elif banyodan gelip, yatagimiza girdi ve sarilip uyuduk.

Sabah uyandigimda, aksamin sarhoslugu hala gecmemis gibiydi. Odanin ici aydinlikti. Karim bana donuk bir vaziyette yan yatmis, uzerime dogru gidip geliyor (!!) ve kızışmış bir bicimde gulumsuyordu. Simdi becereyim artik sevgili karimi, ayip olmasin, derken, Elif sanki masturbasyon yapar gibi, yan yatmis bir pozisyonda bana yaklasip uzaklasmaya devam ediyordu. Uyku mahmurlugunu biraz uzerimden atip, daha dikkatli bakinca, amaan o da ne! Arkasinda, azman yarrakli, siska Besir de yan yatmis vaziyette, Elif’in sirtini opuyor ve sanirim karimi bizim yatagimizda, burnumun dibinde sikiyordu. Biraz asagilara bakinca, karimin bir bacagini, arkaya dogru, Besir’in bacaklarinin uzerine atmis oldugunu gordum. Ve iste herifin gorkemli siki, bizim hanimin amina girip cikiyordu. Elif uyandigimi gorunce dudaklarima yapisti.

Bu arada fisildayarak “Engincim, bu Besir muhtesem valla. Once hic anlamadim, bizim yataga girmis, arkamdan yaklasmis, surtunup duruyordu. Tabiki uyandim. Ama nutkum tutuldu, bir sey diyemedim. Sonra, sikini arkadan apus arama sokup, amima surterek gidip gelmeye basladi. Soyle bir bakmak icin kafami cevirince dudaklarima yumuldu ve once dudaklarimi yalamaya basladi. Heyecandan nefes alabilmek icin dudaklarimi aralayinca, dilini agzimin icin soktu. Sanki diliyle agzimi sikiyordu. Ben de karsilik olarak dilimi disari cikartinca, bu sefer dilimi emmeye basladi. Amim inanilmaz sulandi. Resmen azdim ve bacagimi kaldirip buyur ettim. Yine terbiyeli adammis valla, “kocan bozulmasin? Gel banyoya gidelim istersen” bile dedi. Her yanimi ates basti, dayanamadim, “sik beni yatagimizda, kocam yakindan gorsun bakalim, karisi baska heriflerle nasil sikisiyor” deyince sopasini amima sokmaya basladi. Hepsini aldim icime.”

Elif boyle anlatinca, yine muthis zevk aldim. Sanki Elif’i kendim sikiyormusum gibi hissettim. Bu arada, Besir kafasini kaldirip, “abi karin muhtesem, biliyorsun onceden de soylemistim sana. Hele şu amcigini kasip, gevsetmesi, beni mahvetti valla. Oh yavrum, buyuk zevk aliyorum seni sikmekten” diyerek, karima da birseyler soylemeyi ihmal etmiyordu. Karim da “Uhh Besir, ben de seninle sikismenin tadina doyamiyorum. Kocamin onunde sok yarragini amima, sik beni. Nasil boyle hosuna gidiyormu?” diye Besir’in dudaklarina yapisiyordu. Sonra bana donuyor “Sevgilim, bu Besir’i biz Istanbul’a da davet edelim. Ben bununla sikismeyi cok ozlerim valla” diyor ve kendini herife bastirip, herifin azman yarraginin, amcigina iyice girmesini sagliyordu. Besir “gel Elif ustume, boyle cok seviyorum” deyip, sirtustu yatip, karimi uzerine aldi. Simdi, Elif ustte, Besir altta, karimin goguslerini sıka sıka okşuyordu. Ben de, butun bu olup biteni, karimin daha dun gece tanistigimiz, tamamen yabanci bir herifle azginca sikismesini, beraberce yattigimiz yatakta, karimin iki karış otesinde tarifi imkansiz bir zevkle seyrediyordum. Besir, ellerini karimin kalcalarina indirip oksamaya, avuclamaya, sıkıştırmaya basladi. Bizim hanim, Bekir’e “sok bakalim parmagini oraya” deyince, Besir, parmagini Elif’in aminin sulariyla islatip, gotune sokmaya basladi. Derken iki parmagini soktu. Karim deliye donmus gibiydi. Bana donup “Kocacim gel hadi. Ne oyle sikinle oynuyorsun? Bak gotumu senin icin hazirlattim” deyince, yerimden bir ok gibi firlayip arkasinda yerimi aldim ve sikimi Besir’in parmaklariyla genisletilmis Elif’in gotune soktum. Dun gece Nihal’i, simdi de karimi beraberce sikerken, bu Besir’le kanka olmus gibiydik. Onumuze gelen kadini arkadan, onden sandvic yapiyorduk… Bu arada, tasaklarimiz birbirine flop flop diye carpiyor, karim elini uzatip, bir onun, bir benim tasaklarimizi avucluyordu. Ben Elif’in arkasindan uzanmis, memelerini yakalamis, sıkıştırirken, Besir de karimi uzerine dogru cekip, yermis gibi opuyordu. Besir, bana “abi sen yengeyi her zaman sikiyorsun. Simdi biraz da biz zevkini cikartiyoruz, bozulmuyorsun di mi?” diye sorunca, Elif bana donup “sevgilim sen gotumu sikmeye devam et, ama n’olur bozulma, bu koca yarrakli arkadasimizla, şöyle, hem doyasiya sikiseyim, hem de seviseyim” deyince, diyecek birsey bulamadim. Karimla Besir’in, sesler cikartarak sikismelerinden ve sevismelerinden acayip tahrik olup, Elif’in gotunun icine muthis bir sekilde patladim ve banyonun yolunu tuttum. Ben kalkinca, karim, iyice hoplaya ziplaya sikise devam etti.

Banyodan cikinca, bunlari, Besir ustte, karim altinda, yuz yuze yatmis, opusurlerken buldum. Karim bacaklarini Besir’in beline dolamis vaziyette, Besir’n yarragi hala Elif’in amciginda, ikisi de kivranip duruyorlardi. Onlari seyrettigimi gorunce, Elif bana donup “tamam kalkiyoruz” dedi. Kaytan biyikli Besir, karimin uzerine olanca gucuyle abanarak “bi yere gitmek yok sevgilim. Bak benimki yine hazir” diyince, Elif bana donup, “vallahi iki dakika once bosaldi, ama bak sopasi hic cikartmadan yine sertlesti. Sikisicem bu hayvanla bi daha” dedi. Bizim hanim tekrar Besir’in ritmine uydu ve yine gidip gelmeye basladilar. Bu arada, bu kadar gurultu uzerine, kendi yataginda cirilciplak yatmakta olan Nihal nihayet uyandi. Bizim yatakta karimla sikisen erkegin ben oldugumu sanmis olacak ki, beni kanepede oturuyor gorunce cok sasirdi. “Oh Engin, ne guzel, gozlerinin onunde herif karini beceriyor, sen de burada oturmus onlari seyrediyorsun. Karini baskalari ile sikisirken izlemek hosuna mi gidiyor?” diye sorunca, “sen bunu kocana sor bakalim. Sen, kocanin kuzeniyle, onun gozleri onunde siksirken, kocanin hosuna gitmis mi gitmemis mi?” diye cevap verdim. Yan yataktaki sikis solenini biraz izledikten sonra, belli ki tahrik oldu ve kanepeye benim yanima geldi. Cirilciplak sikimin uzerine oturdu ve harika kalcalarini oynatmaya basladi. Donup Elif’e “arkadasim, sen kocanin gozu onunde baska adamlarla sikisiyorsun, herhalde kocana da beni becermesi icin izin verirsin, degil mi?” diyince, Elif cok mesgul, evet anlaminda basini salladi.

Nihal beni elimden tutup, karimla Besir’in sevistigi yataga goturdu ve yatagin uzerinde onumde domaldi. Arkasinda yerimi aldim ve bizimkini dogruca iceri daldirdim. Bu arada Besir karim’i yine uzerine oturtmustu. Ben Nihal’i sikerken, Nihal, karimla sikismekte olan Besir’in uzerine egilmis, onunla opusuyordu, ben de Besir’in uzerinde hoplamakta olan karimla. Simdi karimla yan yana, o bir herifin sikinin uzerinde hoplarken ve ben de arkadasinin sahane kalcalarinin arkasinda, Nihal’in amcigina sokup cikartirken, kari-koca atesli bir bicimde opusuyorduk. Besir benden once bosaldi ve karimi yataga devirip, banyoya gitti.

Karim yataga sirt ustu yatinca, domalmis bir vaziyette bana kendisini siktiren Nihal, yavas yavas karimin goguslerini oksamaya, sonra opup yalamaya ve meme uclarini dislemeye basladi. Karima “sekerim kocan beni sikiyor, kiskanclik yapmayasin diye, ben de seni zevklendirmeye calisiyorum” deyince karim da “oh ne guzel valla, bizim aileye calisiyorsun. Kocam seni sikiyor, sen beni kızıştırıyorsun, bayildim bu işe valla. İşte kizim, arkadas dedigin boyle olur” diye sakayla karisik Nihal’i cesaretlendirince, Nihal Elif’i dudaklarindan opmeye basladi. Karimda boyle bir sey hissetmedim ama, bu Nihal’de lezzo egilimler oldugu, ilk geceden beri bizim hanimla biraz fazla hasir nesir olusundan belliydi. Bizim hanim da iyice tahrik olmus olacak ki, Nihal’in, dudaklarina yumulmasina izin verdi. Nihal ters bir tepki gormeyince, sirtustu yatmakta olan Elif’in uzerine dogru gelip, bir yandan operken, bir yandan da uzerine yatip, vucudunu karimin vucuduna surtturmeye basladi. Iki tane agizlara layik, taş gibi karinin, alt alta, ust uste sehvetle yiyismelerini seyretmek, sanki uzun suredir abaza kalmisim gibi, beni sehvetten deliye döndurdu. Nihal bu isi iyi biliyor, goguslerini karimin goguslerine bastiriyordu. Bu arada, Nihal, Elif’in uzerine yatinca, benim yarrak havada kaldi. Bizim hanimlarin sevismelerini biraz seyredip, arkadan Nihal’in uzerine, muhtesem kalcalarina abandim. Basladim, iceri sokmadan amcigina surtturmeye. En altta karim, ustte ben, Nihal ikimizin arasinda kivraniyordu. Hemen bosalip, bu sahneleri kacirmak istemiyordum. Elif ve Nihal’in dilleri disarida, acayip opusuyorlar, bibirlerini tatli tatli oksuyorlardi. Bu arada, Nihal baldirlari ile karimin amcigina baski uyguluyor, kendi apus arasini da, karimin bacaginin ust kisimlarina surtturuyordu. Nihal, belirgin bir sekilde gidip gelmeye basladi. Bacaklari birbirlerinin amciklarina surtunuyor ve belli ki, ozellikle Nihal bundan cok zevk aliyordu. Ben de, sikimi Nihal’in amcigi ile karimin bacagi arasina soktum. Nihal ayni zamanda hem benim sikime, hem de Elif’in baldirina surtunuyordu. Nihal’in sallanan memeleri, Elif’in goguslerine, oksar gibi degmeye devam ediyordu. Her ikisinin de gogus uclari iyice irilesmisti. Nihal’in ami iyice vicik vicik olunca, gotunu zorlamaya basladim. Kari iyice alismisti artik, gikini bile cikarmadan sokturdu. Simdi, karimla, Nihal’i aramizda sandvic yapmistik. Bizim hanim, en altta zevkle inliyordu. Ben Nihal’in sıkı gotune daha fazla dayanamadim, oldugu gibi icine fiskirttim. Besir banyodan cikinca, biz, birer, birer girdik. Besir giyinmis, gitmeye hazirlaniyordu. Bizim hanimlar, koca yarrakli arkadaslarini uzun uzun operek ugurladilar. Neredeyse aglayacaklardi. Evet, karim tutkulu ve erotik bir kadindi, ama Paris’te bu yasadiklarimiza degin, ben bile Elif’in bu denli ihtirasli ve isterik oldugunu dusunememistim. Bu Paris gezisi hepimizin gizli duygularini ortaya cikarmisti.

Besir gidince oglene kadar uyuduk.

Super luks butikte neler yasandi… Bir sonraki bolumde.

Ben Esra telefonda seni boaltmam ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Otobuste Turbanliyi Tacizle Baslayan Grup Seks Mac

Ben Esra telefonda seni boaltmam ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Otobuste Turbanliyi Tacizle Baslayan Grup Seks Mac

Fuat çalan telefonunu açtığında Kenan’ın heyecanlı sesiyle irkildi; “Oğlum bir çiftle tanıştım az önce. Kadının adı Yeliz. Otobüste yanlışlıkla poposuna dokundum. Bana baktı ve güldü. Fuat, çok güzel kadın. Türbanlı hem de. Daracık uzun elbise giyiyordu. İncecik belinin altında yusyuvarlak poposu muhteşem! O gülünce ben de cesaret ettim bu kez okşadım poposunu. Yanında da kocası varmış. Gördü ve öğrenci misin diye sordu. Evet dedim. İki öğrenci arkadaşını daha bul ve bize gidelim dedi. Adam karısına grup yaptıracakmış. Söz vermiş. Oğlum Turgut’u da ara. Bu fırsatı kaçırmayalım. Ama adam önce bizim üçümüzü de görüp karısı beğenirse götürecek. Acele et, Beşiktaş’taki AVM ye gel hemen”.

Kenan, Fuat ve Turgut üniversiteye yeni başlayan üç genç arkadaş. İlk cinsel deneyimlerini üniversite yurdunda tanıştıktan sonra birbirlerini gaza getirerek gittikleri masaj salonunda yaşamışlardı. Gerçi oraya harcadıkları para fazla olunca iki ay sıkıntı çekmişlerdi ama üçü de durumlarından memnundu. Sonrasında Turgut bir kız arkadaş edindi kendisine. İkinci haftasında üniversitedeki başka bir erkekle aldatılınca intikamını farklı bir yolla almayı seçti. Sevgilisinin telefon ve facebook gibi bilgilerini Fuat ve Kenan’la paylaştı. Kızın zaaflarını ve ilgi alanlarını anlatarak ikisinin de onunla birlikte olmasını sağlamıştı. Birinci yılın sonuna geldikleri şu günlerde bu olay başlarına gelen en müthiş seks deneyimi olacaktı. Aynı kızla ayrı ayrı birlikte olunca içlerinde grup seks yapma merakı gizliden gizliye uyanmıştı zaten. Şimdi hiç beklenmedik bir şekilde bu fırsat ayaklarına gelmişti.

Yeliz zengin ve olgun yaşta bir iş adamının genç ve güzel karısıydı. Kocası iyi biriydi ama Yeliz’i cinsel olarak tatmin etmekte yetersiz kalıyordu. Son zamanlarda porno izlemeye ve bu filmlerin konuları nedeniyle birlikte fanteziler kurmaya başlamışlardı. Bir gün Yeliz “beni bir grup erkekle seks yaparken hayal eder misin?” diye sorduğunda başlattıkları düşler onları bugüne getirdi. Kalabalık bir otobüsü seçip bindiler ve eli yüzü düzgün ve genç birisini aramaya koyuldular. Yeliz’i gözüyle soyan çok insan vardı ama hiçbiri onlara uygun değildi. En son Kenan ile tanıştıklarında öğrenci bir genç grubun en iyisi olacağına karar vermişlerdi. Üç genç AVM önünde buluştuğunda Yeliz kocasının lüks arabasında ön koltukta oturuyordu. Kocası da şoför koltuğundaydı. Yeliz üç genci de süzdükten sonra “Olur” dedi. Kocası dışarı çıkıp üç gençle de tanıştı ve arabaya geçmelerini söyledi. Genç kafadarlar cinsel zevkin sarhoşluğuna şimdiden yakalanmışlardı. İki katlı, geniş bahçeli villaya geldiklerinde önde Yeliz ve kocası, arkada gençler girdi evin büyük kapısından.

Evde kimse yoktu. Burası arada kafa dinlemek için geldikleri Beykoz’da bulunan bir villaydı. Yeliz salona geçti. Kocası gençleri durdurdu ve “Gençler sizden sadece doğal olmanızı, gerektiği kadar sert gerektiği kadar yumuşak davranmanızı istiyorum. Ben sizi izliyor olacağım. Girin ve karımı memnun edin.” dedikten sonra yandaki odaya geçti. Burada salona açılan aynalı bir cam vardı. Yani salondakiler bu odayı göremiyordu. Üç arkadaş odaya girdiklerinde karşılarında kelimenin tam anlamıyla bir afet duruyordu. Türbanlıydı, kapalıydı her yanı. Ama öyle bir elbise giymişti ki, göğüslerinin harika şekli, poposunun yuvarlaklığı, omuz hatları tüm mükemmelliğini sunuyordu seyredene. Yeliz de heyecanlıydı gençler gibi. Önce Kenan yanına geldi. Yüzüne biraz baktıktan sonra dudaklarına yapıştı. Sarıldı sımsıkı. Sevgilisini öper gibi öpüyorlardı birbirlerini. Derken Turgut Yeliz’in arkasına geçti ve sırtını, poposunu okşamaya başladı. Onun elinin nezaketi altında etkilenen Yeliz döndü ve bu kez Turgut’la öpüşmeye başladı. Fuat biraz onları seyrettikten sonra Yeliz’in nefes almak için ayrılmasını fırsat bilip elinden çekti ve o da başladı öpüşmeye. Üç genç ve yakışıklı erkeğin dudaklarında eriyen Yeliz zevk yorgunluğuyla kendini kanepeye bıraktı. Turgut yanına oturup elbisesinin üstünden memelerini okşamaya başlarken diğer yanına oturan Fuat dudaklarında eksik kalan buselerini tamamlıyordu. Kenan da Yeliz’in önüne diz çökmüş, ayak ucundan başladığı, elbise üzerinden okşama hareketleri diz ve baldırları geçerek bacak arasına gelmişti. Bu harika yeri okşuyor ve arada da burnunu dayayıp kokluyordu kadınlığını Yeliz’in. Turgut aşama atlamaları gerektiğine karar vermiş olacak ki Yeliz’i biraz eğip sırtındaki fermuarını açtı. Bembeyaz teni V harfi gibi açılan koyu sarı elbisenin altında, ortada siyah bir sutyenin sırt bağlantısı ve kopçasıyla parlıyordu. İpek gibi bir teni vardı Yeliz’in. Elbisenin arkasının açıldığını gören Fuat, Yeliz’e kollarını çıkartması için yardım ederek üst kısmını soydu. Dizleri dibindeki Kenan da elbiseyi poposunun altından sıyırıp bacaklarından çıkarttı ve attı arkasındaki boşluğa. Üzerinde siyah bir külot, siyah bir sutyen, siyah bir türbanla ve bembeyaz teniyle Yeliz üç gencin arasında oturuyordu. Turgut bu sonuçla da yetinmedi ve siyah sutyeni bir çırpıda çıkartarak güzel, orta büyüklükteki sert ve diri göğüsleri özgürlüğüne kavuşturdu. Meme uçları dimdik olmuştu Yeliz’in. Turgut ve Fuat bu güzelliğe seyirci kalamayıp birer göğsü emmeye başladılar. Bu arada Kenan da önündeki külotu yana doğru kaydırıp, Yeliz’in bembeyaz, âdete dokunulmamış gibi tertemiz duran, ıslanmış vajinasını açmış, biraz okşadıktan sonra yalamaya başlamıştı. Az sonra Yeliz’in vücudunun her noktasında ya bir dil ya da bir el geziniyor, bedeninin her yerindeki zevk noktaları en yüksek sinyalleri gönderiyordu beynine.

Fuat daha fazla dayanamayıp pantolonunu ve baksırını çıkarttı. Kanepenin üstünde ayağa kalktı ve sem sert olmuş penisini Yeliz’in ağzına dayadı. Bir elini Fuat’ın poposuna koyan Yeliz poposundan kendine çekerek hayatında canlı olarak gördüğü ikinci penisi büyük bir zevkle ağzına doğru bastırıyordu. Vajinasına sokulan dilin etkisiyle iki kez boşalmış, yeni boşalmalar için hazırlanıyordu. Turgut da pantolon ve baksırını çıkartmış, penisini Yeliz’in diğer eline vermiş okşatıyordu, onun muhteşem meme uçlarını ısırırken. Derken Kenan da altındakileri çıkartıp büyük penisini sıvazlarken “Yeliz Hanımı yere alalım” dedi arkadaşlarına ve yere uzandı. Kenan Yeliz’in elinden tutup önce penisine oturmasını sonra üzerine doğru yatmasını sağladı. Yeliz yerde oturmuş ve Kenan’a doğru eğilmiş şekilde ileri geri hareket ederken, Fuat da Yeliz’in popo deliğine sehpanın üzerinde bulunan kayganlaştırıcıyı sürüp penisini soktu. Yeliz, Fuat ve Kenan arasında tost olmuştu adeta. Yeliz Kenan üzerinde gidip gelirken aynı zamanda Fuat’ın penisi de arkasına girip çıkıyordu. Turgut da Yeliz’in baş hizasına gelmiş bu git geller sırasında penisini ağzına sokuyordu.

Karısının üç üniversite öğrencisinin arasında becerilmesini izleyen Yeliz’in kocası da aynalı camın arkasında otururken penisini çıkartmış mastürbasyon yapıyordu. Yaptığının yanlış olduğunu biliyordu. Aslında çok kıskanırdı karısını. Bir başkasına gülümsediğini görse o kişinin yerinde olmak isterdi. Sadece ona gülsün, sadece onunla sohbet etsin isterdi. Ama asla böyle bir kısıtlama da getirmemişti. Onu çok seviyordu. O derece seviyordu ki, onun istediği zevki yaşamasına engel olmamıştı. Seks hayatları çok da kötü sayılmazdı. Ama karısı çok gençti ve istekleri, onun verebildiğinden fazlaydı. Bu şekilde en azından kendisini aldatmadan, sadece zevk almak için istediği zevki doruklarda yaşayabileceği bir ortam sunmuştu ona. Ve hala kendisini seveceğinden de emindi.

Üç arkadaş Yeliz’in vajinasına, poposuna ve ağzına boşalmış ve Yeliz’in etrafında buldukları yere uzanıp kalmışlardı. Az sonra Yeliz yerden kalktı ve banyoya gitti. Geldiğinde sanki hiç seks yapmamış gibi şık duruyordu. Yeni bir elbise giymişti üzerine. Kocası da salonda gençlerle konuşuyordu. Yeliz üç gençle de tek tek öpüşüp vedalaştı. Kocası gençleri kapıya kadar uğurladı ve sonradan çağrıldığı belli olan şoföre misafirleri istedikleri yere bırakmasını tembihleyerek villaya geri döndü.

Bu üç genç için de hayatları boyunca unutamayacakları bir deneyim olmuştu. Hatta hayatlarını belki de kökten etkileyecek ve değiştirecek bir deneyim. Üç arkadaş da bundan sonra türbanlı kızlardan hoşlanacak ve evliliklerini de Yeliz’i hatırlatacak kızlarla yapacaklardı mesela.

Not: Roman tarzında yazmakta olduğum hikayemin devamını okumak isterseniz bana mesaj atınız…

Ben Esra telefonda seni boaltmam ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Romantik bir Gay Filmi: Sonsuza Kadar

Ben Esra telefonda seni boaltmam ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Romantik bir Gay Filmi: Sonsuza Kadar
Efe Akın, katıldığı bir yemek programında şarkı söyleyerek şöhret olduktan sonra başarılı albüm çalışmalarına imza atmış, bazı müzik ödülleri kazanmış ve birkaç popüler TV dizisinde rol almış, genç kızlar tarafından sevilen yakışıklı bir pop şarkıcısıydı. Kimileri onu yaptığı romantik şarkılarla tanıyor, magazin basınında çıkan ünlü mankenlerle ve oyuncularla çekilmiş fotoğrafları yüzünden onu bir hayli çapkın bir erkek zannediyordu. Tüm bunların sadece bir PR göz boyaması olduğunu, imajının aksine Efe’nin iri yarı ve sert erkeklerden hoşlanan bir pasif olduğunu bilenler de vardı ama kimse bunu yüzüne vuramıyordu. Şöhret ve para, ona böylesi bir dokunulmazlık sağlamıştı. Henüz yirmi altı yaşındaydı ama on altı yaşından beri pasif oluyordu. Şöhret olduktan sonra Efe’yi esk**en birlikte olduğu bazı kişiler para istemek için sürekli arayıp, onu afişe etmek için tehdit ediyorlardı ama çok şükür Efe’nin seks tape’leri ya da uygunsuz fotoğrafları da yoktu. Yani bazı vücut ve popo resimleri vardı tabi ama bunların ona ait olduğunu kanıtlayacak bir şey yoktu o fotoğraflarda. Fakat Efe’nin tek uğraştığı kesim bunlar değildi, bir de kökten dinci bir yobaz tayfası vardı ki onu sürekli ölümle tehdit ediyorlardı. Bu da şöhret ve paranın bedeliydi. Efe yazın Rumeli Hisarı konserlerindeki performansından sonra evine dönerken uğradığı silahlı saldırıdan sonra menejeri artık her yere bir özel korumayla gitmesi gerektiğini düşünerek ona tecrübeli bir koruma aramaya başladı. Askerliğini Hakkari’de komando olarak yaptıktan sonra özel güvenlik sektöründe çalışmaya başlamış olan Murat Akdağ, son on yıl içinde birçok siyasetçinin ve ünlünün de özel korumalığını yapmış profesyonel bir korumaydı. Efe’nin menejeri ona teklif götürdüğünde Efe Akın gibi adı kötüye çıkmış biri adına çalışmak konusunda biraz isteksiz davranan Murat, sonunda bu işi sırf parası iyi olduğu için yapmaya karar verdi. İşin aslı Murat homofobik bir adamdı, eşcinsellerden rahatsız oluyordu. Sportif üçgen vücudu yüzünden bu tiplerin kendisine sürekli asılmasından rahatsız olan Murat, Efe’nin çevresinde bu tarz çok fazla insanla karşılaşmaktan çekiniyordu ama işi kabul etmişti bir kere.

Efe, Murat’ı görür görmez onun homofobik bir adam olduğunu anlamıştı ama homofobi aynı zamanda eşcinselliğin de göstergesiydi. Eşcinsellerden en çok rahatsız olan tiplerin genelde gizli eşcinsel çıktığı da ortadaydı. Murat bir gün Efe’nin birlikte olmak için eve çağırdığı bir aktifi içeri almayınca Efe küplere binmişti. “Sen benim misafirimi nasıl olur da benim evime almazsın ya, sen kimsin?! Kim oluyorsun?!!”, demişti. Murat da kendini savunarak, “Kusura bakmayın Efe bey ama ben özel korumayım, bugüne kadar da kimse için pezevenklik yapmadım, bundan sonra da yapmam”, deyince Efe terbiyesini bozup, “Ay defol ya siktir git hadi! Seni kovuyorum! Derhal çık!!!”, diyerek Murat’a kapıyı gösterdi. Menejeri hemen Efe’yi aradı: “Efe, gözünü seveyim, ya bu adamı ikna edene kadar akla karayı seçtim. Yapma nolursun. Evet biraz pirpirikli bir adam kabul ediyorum ama gerekirse senin hayatı pahasına korur. Bu adam işinin ehli biri, hadi nolursun kırma beni”, dedi. Efe, “Ya nerden buldun bu ayıyı, gerçekten de tam bir ayı gibi”. Menejeri espirili bir şekilde, “Sen ayıları seversin hadi yapma, arayıp söylüyorum yarın tekrar dönsün işinin başına”, dedi. İki gün sonra Efe’nin yeni açılan bir alış veriş merkezinde üç şarkılık kısa bir akustik konser vermesi gerekiyordu ve açıkçası o izdihamda yeniden saldırıya uğramaktan çekindiğinden “Tamam ya üfff, başka birini bulana kadar idare ederim”, diyerek Murat’ın geri dönmesine razı oldu. Efe konsere kadar Murat’la “günaydın” ve “iyi akşamlar” demek dışında tek kelime konuşmamıştı, sanki yokmuş gibi davranıyordu. Konser günü geldiğinde Efe sahneye çıktı ama alış veriş merkezi yönetimi daha fazla insan çekmek için büyük indirimler yapılacağını, çekilişler düzenleneceğini de duyurunca izdiham yaşandı. Efe’nin şarkı söylediği küçük sahneyi aydınlatan büyük spotlardan biri sahneye devrilince Efe ölüm tehlikesi atlatmış ama Murat onu son anda kucaklayarak sahneden uzaklaştırmıştı. Efe, Murat’ın kaslı kollarında geçirdiği, birden bire yakınlaştıkları bu birkaç saniyeden sonra ondan hoşlanmaya başlamıştı. Murat da tuhaf bir çekim duymuştu ona karşı ama adını koyamıyordu. O gece Efe, Murat’a teşekkür etmek için beraber yemeğe gitmeyi tekif etti. Murat önce,”Gerek yok buna, benim görevim bu”, dediyse de Efe’nin ısrarlarını kıramadı.

O gece Efe’nin bir arkadaşının boğaz manzaralı restoranında ikisi için romantik bir akşam yemeği hazırlatmıştı. Efe, Murat’a kendisi hakkında merak ettiği ama soramadığı her şeyi sorabileceğini söyledi. Murat, “Merak ettiğim bir şey yok, zaten siz sürekli göz önündesiniz…”, deyince Efe, “O zaman ben sorayım sana, ister misin?…”, dedi. Murat başıyla onayladı. “Sen neden bu kadar gerginsin bu ibnelik mevzusunda?”, dedi. Murat da geçmişte kendisine sarkıntılıkta bulunan, hatta isim vermeden kendisine ilişki teklif eden tanınmış bazı eşcinsellerin olduğunu da söyleyerek, “Bunlar bana ters şeyler Efe bey, beni rahatsız ediyor sadece”, dedi. “Tamam ama hayatta böyle bir gerçek de var. Ben kendimi bildim bileli böyle hissediyorum. Ve bugün beni sadece eşcinsel olarak değil bir insan olarak görüp yardım ettiğin içinde sana minnettarım”, dedi Efe. “Dediğim gibi bu benim görevim”. “Tamam ama eşcinselleri sevmiyorum dedin”. “Ama yine de… bu benim görevimdi”. “Peki peki, sana bir şey vermek istiyorum”, dedi Efe ve yanında getirdiği çantadan bir kutu çıkardı. “Bunu kabul etmeni istiyorum”, diyerek kutuyu Murat’a uzattı. Murat, “Kusura bakmayın bu profesyonelliğe aykırı”, diyerek kutuyu almak istemedi. “Hep böyle gıcık mısındır?”, dedi Efe, “Ya bir kere de uyumlu davran, bir kere de tamam de”. Murat kutuyu eline alıp açtı, içinden son derece şık ve pahalı bir kol saati çıkmıştı. “Bu… gerçekten çok pahalı bunu kabule edemem,” dedi Murat. Efe, “Sen beğendin mi bu saati?”, diye sordu. “Evet ama…”, dedi Murat, “Bu gerçekten çok pahalı bir saat Efe bey”. Efe yerinden kalkıp saati kutudan çıkardı, elini Murat’a uzatarak, “Takmama izin verir misin?”, dedi. Murat elini ona uzattığında ilk defa elini tuttu, elleri kocaman ve çok seksiydi. Efe Murat’ın koluna saati takarken göz göze geldiler. Murat utanarak gözlerini kaçırdı. “Teşekkür ederim, hiç gerek yoktu”, dedi Murat. Efe, “Boşver. Sana çok yakıştı”.

Efe’nin villasına döndüklerinde Efe iyi geceler dileyerek üst kattaki yatak odasına çekildi. Murat’ı uyku tutmamıştı, kolundaki saati çıkarıp kutuya koydu. İçi rahat etmediğinden onu Efe’nin üst kattaki prova odasına bırakmaya karar verdi. Merdivenleri yavaşça çıktı ve tam prova odasına girecekken, Efe’nin odasının kapısı açıldı. İçerisi karanlıktı. Kutuyu koridordaki vazolu sehpanın üzerine bırakarak merakla ordaya girdi. “Efe bey… iyi misiniz?” “Evet, sadece yalnız hissediyorum”, dedi Efe, “Bu gece benimle uyur musun?…” Murat, “Hayır bunu yapamam”, dedi hemen. “Uyumak dedim sadece”, dedi Efe, “Söz veriyorum sana dokunmayacağım, zaten yatağım bir hayli büyük”. Murat’ın içi içini yiyordu ama Efe’yi kırmak istemedi. “Tamam bir şartla bunu yaparım, bana aldığınız saati yarın geri vereceksiniz. Bunu kabul ediyor musunuz?”, diye sordu. Efe, “Artık uyumak istiyorum”, diyerek sırtını döndü. Bu Murat’ın sorusunun cevabı değildi ama Murat gene de yatağın boş olan pencere kısmına elbiseleriyle uzandı. Belki o gece içtiği birkaç kadeh ya da belki de yorgunluktan uyuyakalmıştı. Sabah erken bir saatte uyandığında kollarıyla Efe’yi sardığını ve ona sarılarak uyuduğunu farketti. Murat hemen yataktan kalkıp aşağıya kata, kendi odasına döndü. Sabah kahvaltıda Efe ile yeniden bir araya geldiler. “Uyandığımda yoktun”, dedi Efe, “Neden gittin?” Murat, “Bakın Efe bey, ben sadece bir korumayım, erkek arkadaşınız değil”, dedi kaba bir şekilde, “Saati de bugün geri vereceksiniz, söz verdiniz”. Efe sakin bir şekilde, “Tamam, geri verdiririm. Sen götürür geri verirsin”, dedi, “Belki o zaman için rahat eder”. Sonra masadan kalkıp odasına çekildi. O gün reklam çekimleri için beraber gittikleri sette Efe, ünlü reklamcı Tekin Koç ile epeyce yakınlaşmıştı. Murat adamın eşcinsel olduğunu Efe’ye gösterdiği ilgiden anlayabiliyordu. Efe, çekimler boyunca Tekin Koç’la flört ederek yakınlaşmasına katlanmak zorunda kalan Murat’a, “Sen saati geri götürecektin. Haydi sen git o işi hallet. Ben burada Tekin beyle oldukça güvendeyim zaten”, diyerek onu uzaklaştırmıştı setten.

Murat saati dükkana iade edip gelene dek Efe’yi düşünmüş, Tekin bey’in ona gösterdiği ilgiden rahatsız olmuştu. Sete geri döndüğünde ise Efe’nin çoktan eve döndüğünü öğrenmiş ve iyice endişelenmişti. Mümkün olduğunca hızla eve döndüğünde Efe’yi evin her yerinde arayıp bulamayınca yatak odasına dalmıştı. Efe yatağında sırt üstü ve çırılçıplak uzanıyordu. Bacakları havada ve hafifçe ayrılmıştı ve muhteşem kılsız poposu son derece davetkar bir görünüm sergiliyordu. Elinde pembe renkli bir dildo vardı ve kalçaları sürdüğü kayganlaştırıcı yüzünden ışıl ışıl parlıyordu. Murat gördüğü bu muhteşem manzaradan etkilenmiş ve penisi hafifçe sertleşmişti. Efe dönüp, “Neden geldin?”, dedi, “Yoksa Tekin’le seks yaptığımı mı düşünüyordun?…” Murat daha fazla dayanamayıp yatağın üzerine çıkarak Efe’nin dudaklarına yapıştı. Efe de Murat’ın üzerindekileri çıkartarak onu sırt üstü yatağa yatırdı ve kucağına çıktı. Murat’ın kaslı göğüslerini okşarken, Murat da onun kalçalarını okşuyor, iyice sertleşen penisini Efe’nin nemli ve kaygan deliğine sürtüyordu. Efe tek eliyle Murat’ın kalın yarrağını kavrayarak deliğine bastırdı,”Seni içimde istiyorum Murat”, dedi. Murat da kalçalarından tutup Efe’yi kucağına bastırarak penisini Efe’nin deliğine geçirdi. “Böyle iyi mi?”, diye sordu Murat. Efe inleyerek Murat’ın penisini dibine kadar içine aldı ve Murat’ın kucağında hoplamaya başladı. “Ahhh harikasın Murat, haydi sik! Sik lütfen! Onu içimden hiç çıkarma!”

Efe zaman zaman eğilerek Murat’ı dudaklarından, boynundan ve göğsünden öpüyor ve bir yandan da kendi penisiyle oynuyordu. Murat alttan vurduğu sert ve seri darbelerle Efe’yi zevkten kendinden geçirmişti. Murat aniden yataktan kalktığında Efe onun gideceğini düşünmüştü ki tam bu sırada Murat’ın o kocaman ellerinin kalçalarından tutarak onu yatağın kenarına çektiğini hissetti. Murat az sonra kendisi ayaktayken onu yatağa domalmış halde dört ayak üzerindeyken sertçe sikmeye başlamıştı. Murat’ın iri testislerinin kendininkilere çarptığını hissederek ard arda zevk patlamaları yaşayan Efe, “Lütfen yüzüme fışkırt spermlerini erkeğim!”, diyordu, “Ağzımı yüzümü spermlerinle yıka bebeğim!” Murat aniden penisini Efe’nin deliğinden çıkarıp bir panter gibi yatağın üzerine atladı. Bir eliyle Efe’yi saçlarından tutup sikine yaklaştırdı, diğer eliyle de hızla otuzbir çekiyordu. Efe ağzını açmış bekliyordu. Sperm gözlerini yaktığından onları kapatmalıydı ama Murat’ı da izlemek istiyordu boşalırken. Murat birden oluk oluk fışkırtmaya başladı. Spermler Murat’ın penisinin deliğinden kalın iplikler halinde fışkırarak Efe’nin yüzüne çarpmaya başlamıştı. Bu sırada Efe’nin ağzına da birkaç damla gelmişti. Murat’ın sperm tadını dilinin üzerinde hisseden Efe hiç düşünmeden onları zevkle yuttu. Murat’ın kaslı ve kıllı vücudu ter içinde kalmıştı. Efe dizlerinin üzerine doğrularak Murat’ın hala sert halde olan ve aşağı yukarı kasılarak zıplayan penisinin kafasını ağzına alarak emmeye başladı. “Dışarıda hep gıcıksın ama yatakta mükemmelsin”, dedi Efe gülerek. Murat eğilip onu dudaklarından öptü, “Seni çok kıskandım”, dedi. “Biliyorum”, dedi Efe, “Bunu yaşamanı istedim”. Aslında Tekin’le aralarında hiçbir şey olmadığını, onun da kendisi gibi pasif olduğunu anlattı sonra beraber uzanırlarken.

Efe artık daha mutluydu çünkü artık hayatında Murat gibi bir adam da vardı. Kendini yalnız hissetmediği gibi daha da güvende hissetmeye başlamıştı. Murat artık onunla yatak odasında uyuyordu ama bunu sadece evdeki hizmetçiler biliyordu. Efe onları kimseye bir şey söylememeleri için tembihlemişti. Birkaç ay sonra prestijli bir TV kanalının ödül programında o yılın en iyi albümü kategorisine aday olduğunu öğrendi Efe. Daha önce hiç bu kadar mutlu olmadığını düşünerek törene katılacağını bildirdi organizasyonu düzenleyen kanala. Ödül töreni sabahında Efe’nin telefonuna bir tehdit mesajı daha gelmişti. “O gece törende sahneye çıkarsan Allah şahidim olsun ki leşini oraya sererim senin göteveren ibne”, diyordu bir tarikat mensubu. Efe yanında Murat varken bu tehditlere artık kulak asmıyordu. Nihayet tören gecesinde en iyi albüm adayları açıklandıktan sonra sunucu, “Evet sayın seyirciler, bu yılın en iyi albümü kategorisinde kazandığı ödülü almak için… Efe Akın’ı sahneye davet ediyoruz! KARŞINIZDA EFE AKIN!” Efe sahneye yürürken, Murat da kalabalığı gözlemliyordu. Tam bu sırada konser salonunun balkonunda bir hareketlilik gözüne çarptı Murat’ın. Sakallı bir suikastçi elindeki dürbünlü tüfeği sahneye doğru çevirmişti. Efe ödülü eline almak için sahnenin merdivenlerinden çıkarken Murat aniden Efe’nin üzerine atıldı ve bir el ateş edildi. Salonda çığlıklar koptu ve büyük bir panik yaşanmaya başladı. Tüfekten çıkan kurşun Murat’a isabet etti ama Murat ayağa kalkıp tekrar Efe’ye ateş etmeye çalışan yobazı alnının ortasından vurarak yere yığıldı. Törene katılan herkes adeta birbirini ezerek salondan çıkmaya çalıştığı için ambulans görevlileri içeri girip Murat’a müdahale edemiyorlardı. Efe Murat’ın yanına oturmuş, “Yardım edin! Arkadaşım ölüyor!”, diye bağırıyordu. Mecburen arkadaşım demek zorundaydı çünkü kimse ilişkilerini bilmiyordu. Oysa “hayatımın aşkı” demek isterdi Murat için…

Birkaç hafta sonra Murat’ın kurşun yarası nihayet iyileşmiş ve Murat da hastaneden taburcu edilmişti. Murat, Efe’nin menejerinden Efe’nin yurtdışında bir yapımcıyla İngilizce bir albüm üzerinde çalışmak için Amerika’ya gideceğini öğrenmişti. “Efe bugün öğleden sonra özel uçakla saat dörtte Los Angeles’a uçuyor”, dedi menejeri, “Bu albüm çok büyük olay olacak, bak göreceksin”. Albüm Murat’ın umurunda değildi, Efe gitmeden önce onu görmek için bir an önce havaalanına sürdü arabasını. Efe’yi uçuş öncesi VIP salonunda beklerken buldu. Efe onu gördüğüne çok sevinmişti, hemen boynun sarıldı ama herkesin içinde onu öpemezdi. “İyi olduğuna sevindim”, dedi Efe, “En fazla beş altı ay sürecek bu albüm, sonra döneceğim…” Murat gözlerinin içine bakarak, “Sonrası yok Efe, sen de çok iyi biliyorsun”, dedi, “Bizi rahat bırakmazlar…”. Efe de bunun yürümeyeceğini biliyordu çünkü eninde sonunda birileri öğrenecekti ve bu onun bugüne kadar inşa ettiği kariyerinin sonu anlamına geliyordu. Kimse eşcinsel olduğu ortaya dökülmüş birinin albümlerini satın almazdı. “Tuhaf bir durum bu…”, dedi Efe, “Oysa neredeyse herkes herşeyin farkında ama ben sürekli bir şeyleri gizlemek zorundayım… Haklısın”. O sırada gelen bir görevli Efe’ye uçağının kalkışa hazır olduğunu söyledi. Efe Murat’ı yanağından öptü ve “Hoşçakal”, diyerek çıkışa yürüdü. Sonra aniden dönüp “Eve uğrayıp anahtarları bırakırsın deği mi?”, dedi buruk bir gülümsemeyle. “Tabi ki”, dedi Murat. Murat eve döndüğünde anahtarları evin hizmetçisine verdiğinde kadın, “Murat bey, Efe bey bunu size vermemi söyledi”, diyerek ona bir kutu uzattı. Murat arabasına binip kutuyu açtığında içinde geri verdiği saati gördü yeniden. Saatin iç kısmında “Seni Sonsuza Kadar Seveceğim” yazıyordu. Murat uzun zamandır hiç ağlamamıştı. Gözlerinden birkaç damla yaş süzülürken saati koluna geçirdi ve bir daha da hiç çıkarmadı.

-SON-

Ben Esra telefonda seni boaltmam ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Sonunda olacağı buydu…

Ben Esra telefonda seni boaltmam ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Sonunda olacağı buydu…

Ortalama boyda ve orta üstü kiloda kendi halinde biriydim. Yalniz kaldigimda ozellikle siyah jartiyerli corap seksi bir sutyen kilot takımı hatta siyah bir elbise olmazsa olmazimdir.

Ama bir türlü birisi ile olacak cesaretim olmadi, giyindim suslendim en fazla cam show ile kendimi tatmin ettim.

Belk**e sorun kilomdu, belk**e kendime güvenemiyordum. Bir gün zayıflama yöntemleri nelerdir diye araştırma yaparken kendimi kapsamlı bir diyet ve spor egzersinde buldum.

Durmadan spor yapıyor hiç durmadan çalışıyordum günler günleri aylar ayları kovaladı istediğim bir fit bir vücuda kavuştum. Bu arada spor yaparken kalça ağırlık yaptığı sporlar elimden geldiğince östrojen içeren gıdalarla beslenmek günde 2 tane doğum kontrol hapı içerek kalçalarımın yuvarlak olmasını göğüslerimin büyümesini sağladım.

Artık bir afet olmuştum zaten hiç kıl yoktu. Sadece yalnız kalınca değil isanlar içinde içime bir şeyler giymeye devam ettim ama yeter cesareti bulabildiğim zannetmiyorum.

Birgün istanbul’da işim çıkınca, aksam is cikisi çok eski arkadaşım Serdari görmeye gittim. Birkaç bira bol bol üniversite anıları kakara kikiri akşam vakit geçirdik gece 11 gibi ben otele geçeyim deyip izin istedim aklımda otelde muhteşem bir afet olmak vardı.

Serdar izin vermedi ya dedi kaç yıldır görüşmüyoruz benim hanım evde yok bomboş ev a sen de bir yerde yatırırsa işte hem sohbet ederiz aslında istemeye istemeye kabul ettim çünkü serdar’ın yanında giyinmem mümkün olmayacaktı çok ısrar ettiği için evine doğru yola çıktık

Evdede birer votka sonrasi saat gece 2 gibi hadi artık yatalım yarın iş var diye konuştuk. Ben nerede yatacağım dediğimde Serdar oğlum iki kişilik yatak gel işte yat bir yan tarafta diye aklınca espri yaptı. Birden bir cesaret geldi içimden işte Cansu aradığın fırsat bu dedim.

Ya iyi diyorsun hoş diyorsun da seni bilmem mi ne azginsindir, bu yataga kız giren kadın çıkar, artık benim başıma ne gelir kim bilir dedi

Serdar’ın da zaten kafa güzel vallahi Bizim karı da yok 20 gündür gözüm dönmüş delikli kuruşa bile sulanıyorum dedi.

İçimden Cansu bir şeyler olabilir dedim ayıldım, kendimdeydim artık. Yatağa doğru ilerlerken espri olarak başlattığım işi sürdürdüm. Bak Serdar vaat edip bir şey yapmayacaksan ben salonda yatıyorum falan takılıyorum oda sen yatağa bir gel bak bakalım o küçük Serdar mı büyük Serdar mi espri yapmaya devam ediyor.

Neyse bu şortla üstü çıplak atladı yatağın içine, ya bu konu öyle bir şaka olarak kalacaktı ya da ciddilesecekti.

Önce üstümü çıkardım Serdar tam sarhoş hafif baygın gözlerle bana bakıyordu gömleğimi çıkarttığında gözlerinin buyudugunu ve uzerimdeki azdirici gücünü fark ettim

Serdar oğlum nasıl meme benim karı da yok öylesi hayır kilon da yok bak kötü şeyler olabilir deyip güldü

He he kötü şeyler olacak nerede sende o malzeme diye cevapladim.

Ve pantonunda indirdim. Tahmin ettiğiniz gibi altında çok seksi bir string külot vardı ama Serdar külot fark ettim bilmiyorum

Yatağa girdim ama şakalaşma devam bak göğüslerde büyütmüşsün 2 dil atayım mı hafiften ellemeler ben küçük küçük cevap vermeye başladım

İlk kim kimi öptü bilmiyorum ama dillerimiz birleşmişti öylesine öpüşüyordum ki muhtemelen ?kimizinde dudakları morarmıştı yavaşça memelerime doğru indi, yalamıyordu, bildiğin somuruyordu. Ben çoktan gitmiştim artık ne yapsa hayır diyecek durumda değildim.

Elinden kurtulur gibi olduğumda o özlediğim siki once avuçladım sonra sonuna kadar ağzıma aldım ama nasıl anlatilmaz.

Serdar bildiğin bogurmeye başladı, çıkarmadım durmadım da, oluk oluk agzima boşaldı, zerresini ziyan etmeden yuttum. Ben bu ani yillardir bekliyordum..

Boşalma sirasinda Serdar ayildi, biz ne yaptik surat ifadesi ile bana bakmaya çalıştı ama hem ağzım hem gördüğü manzara tekrar indik hazır olmasını sağladı.
Ağzımdan çıkardığımda zaten üniversitede bile niyetin kötüydü sonunda istediğin oldu dedim, tam olmadı şuraya yüzüstü yat dedi

Çekmeceden vazelin alıp deligimin içine bir parmağıyla yedirmeye başladı Bir anda iki parmak oldu sonra 3 , 4’te bu sefer ben Çığlık atmaya başladım.

Arkamda yerini alıp gidip geldiğinde bunu bu kadar zamandır beklediğime hem bin pişman olmuş hem de anın tadını çıkarıyordum.

Sabah kalktım çantamdan siyah jartiyer takımimi, topuklarimi giyip mutfağa gittim kahvaltı hazırladım. Sonra neler mi oldu anlatacağım…
Ama yataga ilk girdigimdeki halim için asagiya iki foto biraktim

Ben Esra telefonda seni boaltmam ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

makarovia-4

Ben Esra telefonda seni boaltmam ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Ashley Williams

Subject: Makarovia, Chapter 4 Makarovia at Last Story: Makarovia? Where the Hell Is That!? Chapter 4 Makarovia at Last Author: Eric McQueen ail) Adult Readers, Sexual Situations, Sex Freedom of expression is precious. To do that Nifty needs help. Your donation is greatly desired. Give to fty/ or this story ends and all the others! That would be a crime! Anderson Cooper’s interview and they complete the semester. Eric goes to Makarovia! Makarovia at Last “Good evening. I’m Anderson Cooper.” Anderson said to the camera. “You are watching this because you heard or saw reports that a very unique marriage is in the works as a member of a royal family, a prince is marrying a man from the United States. I will introduce you.” He waved to Peter, who sat on the couch next to me. “This is Prince Petro Ivanov of Makarovia.” He nodded to Peter. “I want to thank you for letting me in to give this…” Anderson gave a sort of shrug as he couldn’t explain it any other way, “…situation a voice. You are a prince.” Peter nodded. “I am.” “Beside him is Eric Richards who is an American.” I nodded. “Born and raised.” “On the other side of Prince Petro sits his mother, Queen Alla Ivanov of Makarovia who…” Anderson smiled, “tells me, not only do you not object to this marriage but support your son’s choice in marriage.” Queen Alla nodded with a smile. “I most certainly do.” Hearing her speak English, I heard the accent like Peter had. “My son loves Eric. Why would I object to my son’s choice in who he loves?” Anderson nodded. “I agree, but…most people are surprised hearing this. Marriage for those of us who want this with someone the same gender was a hard-won victory to even have that right. It wasn’t until the turn of this century did the idea of a woman marrying a woman…a man marrying a man was accepted.” He waved at Peter and me. “But saying that a member of a royal family…that’s very…unusual; you two will be the first in known history.” He smiled. “So, let me start with…and just to get this out of the way. There is a growing international military presence consisting of several nations growing in Makarovia. Do you know what that’s about?” Peter nodded smiling. “We do, my brother King Olek will be telling about that on Friday.” Anderson nodded. “Okay, moving on…” he grinned. “How did you two meet?” “We attend the same university.” Peter took my hand smiling. “It was because they feared my use of the English language would lack…some ability to translate, that we were assigned to the same project.” “And that’s another question!” Anderson said. “How does an American boy…raised in the South, manage to speak Makarovian!?” He asked incredibly. “Fluently!” “My grandmother,” I answered. “She was raised in Kiev in Ukraine. She danced with the Bolshoi in Moscow until she defected to the United States. She spoke Russian and Ukrainian. She and my mother insisted I learn to as well. Except for some words and pronunciation is a little different with some words, it’s basically the same language.” “That almost sounds like it was planned,” Anderson said. I smiled. “Who’s to say it wasn’t?” “Makarovia stands alone in their approach to differences in human nature where it comes to this sort of relationship,” Anderson said. Queen Alla gave a tilt of her head. “It’s not that different, nor is it perverse or deviant. When there are love and respect, it’s what we’re made to do; find someone to spend our lives with. It’s simply part of being human. You spend five minutes with Peter and Eric and that is more than evident.” She smiled. “When I met Peter’s father, King Olek the first, his country’s view of the world was just one of the reasons I was glad to be a part of Makarovia.” She leveled a look at Anderson. “The real concern about this in royal families is the successful birth of future rulers. There are more ways now to see that it happens. The fact is future leaders were bred, raised and educated in times where that was difficult. That isn’t a concern now. Peter found someone to share his life with.” She shrugged. “Choosing someone that is equally raised is not the deciding factor now. I know Eric will be a good addition to Makarovia. That choice should not be because of beliefs, race or even gender.” Anderson was nodding the whole time Queen Alla spoke and his smile grew the more he heard. “Eric is going to a prince, right?” Anderson asked both Queen Alla and Peter. Peter nodded and took my hand. “He will be.” Anderson nodded again. “It’s just never been done.” “Now, it is.” Queen Alla said simply. The discussion went briefly to my family’s history and Peter’s history. I was very pleased to see…whatever Peter had felt before the interview, was gone. Now sat a confident, smart, and articulate man…no pauses to gather his thoughts…no “ums” or “wells.” Peter knew what he needed to say and didn’t retreat once! At the end, some plans for Makarovia were discussed. Anderson did what he said. He talked more about the marriage and future plans, but less about the gay aspect. He did allude to the fact that I was American, a commoner, and an outsider; the gay aspect was just one issue that made our upcoming marriage noteworthy and controversial. “Now, we’ve all been told about this first in history,” Anderson said. He leaned forward and stuck his hand out to us. “Thank you again…for letting me be the one to tell this amazing event about to happen.” He smiled. “I know there’s something very big happening in Makarovia that has nothing to do with this marriage. I know things are going to be good for you. Good wishes to both of you in the future.” Peter nodded. “Thank you.” He leaned in and kissed me. “It will be very good.” He hugged me to his side as he smiled. We all saw the red light go out. All of us, including Anderson, sighed when that happened. Anderson nodded appreciatively. “And we’re done.” He stood up and smiled. “That was a great interview. I look forward to hearing more.” I was pleased to see Peter was smiling. His mother, however, was smiling bigger and hugged Peter. “You were fantastic!” She said kissing Peter on the cheek. “I don’t need to know how or why, but you were perfect!” She said hugging her son again. Peter smiled a bit bashful. “That was pretty nice.” Then I realized Penelope Baldwin was still here. “Ms. Baldwin! I’m sorry, I forgot you were here!” She nodded smiling. “And that’s the way I will always be. I assist and don’t intrude.” “I’ll say.” I nodded. “You’ve been great!” Peter nodded in agreement. “Go home, Ms. Baldwin. Thank you.” “That’s why I’m here. Trust me, there will be plenty of requests to sort through in the morning.” She chuckled and cocked her head. “And could you call me Penny?” “Sure…Penny.” Peter smiled and turned to me. “Now, if you’ll all excuse us. I want to spend some time with my future husband.” He took my hand. “Excuse us.” Up in our room, he closed the door by pressing me against it as he gave me a smoldering kiss as his hands came up and around me. “Now, to keep my promise.” He said as he began pulling on my shirt to get it out of my pants and at the same time he was pulling on my belt to get rid of that as well. “The only promise I will ever hold you to…” I said as he went from my lips to my neck and began to nibble and kiss sending volts of lightning through me. “You promise to always love me?” Peter grabbed me and moved us back to the bed. “I promise.” “I will hold you to that,” I said enjoying the sensations but brought his face up to kiss him one long moment. “I will always love you.” He grinned. “You promise?” “Oh, yes!” I promised as he pulled my pants down and slowly gave me what I gave him right before the interview. Damn, he was good. Whatever he was dealing with, he was suddenly…passionate! The man was on fire! He and I enjoyed a good sex life, but NOW!!! I don’t know how many times I came, I lost count for him. We started out on the bed, then in the shower and then the bed again. He did insist I do what I loved and did what he loved. Finally, we climaxed together one last time, but we’d done it so often that night, there was nothing to come out, hardly. We were left panting to catch our breaths. “Damn,” I said hoarsely, rolling back nearly out of breath holding my head against the swirling dizziness. It wasn’t uncomfortable, it was very satisfying. “That…” I said, “…was…intense.” I propped up looking down at him as he smiled nodding. “What just happened to you!?” He looked a little…he didn’t know? “We were…with that…Anderson guy.” He shook his head. “I just…had this urge…I needed you right then. I wanted you so badly.” I smiled kissing him. “I’m always going to be with you, you can have me whenever you want.” I chuckled and looked at his grey-green eyes. “Sex is never bad with you, but that was over the top!” I put my nose to his chest hairs and down into his armpit, which he didn’t mind at all. He even moved so I would have better access. “Okay.” Peter smiled. “I don’t care, but what is it that you get by doing this?” “You,” I said simply. “Me.” He repeated. “I’m sort of sweaty.” I nodded. “That’s when it’s the strongest,” I explained. “I want to take as much of you into me as possible. You have a distinct odor.” “Not a bad odor, obviously.” He said logically. “No. It’s just you.” “Okay.” He smiled. “Knock yourself out.” He said raising his arms up to give me a choice. “One more thing.” He said with a tone of seriousness. “You know I need you.” I nodded. “I hope so.” “I never felt so…confident as I did tonight.” He kissed me. “That’s because of you.” “I’ll be here whenever you need me.” In the morning, I came down to see Queen Alla sitting enjoying her coffee. She was a real queen. Dressed in a nice robe and her hair done, she smiled at me, her eyes were telling me she knew what happened last night. “Good morning.” She greeted putting her coffee down. “I trust you two got some sleep last night.” Yes, she knew. I looked at her surprised. “Were we too loud?” She shook her head. “No.” She took a breath. “My son…” she thought carefully and said, “…is very sensitive.” Then she laughed lightly. “I’m not telling you something you don’t know. You know him better than anyone…even me.” She said a little sadly. “I don’t…” I began to defend against that. “No!” She smiled. “That’s the way it’s supposed to be.” She said simply. “The two of you chose to be that one person in each other’s lives.” She said. “It was for me and his father. I knew him better than anyone…except maybe his first wife.” She smiled at the memory. “There were times…I would be jealous sometimes of her…but she bore him Olek. She was a Russian woman like me.” “I love one that’s mostly Russian.” I smiled. “We are all mostly Russian.” Queen Alla said. “Peter’s great-great-grandmother fell in love with a Russian Nobleman.” She leaned in. “She asked him to marry her.” She said nodding as my eyes grew. “That was sort of brazen.” “For the time…maybe…but she was Queen.” Queen Alla said. “But she did it. That’s why the last name is Ivanov.” She explained. “He agreed to marry her if she took his name.” She said. “My Olek, Olek the first, was also very sensitive. The reason I bring it up…my Olek became…” she again thought of a way to say it, “not dependent, but…he needed me. I see that Peter needs you just like his father needed me.” She looked again to the heavens. “When he got this acne…it was just one more thing after his father’s death to drive him into himself. What I saw last night!” She shook her head. “He really needs you.” I frowned. “He’s a grown, very capable man, but…I don’t want to baby him too much.” “I know.” She smiled. “My Olek was that way, too. I know Peter’s success at the interview was because of you.” “I promised Peter, and I will assure you; I will always be with him,” I said. “He’s very happy.” She smiled at me. “He has that love in life at last. That’s what I’ve always wanted for him.” She said pulling me over and kissing me on the cheek. Queen Alla and I backed away from each other when Peter walked in and froze. “Okay, were you both talking about me?” “Yes, we were.” His mother answered simply. “But you’re not allowed to ask about what.” I smiled at Peter. “I’m learning a lot about this family. I’m glad you invited me in it.” “Okay,” Peter said coming over kissing his mother on the cheek. “How long are you staying, Mom?” “I have to leave tomorrow.” She sighed. “I’m talking with some people about some medical support for Makarovia. In time, we’ll have the money to improve medical coverage…until then…we have to have people willing to do it.” “Aren’t mezitli escort the military coming in bringing their own medical people?” I asked. She nodded. “Yes, for them.” She shook her head. “But more serious cases that occur are simply flown out. We need people for our people.” Peter shrugged. “Well, we’ll spend the day with you. Take you to lunch or anywhere you want to go.” “Don’t you have school today?” She asked a little worried. “One day without all those lectures…we’ll be fine.” Peter said a little sourly. “It’s cold out.” Queen Alla let out a short breath to say, big deal. “It’s cold in Makarovia. I’m used to it. We can do lunch, but it might be better to stay here after that.” It was later that we came home; going in our room there was the soft chime again. “Olek,” Peter said going to the computer. He read the message and looked at his watch. “He wants a video call tonight at eight.” “Sounds good,” I said pulling my jacket off, but Peter smiled, rushed at me and I was tackled on the bed. He began kissing me in a consuming, almost devouring way. I said before…even to Peter, he was like this flower opening. We’d been together a few months now, but…we became intimate in October. I knew him and I love him, but…I really liked this side of Peter. He was…playful! His mother had said, his father was like Peter and Olek the first relied on her. I would do the same for Peter. Gladly. Saying we loved each other was…just part of what we did together. I couldn’t ignore what was happening. He was growing more secure with me. I would not let him down. I arms went up his back, loving the solid feel of him, his warmth that radiated from him. Dinner was good, but a little early because of Olek’s call. At eight sharp, we let Olek know we were ready. A couple of minutes later, Olek’s smiling face came on the screen. “Hello, brothers.” Peter chuckled. “Hello, Olek.” “I saw what you did yesterday.” He said smiling, then he shrugged. “Okay, I recorded it to watch later, but I watched it! That was sensational!” “All we did was talk about our upcoming wedding.” Peter shrugged. “No.” Olek shook his head. “That’s not all you did. You were strong and assertive. You answered the questions well. You didn’t back down! You presented Makarovia very positively; our stance and philosophies…you made a good first impression.” “We did?” Peter asked. “We brought the world’s attention to Makarovia!” I said to Peter. Olek nodded quickly. “Yes! Until now, the only ones that even knew about us were some of the world’s leaders…and some of them didn’t even know who we were. Now, everyone on the entire planet practically knows where we are and what we are about; because of you two!” He said happily and did what he always did moving closer to the camera so his face grew on our end. “I want you to know, little brother…how proud I am of you. You showed the world we are a proud people and has solid leadership.” His eyes got a little softer. “I know a lot has to do with this magnificent person you have in your life. I was always proud of you, Peter, but…last night. You were amazing. Never again do I want you to say or think that you aren’t needed or useful. Your mother, me and Eric are now ambassadors for the world for Makarovia. So, when I say I was proud, I was, but I was never so proud as I was with that interview. I love you, Peter.” I watched as Peter smiled, but he was moved so much by his brother’s words. “You’re my brother. You are most definitely needed by a whole population in Makarovia. I know they saw that broadcast, too. All of Makarovia is proud of you.” He chuckled. “I just had to tell you.” I took Peter’s hand when I saw moisture in his grey-green eyes. “Thanks, Olek. I love you, too.” Then, in very unlike king breech of protocol, Olek stretched and let out a yawn. I chuckled. “Where are you now?” Olek grimaced again. “Berlin, but I’m going back to Makarovia tomorrow. I have a kingdom to run, as well as all this.” He stated. “Most of the negotiations are done now. It’s back to business at home.” He brightened. “How are things going with the new web page?” “I got the Dean of the College, Thomas Sutton getting things ready,” I said. “We’ll be bringing a few photographers with us at the end of May.” I looked at Olek. “Are there pictures of your mother available?” Olek nodded. “Sure.” He said sadly. “When I get back, I’ll forward some to you.” He sighed. “She died when I was young, so…I remember mostly feelings about her.” “She raised you.” I pointed out. “She must have been a good woman.” “What I do remember…she was,” Olek smiled at me. “You are very needed, too, Eric. I can’t tell you how glad I am you’re joining us. I love you, too.” He smiled. “Just love my brother.” “I do and will.” Olek nodded. “I know you do and will.” Peter smiled at me as the call ended. “I guess I didn’t understand the interview’s significance.” He shrugged. “I didn’t until Olek reminded us,” I said, then laughed at the other realization. “I haven’t even been to Makarovia yet. Your mother said it was cold.” Peter smiled and nodded. “It is in the winter; often minus twenty degrees below freezing at night. We are in the mountains.” He shrugged. “We will be there in spring. It will be cool at night, but it will be warm in summer.” He turned to me. “It is beautiful in summer.” I nodded. “Minus twenty degrees in Celsius is not much different in Fahrenheit!” I gave a shrugging nod at hearing that. “That’s cold.” Peter grinned edging closer. “There are many ways to stay warm there.” He said kissing me behind my right ear. “One I will look forward to…with you.” He said as his lips moved over my sensitive skin there. I smiled enjoying his affection. “Are you a little cold now?” He chuckled. “We can always warm each other up.” My fingers went into his hair. “Let’s do that.” I pushed back. “I’m feeling a chill.” Actually quite the opposite, but any excuse worked for us. The next morning, we bid Queen Alla good-bye telling her we’d see each other again at the end of May. Her flight was commercial this time and she was being driven by one of the men helping keep our home secure. We went to the university and began our week. Midterms were coming up and the stressors of what happened with Makarovia, Peter’s and my wedding and approaching midterms was a lot. Some stressors weren’t really necessary and not just from the paparazzi or students. Professors, as smart as they are supposed to be…or were supposed to be, were just as…bad as some people were. I got to the dining area first and began studying a little waiting for Peter. It was now…just a day for most of the other students. They came and got a meal, walking past no longer just staring at me or my security. I studied geometry. Math. I hate math. I was looking over the theorems we were being tested at the beginning of the next week. That’s when I heard or rather felt books laid down a little heavier than usual. Looking up in surprise, Peter sat down blowing a breath in…frustration? Disgust? Both? He looked over at me. “Hi.” He said not really happy at whatever. Then, like he never did; he was preoccupied with whatever it was. He leaned in and kissed me. A peck! An afterthought!? I was not letting that one go. I looked at him puzzled. “I’ll ask about this…whatever in a second, but first…let’s try that again.” I grinned, grabbing his collar, and brought him into a kiss like we normally did…with feeling. “Hi, baby.” Peter grinned and his eyes softened. “Sorry.” He said kissing me again. “Hi.” “No problem,” I said running a hand over his face. “I don’t need to tell you what to do now, do I?” He sat back sighing. “It was my Sociology professor. He was passing out what was being expected to be covered on the upcoming exams.” He frowned. “He says to me…” and he did a pretty good impression of the mousy little professor, “I hope you don’t expect favoritism in light of this new status you have.” Even I was bothered by that. “I guess he expects a certain entitlement from you now.” “Why!?” “Well, has he ever had dinner with the President or interviewed by Anderson Cooper? You have.” I asked. “What did you do?” “I merely told him…my status is not new; I’ve always been who and what I am…I hope that your new knowledge of the status I always had won’t affect how you graded me. I expect to be graded as before, not better…or worse. I mean, he’s been grading me for half the semester not knowing! Now because he knows my status, I’m now expecting favoritism!?” I shrugged and smiled. “That was a great response,” I said squeezing his hand. “I’d like to think it was just ignorance he was speaking from, but what he said was just stupid. He knew better.” “He is…” he transferred to English as he said, “…dickhead.” Perfectly. I laughed out loud at him. “Okay, who did you hear that from? I don’t think I’ve ever used that with you.” Peter grinned, his grey-green eyes sparkling. “Ted Dawe.” He said. “He’s in a couple of my classes.” I nodded. “We are so articulate…Southerners.” Peter chuckled. I kept in touch with my grandmother, but normally by email with the occasional call about once or twice a month. On that Wednesday following the Anderson Cooper interview, after classes and we were home, I smiled as my phone rang and saw her face on my caller ID. I touched her face and said: “Hi, Grandma,” I said casually. Peter looked over smiling. “Hello yourself, or do I say Your Highness now?” Grandma teased. “You’re moving up the world.” She said, and as she always did, spoke Ukrainian. She insisted I learn it and spoke only that to me. Ukrainian and Makarovian were basically the same, so Peter knew what I would say. “Now, Grandma, you were the one that cautioned me about the ramifications of a relationship with Peter. Remember?” “I remember.” She chuckled. “Do you have a date for the wedding?” I looked back at Peter. “Do we have a wedding date?” Peter looked up from his studies and his eyes widened as he thought. “No, not really, but I will say it will probably be next spring. Mom will probably tell us that.” “It will be in Makarovia.” I said to confirm. “Absolutely.” Peter nodded. “Of course, she’s coming, right? We’ll pay for it.” “I heard that,” Grandma said. “I intend to be there, there is no choice. My grandson is marrying someone he loves. My place will be there. Is there a chance I can see you before you go?” “Can we go to North Carolina?” I asked Peter. Peter smiled. “We could…” he said, “but she might do better to come here. If we go, there will be several people with us.” He pointed out. “Come up here,” I said to her. “We have room.” “How about next weekend, if that’s no trouble?” “Stay a week or two!” I said. “I have a life here, honey. I still work. A nice long weekend is fine.” Grandma laughed. Then she added seriously. “I’m so happy for you. He’s a good man.” I grinned looking at Peter’s puzzled face. “Yes, he is. We’ll see you next weekend.” I turned back. “We’re booking this!” “I’m not arguing!” She laughed. “Flying into Logan isn’t cheap!” Then she said again softer, serious. “I love you, baby.” I smiled. “I love you, too, grandma.” Ending the phone call, I smiled at Peter. “Katrina Sams will be on the way!!” “Yay,” Peter said and he tried to put enthusiasm in it, but she was my grandmother. It was on Friday. King Olek was in Makarovia, and this time…the TV broadcast was coming from there. We had to hurry home to hear the broadcast live. It was nearly five in the afternoon on the east coast, but eleven at night in Makarovia. The reasoning was most of Europe had an invested interest, so the broadcast needed to be more convenient for them. While it wasn’t like a visit from a president or something, there was an interest by the world as to why there were so many militaries in this little, often forgotten country. Peter and I gathered in what we had as a den/media room, so Yuri, Boris and anyone else that worked with us could see the broadcast on the big screen. There were a few cameras as Olek approached a podium. Dressed in a nice suit, he stood proudly. He spoke in English, again sort of accented, but understandable. Most of the nations that supported Makarovia spoke English. Translations in other languages were going to be by each country as the broadcast was showing. Olek cleared his throat and began. “There has been much talk about the increased military presence in Makarovia.” Olek said smiling as the flashes of camera bulbs for stills came. “I am pleased to tell you why that is now. A little more than ten years ago, a discovery was made; a discovery that pozcu escort will change Makarovia and many parts of the world as a whole. For the last five years, I and Queen Alla have worked with many more developed nations around the world to help us extract this new discovery. Beneath Makarovia lies a rich and sizable deposit of uranium.” His eyes sort of narrowed as he said. “It is beneath our ground and belongs to Makarovia. With the help of the United States, England, France, Germany, and other nations, the extraction of this resource will begin in a few weeks. The processing of the uranium will also…eventually, be done here in Makarovia. As it is our resource, I tell you now; the uranium taken from us will be used, and contracted not to use, to create weapons, but provide power for homes, industry, hospitals, and business in places where needed. Responsible use and care must be done. The military is here to ensure that all comply with the peaceful and careful extraction of Makarovia’s uranium.” He smiled. “There is much to celebrate in Makarovia. This new source of income for Makarovia…the upcoming marriage of my brother Peter and Eric Richards just added icing to this wonderful cake of upcoming events. I plead with all that hear me. In the past, there were those that came to Makarovia thinking what we had, they deserved. I can’t say that there is no resentment, but Makarovia and its people were frequently used and tossed away. We became a refuge, a sanctuary, for the many souls that other countries decided were unwelcome and unwanted, but steps have been taken place to be sure, no one is taking what is clearly ours. We will share with you, but I would think seriously about any incursion into Makarovia. This will be a good thing. Let’s work together to help it stay that way.” Olek smiled, but his eyes showed, he was very serious. He bowed slightly. “Thank you.” Peter sighed as he sat back. “Well, as you Americans say…” and he said in English, “…the cat is out of the bag now.” I nodded and looked at Peter. “Do we say that? I don’t think I ever have. Ted Dawe must have taught you that along with dickhead.” He smiled, but he was thinking seriously. “Things may also become more dangerous,” Peter said feeling the gravity of the upcoming situation. “There are many angry people out there. People who will think that threatening one of us…or my brother or mother…will get them what they want.” I shrugged. “That is always the case. We’ve had two terrorist attacks in New York and the attacks in England and other cities…” I looked at the men here to protect us now. “These men are doing well. We should trust them to do their job.” I got closer to Peter. “They’re American.” Peter’s eyes widened, but then he laughed. “Well, I love this American.” He confessed kissing me. I wasn’t stupid. He needed to know that I knew what those threats could be. “And there are those who might be upset with us,” I said, he needed to know that. “Us!? You and me?” “Sure.” I nodded. “I remember…I read when the President…or whatever he is in Iran…Ahmadinejad…was questioned at a university in the United States; he was asked about Gay Rights. His reply was there were no homosexuals in his country.” Peter’s eyes widened. “How did they manage that!? We’re everywhere!” I shrugged. “They can deny it, but you’re right. We are everywhere.” I said. “Everyone there laughed at him…he often talks about God and science…but all he’s done was spew hate.” I shook my head. “He’s not alone. Our own Vice-President has a history of that.” I smiled. “What we’ve done, baby…is take what was hidden and in the back room and displayed it proudly. We told the world we were getting married, for love. We’re not going somewhere private to do what they think is immoral and wrong. You are a leader. Your brother is a king! He not only didn’t object, but he also loves us. Your mother went on national television and not only supported us but told everyone she encouraged it.” Peter shook his head. “I don’t understand it.” He said distressed. He nodded at me and held his hand up to stop me. “I know…I’m innocent…all because I can’t see a problem. What’s wrong with the fact I love you?” “You’re not supposed to love me.” I shrugged. “They think that’s impossible and unnatural. Your mother said it; we’re not perverse or deviant.” “Crimes involving sex aren’t done by us!” Peter objected. “No, it’s done by criminals who identify as straight most of the time. Pedophiles, rapists are usually just…people; they have issues, but should be punished. Not necessarily gay.” I nodded. “I’m on your side. There are those that don’t see us as being just human, that is the crime; they see what we do as being…not only against the law of the land but the laws of nature!” I smiled. “But we are now known by a great many, so targeting us wouldn’t be a good idea as we see many who don’t care who we love.” “But they may want to make a point.” He nodded. I gave a shrugging nod. “They could do that…it’s been done for a lot of reasons. It won’t be because of us.” Midterms are done and we waited at Logan Airport for Grandma’s plane to unload. My grandmother finally arrived from the throngs of people getting off various flights. She was the only living relative I had now; if I didn’t count Peter, Olek and Queen Alla. Seeing her always gave me a warm feeling. Dressed immaculately for colder weather with a fur hat (it seemed to be the trend in East and Northern Europe), but still stood straight and her walk was precise. She is always a ballerina. Seeing us, she had a bright smile on her face instantly, came and hugged me. “Hello, Darling!” She greeted hugging me hard, which could be pretty hard. She was a strong woman! “Hi, Grandma.” She looked over and grabbed Peter. “Hello, Peter.” She hugged him as hard as she did me kissing him on the cheek. “You’re my darling, too.” Then she noticed two of the men in the dark suits behind us. “Well, you did tell everyone. I guess that’s part of those ramifications I warned you about.” I nodded. “They are why it is easier for you to come here.” I shrugged. “There are more in the car.” Peter smiled. “Even more at home.” Grandmother looked at me. “How are you adjusting?” I smiled. “I’m fine.” The weekend began well. My grandmother loved where we lived, but was always watching the many people that were around doing…things. It was the following day when the doorbell rang. I knew who it was as I planned this, so I told Boris I’d get the door. Opening it, Carla Bowers, my former landlord was smiling at me, but then was looking at the men by the door, inside of course. It was cold outside! “I was happy you called me,” She said entering, but still looking at the men who weren’t moving. “I hope there were no hard feelings about what happ…” I hugged her. “None at all; don’t worry about that,” I said. “It’s perfectly understandable.” I waved at one of the men. “Otherwise, you’d have them at your front door.” Then I stage whispered. “I don’t think they can even talk!” She laughed as she walked in and looked around. “Well, I couldn’t offer you this.” She stated the obvious. “I loved that apartment!” I said smiling, “and Peter felt more at home there than here.” “Is that..?” My grandmother’s voice came as she walked quickly in the foyer. My grandmother was in her seventies, Carla was in her sixties, but suddenly they were just two little girls! There were two loud squeals as the two old friends were reunited, hugging each other, and talking all at once! Grandmother told Carla she swore she was going to come by and Carla said how nice grandma looked and hadn’t really changed…it was chaos, but they understood each other. Peter walked in slower and stood behind me as they were still at it. “They aren’t speaking English,” Peter said to me. “I can’t understand a word of what they’re saying.” I chuckled. “No, they’re speaking a very unique form of English…Old Friends.” I grinned enjoying my grandmother and Carla’s happiness. I took his hand. “They’re using a special dialect for girls.” I led him from the room so the friends could talk. Later, after Carla said she had to go…which I didn’t get, she owned the apartment building and her life there. We again visited with my grandmother, had a good meal. She swore again she’d be at the wedding. We took her back to the airport and saw her off. I was pleased with the work I was shown on the web page for Makarovia. It was much more inviting. I was also happy they included photos Olek had sent of his mother. While she wasn’t like Queen Alla, she was pretty and Olek’s father loved her. I was surprised to see a picture of me! I was in that tux and at the White House with Peter. The caption even said I was “Future Prince Eric Richards of Makarovia.” I smiled. They’d have to change that when I took Peter’s name, but it was a nice picture. Life at the university remained the same. People were still clamoring for interviews and talk show appearances which Penny handled and let us know about. The semester was finally coming to a close. Now, it was time to get ready to go to Makarovia. I packed as did Peter. I was excited to see where my new home was, not that we were leaving Boston. We both had a few more years at the university and would be back, but I was going to see the new home for me…a home I was sharing with Peter. Peter walked up to me as I watched my suitcase being carried by Yuri. “This is it.” He smiled. “We’re off to Makarovia.” The flight to Makarovia was…lengthy. This trip was on a private plane again. There were three students chosen from Northeastern going with us. Two guys and one girl, but I was told they were very good photographers. They knew each other, of course, and were talking amongst themselves and seemed pleased to be going. One refueling stop and we were airborne again. It wasn’t too long after the refueling before Peter smiled; looking out the window and turned to me. “We’re now flying over Makarovia.” He said and sighed contently. He was home. I had seen some images of Makarovia, but…looking out the window…it was a very mountainous country. The mountains were not like the ones in North Carolina. They were darker, sharper. I’ll try to convey what I saw. The mountains were dark rock and dirt, in between the crevasses where trees and forests spread out from there over flatter land. There were houses scattered here and there were with the occasional farms nestled in wherever there was available land to plant on. We were lowering and passing over clusters of buildings making up villages. The one resource they used was the stones and rocks, which was the main thing all the houses were constructed with. The houses also looked like the mountains, dark. A circular approach we circled a town! This was a sizable town that was built out of necessity. The need for a house, you built one where there was land. In many ways, it was like this part of the world could be any time period. There was color here as some houses of Stryia were painted and some even had festive roofs of red. There was little evidence this was the twenty-first century except for the cars, otherwise, it could be hundreds of years in the past. The river was flowing through the middle of town. The largest structure was the large, brown stone structure that towered over everything that stood on the precipice near the river. It was not the beautiful castles in other parts of Europe. Clearly, it was a fortress; hardly any windows on the tall structure on the lower levels to prevent any invaders from taking control. Back before guns and more modern forms of warfare, they used arrows, swords, and spears. An arrow shot might reach the top, but the hard stone would block penetration and the windows there were small to prevent as many arrows as they could from getting through. The palace just said one thing. Keep out! It looked strong and built for defense. What it lacked in appearance; it was practical with purpose. Then I smiled, Stryia didn’t have the skyscrapers or metal and glass buildings. Nothing below was more than two or three stories tall. Also, what they were missing were the billboards and tacky signs promoting a business or something like a cola or something. Except for an occasional gas station, and those weren’t those sprawling stores that sold everything including gas. Very little of modern times reflected in Stryia; there was no mall, no large structure surrounded by acres of parking spaces. I wondered how they got supplies. I looked at Peter. “Where do you get a loaf of bread or a gallon of milk?” I asked him. Peter gave a escort bayan grudging nod. “We have stores.” He said a little defensive. “They are scattered throughout Stryia.” I smiled and took his hand, placing our foreheads together. “Remember what I said to you before? About my world and your world. Now, we’re in our world. Now, you will be my life partner…helping me.” I kissed him. “I will become used to it, with your help.” He smiled and nodded. “Sure.” He looked out the window as we lowered even more. “Now you know why I’d never been to a mall or even Walmart.” He shrugged. “There isn’t one.” “With so many changes coming…” I began as we neared the paved runway. “Will that change?” Peter nodded. “I hope so.” I waved out the window. “But Stryia is charming as it is! We can’t change it too much.” Peter again gave a shrugging nod. “We’ll just have to find a good middle ground.” With the increase of population, I feared it would have to change. We got out of the plane at a small airport and the temperature wasn’t bad, in the mid-sixties…or rather in the mid-twenties in Celsius. I had to retrain myself on that. It was midday now. It rarely got over 85 degrees…there I did it again…rarely over 30 degrees Celsius even in July. One small building that looked as if it had been converted and expanded as an airport. I got the impression that not many flights came and left here. The runway was a single strip of pavement. Then I noticed the first…modern structure; a covered hangar. The only plane was stored here. “There’s a bigger airport in Skoal…” Peter said, again a little defensive. I turned him to look at me. “You don’t have to be ashamed of what isn’t here, Peter,” I said again. “This isn’t a big metropolis, I get that.” I got him to look at me. “I like what I’ve seen. It’s like…a window back in time. It’s like a storybook village. Show me more!” Peter smiled more. “You’ll see it all, I promise” Getting in an SUV, we were taken in a couple of cars through the town. The streets were…well…until a few decades ago, mostly horse-drawn carriages were traveling these streets. Cars and trucks came about fifty or sixty years after their invention. Most of the cars were older models…many were Russian and European small cars. No big Cadillacs or Lincolns. Stoplights! Even they weren’t at every corner and only two lights, red and green. The streets were paved! Approaching the palace, it was even more intimidating from below. It stood…I guessed about fifteen or twenty stories, maybe. The road brought us to a large entrance at the palace’s base. Driving in the entrance way through, and I’m not kidding, a huge iron gate rose up to let us in. I smiled wondering where the moat was. There were huge, thick, and heavy wooden doors that could be shut and barred presenting invaders with an even more of a challenge. We came in a courtyard that was surrounded by very thick, high walls. In the past, it was where people came and got off horses or out of carriages, now there were places to park cars. Even a gas pump! “In the past, this was where…if there was an attack we would house as many villagers as possible here for their protection. There are plenty of rooms.” Peter explained and waved me to a door in the side. “Now, you’ll see where you’re going to live.” Again, there was a large wooden door many inches thick that could be shut, blocking the entrance. If they got into the courtyard, they’d get the message again. Keep out. I wondered how many times that was tested. Enough to warrant these precautions! Going through the wide entrance way we ended in front of…an elevator!? It was an older one, no enclosed elevator with walls, but a platform that was sturdy and could lift several hundred to several thousands of pounds! “The Soviets added this,” Peter said smiling. “They didn’t want to climb all the stairs.” I grinned and turned. “The poor things,” I said mockingly sad as he pushed me gently to get on the elevator. “How did the kingdom survive with the Soviets in charge?” Peter grinned and shrugged. “We supplied them with iron and other metals, they didn’t really do too much as long as we kept the supplies going.” A man in his forties got on with us and nodded to me. “Greetings, Prince Eric.” He said in accented English. I nodded and smiled at him and said in Makarovian. “I’m not a prince yet, but thank you.” The man smiled. “But you will be!” All the things Makarovia didn’t have, it did have a lot of kinds and accepting people. That was just so rare! The man grabbed a lever and pulled. There was the whine as motors started and we began to rise. The path this elevator took had been made; chiseled out of the rock. We stopped at a landing? Peter again pushed me gently into a corridor that led to other parts of this castle. It was…rock! I expected to see torches instead of burning lights. They had electricity. Going in deeper, the corridor opened to a wide and tall area….a few feet away were more steps, not stairs, but finely honed rock that took you up to a large chamber. There were chandeliers that hung and the floor here was still rock, but polished rock and more decoratively placed. “Peter!” I heard Olek call out as he approached us with his arms open wide as he came. Dressed casually in dark slacks and white shirt, he looked comfortable. “Welcome home!” He hugged his brother and turned to me. “Eric!” He greeted and hugged me, too. “Welcome to Makarovia!” “I’m thrilled to be here, Olek!” I said sincerely. “Thank you.” Olek smiled still. “What do you think?” He looked around the castle. “This is nice!” I said again. “It reminds me of some of those stories I was raised on; a fairy tale.” “Peter!” A female voice I knew now greeted. Queen Alla did the same as her stepson had and me adding a kiss on both of us on the cheek. She was also comfortable, dressed in a nice dress, but not fancy. She was at home. “I know you’re all probably very tired. How long was your flight?” Peter nodded. “About eighteen hours, stopping to refuel in Germany.” Olek nodded. “Well, your quarters are still there and waiting. Go, rest and we’ll have a good dinner later tonight, okay.” He looked at me. “You’ll be fine for now, but…” he let out a moan. “You’ll know jetlag by morning. Time changes are the hardest.” He said kissing Peter on the cheek. “It’s so good to have you home!” He leaned in and kissed me on the cheek! This was Europe! They did that as a custom, but Olek’s greeting was heartfelt. He patted his brother on the arm. “Go rest. Welcome home, you two.” Peter reached and took my hand. “Now, you will see our rooms.” He said turning. The best way to say it, this was the palace in a castle. While the palaces in France, Germany, and England were sometimes pretty on the inside and out. This part of the palace in Stryia was…they used what they had! The outside was a little rough, but here…it was pretty! The polished floor and light fixtures were elegant, no crystal chandeliers, but nice. The floor the steps led us on was wide. On either side of those steps were stairs going up. On either side of the…what is the word? Not a lobby, but from this area, there were doors that led to other rooms or halls. The ceiling of this lobby was about three stories up. Peter led me upstairs to a hallway and led me to a set of double doors. Peter opened the door and waved me in. Now I understood why he said, “our rooms.” It was more than one! This area entered was where he lived and did his…whatever. There was a big fireplace on the left, a sofa and chair in front of that. He had a desk with a computer, a large screen TV. Through a door on the right led to the bathroom, another door on the right led to his bedroom…our bedroom. Heat was the main concern in Makarovia. The rooms were not big; in fact, they were kind of cozy so the fireplace didn’t have to heat as much space. There were a couple of small windows not big enough for a person to get through on the far wall. It didn’t let anyone in if they could climb the outside, but it limited the light from the sun. Electric lights were the illumination, but having those windows told me just how thick the walls were; they were at least a foot to a foot and a half inches of solid stone. Peter watched as I walked around. There were pictures and other things more personal, artwork, but he noticed a shelf of…books and CDs! I grinned as I read some of the titles in English, Russian, French, and German. I smiled back at Peter. “This is very nice, Peter.” He smiled now, more relaxed. “I’m glad you think so.” He motioned to the room. “I spend many years in here. Hiding.” I nodded. “You’re not hiding now,” I said coming up to him. “I love you, Peter. I’m home where you are. This is very nice.” Then I grinned. “How’s your bed?” He smiled back. “You’ll see for yourself!” He took my hand and led me to the bedroom. The bedroom was mostly all bed which was at least queen sized. No jokes, please! With maybe a foot or a little more on either side was the walls. The ceiling in here was lower, heat rises and they wanted to keep the heat down where you slept. The fireplace kept the room warm, two small tables with lamps on either side; that was it. I didn’t care for hunting, but I could understand why there was a huge fur on the bed as a cover. With it getting that cold outside in the winter, what kept the bear or whatever warm worked well. I would also find they were damned warm to wear moving around outside in subzero weather. They were very necessary, but that would be later when I found that out. He kissed me gently wrapping his arms around me. “Are you tired?” I nodded. “Sure, you are too,” I said seeing it in his eyes. He didn’t need to say so. He smiled. “I am, we’ll rest a few hours.” He kissed me again gently. “I want you to be comfortable here.” I nodded. “I am already. You’ll have to help me in Makarovia.” He nodded. “I will. You’ll do fine.” His arms tightened around me. “I love you, Eric.” I smiled kissing him back. “I know.” It is a rare moment when we lay down and didn’t make love, but it had been a long trip! The fur was removed as it wasn’t needed now. I lay down with Peter right next to me and we drifted off in minutes. It was a very comfortable bed. The thick walls also allowed it to be dark during the day. Sleep was not a problem. I woke as Peter moved slightly. I was spooned behind him. He was waking up. Hearing him move and feeling him turn slightly; I knew what he was doing, checking to see if I were awake. “I’m awake, baby.” I chuckled. “But you can’t really see that as its dark in here!” He turned and faced me. “I like the dark.” He shrugged. “But I like to see you, too.” He turned again and turned on the lamp beside the bed. He grinned back at me. “Now, I can.” He reached under the covers and I felt his hand on me, taking my cock gently. “I love you.” “I love you.” He leaned over again and went in a small portion of the bedside table and pulled out a bottle. He grinned. “Show me.” He waved the lube in front of my face. I didn’t need any more encouragement. We did make love showing each other love. Afterward, he looked at his watch. “I guess we need to get up, shower and dress.” He got up and smiled. “We can shower together.” I grinned. “We often do.” His home was an interesting combination of old-world structure and modern ways. The bathroom was added from another room. The floor was covered with a rug to protect feet from the cold stone floor. The pipes and other things were added and ran along the wall. I would find that in the entire palace; electrical cables, satellite fiber optic cables and pipes were discretely lining the walls. This castle was over seven or eight hundred years old! Like the protection from arrows, which wouldn’t be used now. They just added what was needed. His shower was a nice one, but free standing. A large tank nearby provided the hot water. We showered and…well…we were both naked, so…why not? After we got through, Peter smiled and got his jacket and handed me one. “Before we go to dinner, you should see something,” Peter said. “It’s still a little chilly, you might need a jacket.” He said putting his on. “Okay.” I did what he said I should and he led me through the corridors, but instead of going down, we went up. On the roof of this colossal castle, the roof was flat. On it sat Satellite dishes, but we were up high and it was evening. The sun had set and he led me to the side to overlook all of Stryia. Instead of the harsh, bright lights of cities, the lights below were a soft yellow and seemed to add a touch of magic; to me, anyway. Almost no light pollution and above us was a nearly cloudless sky full of stars. The surrounding mountains were black on the horizon in all directions. I smiled at what I saw. “It’s beautiful,” I said reverently. “And tomorrow, I’ll show you more,” Peter said kissing me on the side of my head. “Welcome home, my love.” Chapter 11

Ben Esra telefonda seni boaltmam ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

MY SITER IN LAW IS FORCED TO FUCK THEIR PITBULL CHAPTER 2

Ben Esra telefonda seni boaltmam ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Babes

Chapter 2

Then out of nowhere when she was as tipsy as I was, Toro wakes up.

Patti sat there in her chair legs spread wide apart, the loose cottony shorts opened, for a clear view of her now cleaned up blonde haired mound.

Oh her pussy was absolutely viewable by me sitting right across from her, on the couch, with her legs thrown over each arm of her chair, One could not help but see it all as I looked at her.

Being so lost in her thoughts, she just wasn’t aware of just how she was showing me everything she was.

More so than that she for sure wasn’t even aware that Toro in all his mighty glory had even woke up and now standing and stretching himself out yawning with that huge pit mouth of his as he did this.

The absolute reason he had the name Toro was because he looked exactly like a Bull without the horns of course, and certainly not of ones hugeness, but he was a dog replica of one. So the name Toro was given him.

And here he stood now in all his mighty muscled up mite now looking exactly at what I had been glaring upon!

As I said she and I alike, were now a bit tipsy from the mixed drinks, our minds off in our own relaxed worlds, even after the events of the day in their bedroom.

I wanted so to tell her to move herself out of harms way being spread so out like that in those loose cottony shorts, her legs thrown over each arm of the chair.

Toro just stood there right beside his bed stretching himself, his head and eyes totally locked into looking right at where he had already been earlier, as he began to smell the air with his huge nostrils, no doubt he smelled both her and my womanly scents.

His huge tongue now lapping out from his mouth slapping up over his snout and back into his mouth, I shuddered all over thinking in my mind watching this exactly what he was doing that for!

Then without a single indication he was going to do this or that, he absolutely lunged himself forwards in a full outright run, stopping immediately right there between her spread wide open legs.

Oh she now noticed him, and totally shook all over herself, and was trying to take her legs off each arm of the chair and close herself up.

Just as her legs moved from their spread over the arms position Toro snarled and growled out at her.

She tried to get her legs down and pulled together, but Toro absolutely shot his snarling, growling, angry head right at her right thigh and all but bit her.

She was to scared to move one bit any direction with her legs now, screaming out; “No Toro, Oh No Toro!”

But he only barked out ferociously and snapped at her thigh again.

Now she was screaming and pleading for me to come help her, and I jumped up from the couch to run over and see if I could get hold of his collar and keep him from her.

All he did was turn at me and growled, and snarled, in total anger at my coming even towards him.

I was standing there frozen in my tracks scared to death he was going to lunge up at me and tear me apart!

As if he knew he had me to scared to even try and advance one bit further, he turned back to her still screaming and crying out; “No Toro, Oh no please no more today!”

Still snarling, and growling at her, until she totally was forced to accept just what he wanted.

Then once he realized that both of us were scared to death of him, he merely stopped his snarling and growling viscously out at each of us.

All the while she was pleading and screaming out for him not to do anything else to her, as her eyes cast at me, shot wide open with total fear, and horror, of his being like this to us both.

I knew there was no helping her at all and slowly moved backwards to sit back down on the couch, all the while he would look back over at me and snarl and viciously growl at me for even moving, yet stood right where he was to protect, and have what he was telling us was his!

Now having moved back to the couch I sat down and curled myself up into a protective position scared to death of him.

I was forced to stay right where I was, curled up, and shaking to death in fear that their damn dog had gone off the deep end and was going to outright kill both of us!

But he wasn’t interested in that oh hell no, what he wanted she was outright showing through those loose cottony shorts of hers.

Once assured he had us both right where he wanted, he stopped the viscous angry growling and snarling and snapping at her inner thighs, and reached his head right in and grabbed the loose end of her shorts.

His muscled up body stepped backwards and dragging her body and ass almost off the chair, her legs forced to spread even wider as he did this, all the while she was screaming and pleading and crying out to him to not do this.

But he had that leg of her shorts in a firm death grip in kocaeli escort bayan his mouth, and pulled those shorts almost ripping and tearing from her waist.

Now planted right on the very edge of that chair with her big ass she was her arms thrown back over the back of the chair to keep him from dragging her right off into the floor as he pulled and tugged at her shorts and tore them from her waist and legs.

The ripping of them from her screaming and pleading body filled the room, as he now had them tore from her and merely stepped just a bit aside and dropped the torn to shreds shorts right onto the floor.

As she was forced into her position now as he had done this, crying and pleading for her life to him, he paid her not one bit of obedience at all.

He just walked right up, his head and snout now aimed right at her already hurt and swollen blonde haired bushy pussy, and began then and there to sniff at it.

She was shaking all over herself from the horrible fear he was going to attack and tear her apart.

Steadily crying in fear of what she now fully knew he wanted, of what he had already earlier had!

Her pussy was outright already raw and reddened from his assault of it earlier, but he cared not one bit of her condition.

He was going to have her again, as his snout plowed right up to her swollen pussy, the lips flared outwards from having been so stretched out by his huge cock and knot earlier, and he wanted more!

I sat curled up scared to death being forced to watch it all happen again.

Suddenly his huge thick tongue shot out from his mouth, and raked flatly over the entirety of her swollen and already hurt pussy, making her jerk and jump her entire body about, a screaming crying grunting moan came from her, as that tongue of his raked right over her entire pussy and right up over her clit.

While poor Patti wasn’t screaming in so much horror anymore, She still was being forced to let him now set out to outright lick her pussy, as the sounds of his lapping and licking at it became louder and louder.

She was now thrashing and twisting her body about, loud cries of the agonized pleasure of it all coming from her, as Toro’s tongue worked her pussy over, as her clit began to elongate out of it’s hiding, and making her really jerk and twist about as his tongue and tip raked right over it.

The horrid unwontedness of it all was dwindling fast within Patti as now she began to outright moan and grunt out loud cries of the forced pleasure his tongue assault on her pussy was giving her, the outright wetness between his tongue and her pussy becoming more increasing matting her thick blonde hair together all around and over her pussy lips and mound now.

Then as suddenly as it had all began it stopped.

Patti there spread widely outwards before him, her breathing so labored with the forced pleasure of his tongue thus far on her beaten and already battered pussy.

Then suddenly she jolted her entire body up off the chair as then and there Toro sent that huge now slightly curled up thick tongue of his right up into her pussy forcing it to stretch wide open as he buried it as deep as he could up into her, Patti screaming in the painful and outright pleasure of it all.

Back out and into his mouth that huge thick tongue came dragging out and with it the juices her pussy was now giving him fully from it.

Now over and over again he began his brutal tongue assault up into her pussy as deep as he could plow that curled up thick tongue of his up into her making Patti scream out and cry out with the outright pleasure of it all now.

Then her juices began to pour from her pussy onto his thrusting and working madly tongue, as her head flew back and she screamed out in the outright orgasm of it all.

Over and over again he did this, getting faster and faster with his tongue assault of her pussy, as Patti was thrashing and screaming out in the full orgasmic bliss of it all.

She was outright giving him all the pussy juices his tongue could force itself into her and bring back out juices pouring from his assaulting tongue as the outright sloppy wet lapping sounds filled the room right along with Patti’s screaming torturous cries of pleasure.

And again as suddenly as it had began it stopped!

Patti’s body was wildly twisting and squirming about her loud screams and cries of the pleasure still coming from her her pussy now soaked and splayed wide open from his tongue stretching it so outwards to take it’s thickness.

Toro sitting back on his hind legs now his tongue lapping out over his soaked snout of their combined juices and pulling it all from there back into his mouth savoring the outright taste of her pussy.

As now he to just sat there heavily panting his tongue lulled out from his snout still lapping up any and every single drop that remained from kocaeli sınırsız escort their pleasure.

After Toro had just finished his tongue marathon on and inside my very own Sister In Laws pussy, he sat there back to his normal self, the vicious state of mind he was in now gone from him.

I have to say that was one of the scariest moments of my entire life! That dog had just flipped out crazy! And I myself became far more relaxed now not fearing for my life any longer.

Patti was to far gone from the pleasure that tongue had forced her into. Her arms fell from the back of the back along her sides in total and complete relaxed state.

I truly feel at that moment of all this she had flat out passed out from the intensity of it all.

At that time of my life I had never had any kind of intuition nor even thoughts of another woman sexually at all, but sitting there as I was now looking directly at her wrecked and damaged pussy still widely spread open by his tongue assault of it, I had such a thought.

Was it the alcohol we had drank? Was it to run and Mother her up? Was it due to the horrible fear of life he had us in?

Those thoughts and questions raced through my mind, looking at her beautiful splayed wide open soaked pussy. I swear her inside vagina was still quivering and spasming from what he had just done.

I now know fully she was blessed with what men and women alike for that matter know as a snapping pussy, I could see it working it’s magic all up inside her.

Now I do somewhat at least in my minds thinking back on this all happening, that no wonder Toro became so vicious and aggressive towards her was for this very reason.

His animalistic instincts made him this way towards her.

Somehow and someway when my brother was around Toro released his authority over her. But when he was alone with her, he owned her!

All this many years later I now fully realize this. In short my sweet little Sister In Law was Toro’s Bitch!

How all this got this way was totally out of accident in the makings as most of the time it starts that way. Recalling in my own mind back to when I was at home and Jasper would come take me whenever he so wanted, had me in the same exact spot she was in.

I and my Mom alike were Jaspers own Bitches.

Although a severe difference in the way and style of which they both operated was altogether different. Jasper was more a lover. Toro was a rapist.

I could not sit there and condemn this action between her and Toro, for the simple matter that I myself was just as she, A Bitch In Heat!

As I sat there curled all up on that couch in the corner end of it, everything seemed to flash back over me, and deep in my mind I was wanting to absolutely get right up and get naked, and let Toro come and take me! Rape Me! Fuck Me!

But he seemed to care less of even my presence there, except to stop and even attack me if need be to get at the prize possession he truly wanted, and that was her.

All he did as I uncurled myself from my once scared to death position, and stood up and began to undress myself, was turn his head back to me, then right back where his true attention was.

Why I stood up and did this I truly cannot recall, except to possibly somehow distract him from her.

I was now standing there shorts and panties alike off and he paid me not one bit attention.

Even as scared to death as I had been, watching all this had me wet and horny.

I myself needed another drink and as I went towards the kitchen, all he did was look at me and turned right back to her.

Knowing no doubt she needed one for damn sure as well, since she was his to have as he desired and wanted. I walked over to her to get her drink glass off the side table and immediately he began to instantly growl and snarl at me!

That instantly brought her back to life as she began to scream out; “NO TORO, Oh no please don’t hurt me, I’ll let you do it!”

Not realizing in the least until her eyes opened and saw me standing there fully naked below the waist, staring in fact right up at my own womanly pussy, seeing that I had her drink glass in hand, she said; “Oh yes, oh please yes Jackie make me a really strong one!”

Toro stood up immediately his teeth now fully bared and I saw the hair raise up on the back of his huge muscular neck, and ran from there into the kitchen away from him as he had stopped snarling and growling at me.

I was shaking so bad, scared to death he was going to come into that kitchen and attack me, that I spilled some of the courage water she and I both so desperately needed and really over filled our drink glasses with to much of it, but then shakily added the cola to them and cared little about ice or anything else.

As I was shaking like a leaf in a hurricane walking back into that living room, izmit anal yapan escort I saw he was squatted once again back onto his hind legs just outright staring and looking right at her pussy.

When I walked even close to where they both were he stood up and began to snarl and growl at me again, right back into his total aggressive vicious state of mind, and standing away as far as I could, I sat her drink on the side table shaking so bad I spilled a bit of it onto it, and took my own drink and ran back over to that couch and curled up in my scared to death fashion.

He standing there still in his same state of mind, now growling and snarling at her just for reaching out and grabbing her drink, then sat right back down into his almost obedient sitting stance.

She to was shaking to death in fear of him as she shakily swallowed her drink down and sat that glass back onto the side table, which he did nothing at this just watched intently as hell at her every move.

Finally she spoke out to me shaking herself of the absolute fear of him afraid to even move one single part of her body from where it was now and had been.

“This is what he does to me Jackie, this is why I have to let him have me!”

Then what she said next is what floored me the most; “Your Brother taught him to be this way to me when we’re alone together like this!”

Going on to explain that my own damn Brother taught their male dog to be this way to Patti when he was gone from home, simply and wholly because this way she would not go fucking around behind his back.

Now it all made sense to me as to why she just wouldn’t leave their house at all when my Brother was away from home!

Toro would probably attack her and all but kill her!

She sat there now shaking and scared to death, going on that he would get her this way, and keep her this way, until he was satisfied and content that he had done his job as taught by my own damn Brother to do.

Saying on, that sometimes he would mate with her multiple times a day until he was himself to give out to go on, and she was a total complete wreck herself from it all.

I said to her; “You mean Toro does this because my damn Brother taught him to do this Patti?”

Yes she shakily nodded her head and said.

How can I help you Patti I asked her? She just shaky voiced as hell told me there was nothing I could do to stop any of it, or Toro would attack me and tear me apart!

That Bastard I screamed out meaning outright my damn own Brother taught Toro to do all this.

Suddenly an idea came into my mind, one that was a horrible thought in it’s own accord, but I had to do something to help her.

I un-sprawled myself, and then and there sat up on the couch, moved my ass right to the edge of it, and having put my legs out and feet on the floor, I spread my legs wide apart as I could, and then called out; “Here Toro come on boy, give me some of that tongue!”

All he did was turn his head to me and just stared long and hard at what was offered to him, then just altogether ignored me and my offering, and turned right back to her.

I shivered all over as his eyes told of his wanting so to come over to me and give me what he had just given her, but the intensity, and vicious look in his eyes told me he would take me when he wanted, not when I wanted him to!

It was a failed attempt to get him away from her, and protect her in some way from him.

All I would be allowed to do was sit right here and watch him take her, and have her, and that was it.

Now as if he had his mind made up of what he wanted to do next, he stood up and then and there nudged his snout and head right up into her inner right thigh, nudging it upwards from it’s state over the arm of the chair.

Patti did nothing at first to damn scared to say or do anything but when he suddenly snapped her inner thigh and growled like hell, she cried out;

“O.K O.K Toro oh please don’t bite me, I’ll do it Toro, I’ll do it Toro!”

As she shifted herself in the chair taking her legs down off the sides and onto the floor Toro just stepped back fully allowing her to move now, as she spun herself in that chair onto her front first, her big rounded ass showing itself fully to me, then slithering her body downwards off the chair her legs on the floor now, and then onto her knees she went.

Crying and shaking as she did this now only her belly upper body was in the chair, as she pushed her big beautifully rounded ass up into the air, and spread her legs widely out her arms and hands clutching at the arms of the chair.

I sat there shaking and shivering myself to the core, seeing that she was being forced by Toro to get into this position, or be torn apart by his vicious biting and attacking her.

Now she was in this position her head laid onto the chair along with her shoulders her arms and hands outwards against the arms clutching and hanging onto them for dear life knowing what was about to happen.

She was crying and shaking all over in the horrid fear of having to once again give herself to Toro sexually!

Ben Esra telefonda seni boaltmam ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

the-peach-pounding-peters-of-peterson-hall-13

Ben Esra telefonda seni boaltmam ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Bdsm

Subject: The Peach-Pounding Peters of Peterson Hall 13 ===*=== The Peach-Pounding Peters of Peterson Hall Chapter 13: A Big Eggplant for Three Virgin Peaches (Part 3) ===*=== Late Saturday night after the deflowering ritual had ended, Buff and I took a quick shower together. He’d insisted we do so to wash Jerrick’s hot, hairless ass off our bodies as if it even bothered me like it bothered him. Then, we dried ourselves and went into our room, still naked. I closed the door and eyed him while standing right in front of him, the anger rising from within. “I think your leadership skills need some major improvement.” Buff seemed more amused than upset. “Enlighten me, then. What should I be doing that I’m not already doing?” “Well, for starters, I don’t like how you’re treating sub. I don’t like that you’re forgetting he’s not a slave. I read a lot about BDSM stuff lately since that’s pretty much what this is, and slaves apparently don’t get a choice of anything, but subs do.” “And? Your point?” “And that means sub’s a sub, meaning he gets to say ‘no’ if he can’t do certain things.” “If it’s any consolation, all sub Peters get free room and board, meals, tuition, books, all that stuff paid for. The rest of us get a reduction, much like a discount. On top of that, all Peters are given a list of allied businesses to jumpstart our future careers as long as we show proof that we joined the club. We may even have to show them in a more…carnal way, so to speak. But who cares? Lots of benefits here for us. It’s not just a fuck club, you know.” I hadn’t known any of that. “Why didn’t you tell me this?” He shrugged. “Maybe I wanted to see how naturally loyal to the club you really are.” Could I ever be a loyal Peter? I wasn’t sure. But knowing this new info really changed things. “Well, I still don’t like how you treat sub, so it needs to stop. Like, now.” Buff sighed. “I should’ve known you’d defend him, especially after your little moment with him during the deflowering ritual.” My little moment with him. The funny thing? I looked forward to seeing Jerrick again. I felt like we’d connected in a weird way. I couldn’t explain it. I felt the same way about Twunky too. But why show that? “Hmm, I don’t know, Buff. If I didn’t know any better, I’d say you’re jealous.” “Oh, please. Why would I be jealous?” Yet his reddening face hinted otherwise. One thing I hated about myself and the disturbing way my brain functioned was how badly this mean fuck turned me on. He was hot with an equally-hot bubble butt�big and smooth�and I needed to fight the lack of reasoning. I’d read superhero fanfic romances where the villain was romanticized for the superhero as if fated or whatever. Why was Buff always pissing me off and making me horny at the same time? Was I just sick? Rock hard, I stepped closer to Buff, my face closer to his. I needed to remember that I still had a plan to destroy him. Though, I was still going to fuck his virgin ass with no mercy, especially since he was more than willing to consent to it. I grabbed his dick and stroked it. “Tell me the truth. Are you jealous?” He swallowed, not saying anything. That was the thing about him. When he felt something, he struggled with hiding it. Plan, plan, plan. Slip through newly-formed cracks. “Because no one’s ever been that way about me before. I’m…flattered, actually.” “Yeah?” There seemed to be a mix of hope and caution on Buff’s face. I kissed his lips. “Ich liebe dich. And I do mean that.” I’d said it with growing desire laced with resentment for a toxic concoction. After a moment, his eyes growing heavier, he whispered, “I love you too.” My eyes widened. What…? “You look shocked.” “I…” Confusion hit me hard. And after pondering for a few seconds, I wondered if I’d said the wrong phrase this entire time. I remembered in Spanish�I barely knew any of it even though I should because of my family heritage�that the phrase “I want you” could also mean “I love you.” Did it not work the same way in German? “I said I want you, though.” “No you didn’t. You told me twice already that you loved me. I speak German, remember?” Buff kissed my lips. “I know you wouldn’t play games with me. You wouldn’t take that dangerous risk. That’s how I know you meant it.” Fuck. What a fucking idiot I was! Buff started jerking me off while his burned into mine. “I think you’re scared to fall in love with me because you hate me and love me and you feel conflicted about it. Am I right?” No, he wasn’t. But what should I do? I’d wanted to carry on with the plan, but I hadn’t realized it’d turn out like this. I sighed. “I’ve never had a boyfriend.” “I know. That’s what makes this so special. Of all the hotties you could’ve fallen for me, you fell for me. Your biggest worshiper.” Look at him. He was completely smitten in a way I wasn’t used to seeing. Fuck. Shit. Think, think, think. “But I cheated on Leah. You shouldn’t trust me.” That crooked smirk again. “That’s different. You were just craving cock and man butt, two things she didn’t have that you needed. Now mezitli escort that you got all this experience, you can’t stop the crave.” “Exactly. So why would you trust me?” “Because, Chosen One. If you cheated on me, which I’d find out, you’ll pay really costly for it. I don’t think you have it in you to play with that kind of fire.” “We’re not boyfriends, Buff.” “No. We’re not. We’re more. You’re my god, and I’m your worshiper. And despite how much of an asshole you might think I am, I’m very strongly against cheating. You’ll never, ever worry about that with me. I’d forever be loyal to you until death. That’s a promise.” Was I stuck with Buff now? This wasn’t fair. How the hell had I gotten myself into this mess? I needed to change the subject. I couldn’t deal with this heavy shit right now. I was upset, confused, and horny, but horny needed to be taken care of first. “I’m going to fuck you, Buff. No mercy.” “Go for it. And if I cry, if I tell you to stop, or any kind of thing like that, you keep fucking me. Only then will I know that you’re a true god who takes what’s his.” Oh, Buff. I was turned on. I needed his ass. “I need a safe word, though.” “No need. I don’t want you to stop.” “Give me a fucking safe word and then get on the bed.” “Damn. So dominant now. Your voice firms up and deepens every time you order people around.” Buff climbed and then stopped, his big ass waving at me. “The safe word is ‘roleplay’ because that’s exactly what this is. Only stop when I say it, which I won’t because I don’t want you to.” “I know how it works. I read about it.” “Well? Come and get it, then, my hot, sexy god.” I lost all reason and clarity. I was a sexual zombie at this point. I walked toward him and groped his cheeks. I slapped them hard to watch him flinch. Instead of showing pain, he formed his signature crooked smirk, always expressing himself that way as if limited in expressions. Or maybe he was constantly feeling cocky and proud. “I should tell you, though, Chosen One. Once you deflower my ass, there’s no turning back.” He slowly gyrated his hips as if to tease me some more, which worked every time. “You want this virgin ass?” “I do,” I whispered with hunger, my dick dripping uncontrollably in a sticky mess. “Take it, then.” It was amazing how brave Buff was for being on the verge of losing his virginity in possibly a deeply-painful way. But first, I needed to eat that ass. I hunched over and dove into his hole with my tongue. “It’s your ass, God. Anytime you want to eat it or fuck it, you don’t ask. You just fucking take it like a dominant owner. Be possessive all you want because that’s how I like it. Because it goes both ways.” I ignored his words and hungrily munched on his hot butt some more, slapping his cheeks on occasion while the tip of my tongue stabbed his tight pucker. I sucked it and gave it a bite, hard enough to make him hiss in pain. “Hurt me, God.” I bit his anus once more, a little harder. He flinched, briefly clenching his butt, and he released a loud grunt. “Fuck, damn, that hurt.” He chuckled. “Shit.” I could be rough with Buff, but I wanted my big dick to be rough instead of my tongue. I rose back up, pushed down on the small of his back to get him to lie on his flat belly, and climbed over him. Fuck this fucker. I wasn’t going to use lube. He deserved a painful experience for all the shit he’d caused. “Fuck me, God. Fuck me hard.” “Oh, I’m going to fuck you like I’ve never fucked anymore before.” “By force?” I didn’t answer even though that was the case. I pressed the head of my dick against his super-tight pucker and pushed it in without stopping. Buff groaned in pain. “Fuck! Shit!” “I’m not stopping, so you fucking take it.” I wasn’t sure what had gotten over me, but the resentment unleashed from my thoughts. I pushed myself inside farther. “Not even if I say the safe word?” “Well, of course, I’m not a fucking rapist.” He groaned some more, balling his hands into tight fists and sounding as if in labor. This fuck. He’d terrorized me and others. He was the shittiest, most abusive leader. Fuck this piece of shit. Let him wail all he wanted. I pushed even harder until I was finally in. By now, Buff shed tears, and for the first time, he was truly submissive. “It fucking hurts like hell,” he whispered harshly, whimpering. I started pounding him. He yelped and kept groaning loudly, making me worry that the other Peters could hear us since they were only in the other bedroom. It felt amazing, though. Being inside him was a treat I’d never thought possible at one time. I ignored his sounds of pain and gave it to him good and hard. He cried softly. “Okay, okay, stop, I can’t take it anymore! It hurts!” But I remembered when he’d told me not to. He needed to say the safe word, and only then would I stop. “You want me to be your true god? You take it like a man, then. You begged for this.” “I was confused, I didn’t know what I was saying.” Was this roleplay? pozcu escort Was he serious? “Are you playing games with me, Buff?” “No, I’d never hurt you like you’re hurting me, Pete.” Pete? That was a first. But he wasn’t saying the safe word, so pain or not, he’d take it. And now that I was close, I kept ramming into him more. He continued crying and grunting, gnashing his teeth. Closer. His butt was so…ungh…it felt too good. Closer, even closer. “I’m about to nut, Buff.” “No, stop, Pete. I never agreed to this. I’m fragile and helpless.” Okay, now I knew he was fucking around like a goddamn drama queen. He wanted all of this. I gave him more thrusts, as hard as I could, and the intense feeling sent me over the edge. “I’m…nutting in you…” Buff cried harder in a whine. “No, Pete, stop, I don’t fucking want this, I never did.” I myself grunted as I shot into his deflowered hole, claiming it, his first cum in there. I shot and shot so much that I was hypnotized by the ecstasy. “Fuck…ungh…” I collapsed on his damp back and rested my nose against the nape of nis neck. “This is what you get.” And suddenly, I smirked at how defeated he must’ve felt. “I owned you for that moment. I took your ass virginity and proved to you how little you really are. I’m in control now. And what do you know? You were my third virginity tonight.” Buff sniffled. “Third?” “Yeah. I fucked Twunky right before sub, nice and slow and passionate with him, and you’re not going to do shit about it.” I no longer cared if Buff knew. I pulled out, and my eyes widened in horror as I lowered my gaze. I puffed harder than ever. “Fuck, Buff, you’re bleeding!” It wasn’t a whole lot, but it trickled from his hole and stained the sheets. He turned around, face drenched with tears and his nose wet with snot. “I told you to stop, but you didn’t listen.” My heart pounded, and I stared at him. “You told me not to stop!” “No, Pete, you don’t get it. ‘No’ means ‘no.’ Simple as that.” “You didn’t say the safe word!” He lowered his eyebrows as if confused. “What safe word?” I jolted out of bed and panted. “You’re not accusing me of something, are you? Because you gave me a safe word. It was ‘roleplay’ and you know it. You told me not to stop because it would make you see me as a true god.” Buff sighed. “‘No.’ Means. ‘No.'” “Fuck you!” Then, he formed a crooked smirk. “Who’s the little one now?” There was a hard knock on the bedroom door. “Everything okay, guys?” It was Twunky. “Because we could all hear you.” Shit. “You can come in,” Buff called. I rushed to hold the door closed. “No, not yet, Twunky!” I started getting dressed. “We need to get you to the hospital. You’re bleeding.” “It stings like my ass is on fire, but I’ll live. I’m actually amused right now.” I finished putting my clothes on and wrinkled my forehead. “I don’t follow.” He got up from the bed, leaving bloodstains on the sheets while some of it trickled down his legs. He grabbed his phone that had been propped up on his dresser the entire time. He fiddled with it and crookedly smirked at me. “Recording saved.” He put his phone back on his dresser. I rushed to him and stopped right in front of him. “Buff? Wh-what do you think you’re doing?” I tried to be as calm as possible but failed. That crooked smirk again. “There’s one thing you don’t know about me.” Did I want to know? “When I want someone, I get him at whatever cost. You’re the third Chosen One I’ve fallen hard for. The other two graduated after only a year each with them, and they were glad to be rid of me. They never loved me, and I knew that. But I’m not letting it happen again because I know you really do love me. I have you for two years, but I want more. I want life with you. I’ll even make you marry me if it means you’re legally tied to me.” I frowned, and this time, I was the one who started crying. “Hey, hey, Chosen One.” Buff gently shushed me and wrapped his arms around me. He kissed my ear. “I could report this, but I don’t have to.” “You’re blackmailing me.” He faced me and formed a tiny smile. “If that’s what you want to call it, fine. I’d like to think of it as sealing our fate. You see, Chosen One, we were meant to be, but you keep trying to change fate. Now? I have you under my control, which means I can control our fate. Because you know exactly what’ll happen if you leave me. I gave you my virginity. That was the seal right there.” “Fuck you, Buff.” “It’s okay. I get that you’re pissed.” He caressed my wet cheek. “I love you so much. When I laid eyes on you the first time, I was just taken away by your beauty and virility. I knew I had to make you mine. And you’re all mine now. I’m never letting you go.” “You’re a sick fuck for doing this.” “Sick? I don’t know, Chosen One. You’re the rapist here, not me.” I jerked back and narrowed my eyes at him. “I didn’t…you told me not to stop, Buff.” “But ‘no’ means ‘no,” does it not?” “I would’ve stopped if I’d known otherwise! I’ve escort bayan never even thought about forcing myself on anyone without their consent! I’m not like that! I told you I’d have no mercy and you accepted it!” This wasn’t happening. This was so not happening. The room spun, and I felt nauseous. Another knock on the door. “Guys, we’re getting worried now.” It was Twunky again. “Come in!” Buff immediately grabbed my arm as if to stop me. Fuck! Twunky opened the door, and his eyes widened at the bed and us. “What happened?” I gave Buff a pleading look since my back was facing Twunky. I mouthed, “Please?” “I don’t know, Chosen One. I think I can at least trust Twunky with the truth.” “What truth?” Twunky asked. “And why is there blood on the bed? Did something happen?” Desperate, I took Buff’s hand and looked at Twunky. “I, uh…I’m with Buff now.” Twunky furrowed his eyebrows. “Really?” Buff squeezed my hand. “We got a little rough because Chosen One was that into me. He confessed that he’s been in love with me for a while, and I feel the same way about him. He didn’t just deflower sub. He deflowered me and you too.” Twunky swallowed, looking frozen. “That’s right. He told me because he felt guilty. He told me I was the best he ever had, and that you and sub were just, you know, subpar. Not that great but enough to get off.” Buff was enjoying this like the psycho he’d proven to be. I was fucked for life. If I denied anything he said, he’d destroy me. “Oh,” Twunky muttered. I could see the pain and humiliation in his eyes. “He was just toying with you, Twunky,” Buff continued, smirking crookedly. “Did you really think he loved you?” I glanced at Buff. “What are you talking about.” “He’s been falling for you, Chosen One. Recently. He told me himself the other day when I confronted him about him ever having feelings for the Peters, and he actually told me.” “It’s fine,” Twunky said in a cracked tone. “Feeling stupid, Twunky?” Buff walked away from me and toward him, having too much fun. His back and bloody butt faced me. “From now on, Chosen One’s off limits. No one can touch him but me.” “That goes against the rules.” “What? That we all have to share each other? Fuck the rules. I’m tired of following them because they’re not convenient. I’m making my own now. You know, you were supposed to save your ass for me and only me. Even though I found someone better than you, you still have to pay for that betrayal.” I glanced at Buff’s phone, my heart racing more than ever. “You’re worthless without the Peters club,” Buff said while still eying Twunky. “You were a fucking fat ass until I saved you and helped you look hot.” Twunky scoffed. “I lost weight before I joined, before I even started college. I didn’t know then!” “You’re still worthless. I made you relevant here.” I quietly grabbed Buff’s phone while he continually insulted Twunky, and I slowly slid it inside my pocket, my heart pounding like crazy from the possibility of being caught. I waited a few seconds to calm down, and I approached Buff from behind and kissed his neck. I felt disgusted doing this, but I had no choice but to make myself look less suspicious. “Baby, let’s stop this now, okay? You have me now, and I have you. That’s all that matters.” “No, he has to pay.” “No. He doesn’t. You won me, remember? That’s enough. But we really need to take you to the hospital to get your ass checked.” “I’m not going and you can’t make me.” “Fine, Buff. Be stubborn. But I need some air. I won’t be with anyone, don’t worry. I just need to think for a moment.” “You’re not going anywhere, Chosen One. You’re no longer allowed to be on your own after you fucked Twunky behind my back. You did the same with Lincoln weeks ago. I can’t trust you anymore.” “But this time it’s different.” I leaned into Buff’s ear, praying what I was about to say would work. “I want to surprise you with something special. Let me do this for you, baby. Please? You’re my first boyfriend. It means a lot to me, and I’m kind of excited to do this.” Ugh, the terrible aftertaste of those words. He sighed. “Just this once. But hurry up. I’m not sleeping alone tonight. I want you in bed soon.” “I won’t be long.” I forced a smile on my face, albeit a tight one. I grabbed my jacket and left as nonchalantly as possible. I walked out of the Peters’ suite and down the hallway, my heart lifting with hope. Now to find someone to help me hack into Buff’s phone. This crazy fucker wasn’t going to ruin me. I refused to be tied to him for life. I regretted the merciless fuck I’d given him, though. I felt like shit because I wouldn’t have done it had I known he truly hadn’t wanted to. But he had. He’d wanted it. It had all been a part of his entrapment, his plan to make me his forever. And now, he’d pay for everything he’d done to me. ===*=== To be continued… ===*=== AUTHOR’S NOTE Thanks for reading. Want more free stories, published books, and the latest news by Marco May? Visit: ess Please show your support and help Nifty out by donating whatever you can so that these free stories can continue to stick around for a long time. Copyright � 2021, Marco May. All Rights Reserved. DISCLAIMER: All character names/details in this work are fictitious. Any resemblance to real people, living or dead, is entirely coincidental.

Ben Esra telefonda seni boaltmam ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

School Of Hard Knots

Ben Esra telefonda seni boaltmam ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Gangbang

I was the youngest sibling in a dairy farm family separated by seven years in age from my older brothers and sisters so I was often doing and exploring things by myself in my free time when I had finished my chores. When I was eight and a half years old King came into my life as a puppy to replace Oscar who had passed away from old age a few months before. King was your typical farm mutt, a mixture of golden retriever, collie and who knows what else we got from the litter of a local farmer. I got to name him since it was my job to watch over him and care for him as he adjusted to his new surroundings. I liked the TV show Sky King as a young boy so the name King seemed like a good fit. He had a tan coat with white paws, nose and chest and also the tip of his tail was white with semi erect ears and dark brown piercing eyes. We had a lot of fun times growing up together playing and learning new things as he became a trusted and loved friend of the family. King was around seventy plus pounds when full grown and very strong with good herding and watch dog skills.

As a teen I began to play with my cock when I was alone out in the barn exploring my budding sexual urges. One day while jacking off I began fingering my asshole and enjoyed the sensation leading me to insert other objects in my asshole. The best thing I found to insert were the worn out rubber teat cup liners from the milk machines which felt great as it slide in to my asshole but after a while even that did not satisfy the cravings of my asshole. Then one day while in the barn finishing my chores I saw King licking his cock while lying on a straw bale. The sight of his deep red cock protruding from its furry white sheath sent my imagination into overdrive. I could not get the thought of King humping my asshole with his cock out of my head so several days later when I was sure we were alone in the barn I decided to see if he would fuck me like I was imagining. I stripped naked from the waist down then with just my shirt and boots on I knelt down on all fours on the cement feed alley in the barn calling King over. As he stood by me not knowing what I wanted I gently rubbed his furry sheath then tried to get him behind me in position to mount me. Still not getting the drift of what I was offering him I tried dusting my butt with a little izmit escort bayan powdered milk replacer that we used to feed the calves to see if he would lick it off and take the hint. I was just about to give up when after a few licks of my butt he jumped up on my backside his front legs gripping my hips as he poked my behind with his bony cock. This went on for several more times before he finally hit the bullseye and penetrated my asshole for the first time leading to a quick but satisfying humping by King ending with him licking his cum off my butt while I jacked off. We had three more quick encounters in the feed alley of the barn each lasting just a few minutes with me jacking off while King licked his cum off my wet asshole and ball sack. King now knew what I wanted when he would see me bare assed on all fours both of us getting what we wanted at least that is what I thought being over confident in my brief experience with dog sex thinking I knew all the risks. It was about three weeks later on a warm early summer day when my parents and siblings went to town to stock up on farm supplies and groceries as I stayed home with King. I knew they would be gone for several hours so I figured it would be a good time to enjoy another humping by King. As we entered the barn the aroma of the fresh timothy hay bales drew me to the hay mow at the end of the stable area of the barn. We had just started filling the mow with a few layers of the small rectangular mostly timothy grass hay bales stacking five layers at a time against the wall of the mow like a staircase then working across the mow floor. I thought this would be a great place to enjoy a quick fuck by King. I had taken a big dump shortly before so I was pretty cleaned out and ready for a quick fuck as I spread a little butter on my asshole that King liked to lick. I was feeling pretty excited about doing it in the mow having a much softer surface to kneel on as I knelt down in front of the staircase of bales with my thighs against the layer of bales I bent over to rest my chest on. I was about to call King over but he was already behind me and began mounting me without bothering to lick first. I knew something was different right away because unlike the other times when I felt King’s cock poking me from below it was now poking at my ass from above as my izmit eve gelen escort knees had sunk down into the hay bales. I was totally caught off guard when King buried his cock deep and hard into my asshole almost immediately giving me no time to react to his canine instinct. I was trapped with my thighs against the hay bales unable to move away from his thrusting as he buried his cock to the hilt in me for the first time. I was dumb founded with shock when I felt the pressure of his swelling knot filling and stretching my rectum to its limits. I did not realize at first the load moans echoing through mow were from me with every thrust of his cock into me. This was the first time I ever heard King let out a low growl when at first I tried to pull away from him but quickly realizing we were coupled tightly together his hard knot deep inside my asshole. It was like he was telling me your my bitch now be still and accept it so I tried to relax and spread my ass wide for him knowing he was truly the master now. Thankfully he stopped humping me after a short while just giving me a quick jab now and then I think just to hear me moan as if pleading for mercy being trapped beneath him by his big cock. With King now taking a breather from humping me the painful stretching and burning sensation coming my asshole began to recede giving me some time to collect my thoughts on what was happening to me. I started taking long deep breaths and concentrating on the other sensations flowing into my mind as a way to relax and take my mind off of the throbbing pain from being dog fucked. The feel of King’s warm soft fur against my butt and back felt soothing as he stood over me offsetting the pain of his swollen knot coupling us securely together in sexual intercourse. I noticed the feel of his drool dripping unto my back from his heavy panting and the beads of sweat now trickling down my shaky legs and arms along with a steady stream of precum flowing from my limp penis. As I took in another sweet smelling breath of the fresh hay King began breeding me as I felt his cock twitch deep inside me followed by the warm sensation of his dog semen flowing ever and ever deeper into me. This is when I glanced over at the door way to the hay mow to see my paternal widowed grandmother, who also lived izmit otele gelen escort on the farm, watching me getting stuffed by King. She put her hand over her mouth as a way of telling me to be still and quiet and let King finish naturally knowing I would be in a world of hurt if he pulled his hard knot out of me. I then nestled my head back down into the palms of my hands on the hay bales starting to feel a calming wave of relief wash over me as I began to enjoy the feeling of King shooting his loads of dog semen deep inside me and there was nothing I could do to stop it. It all came to an end about fifteen minutes later when I finally felt Kings knot go soft as it slipped slowly from my tender asshole as he stepped slowly away from me knowing his sperm were locked deep inside me swimming ever deeper in search of an egg. Seeing King’s fully exposed deep red cock and purple veined knot as he walked away to lay down and clean up was an eye opener for grandma and me finding it hard to believe what just took place. Standing up afterward my legs were still trembling as I picked up my clothes and walked over to grandma as she closely checked my tender hole saying you will be sore but I do not see any damage thankfully. Seeing my cock very shriveled up and dripping she said we better do some oral therapy just to make sure that is ok too as she slipped off her loose fitting house dress revealing her milky white breasts and thighs contrasted by her darkly tanned face, arms and legs as she wore no undergarments. She then laid on her back in the mow having me kneel over her head with me staring down at her gray haired pussy fully exposed between her legs bent at the knees and spread wide. She then took my penis into her mouth as I lowered my mouth down to taste her pussy in no time I had forgotten about my sore throbbing asshole. After we both came ten minutes later, at least she said she came, we put our clothes back on and my quick fuck with King was finally over close to an hour later. When the family got back they said I seemed different and asked if anything happened I just said nothing unusual. I sure was not going to tell them that I spent the afternoon getting bred by King and having oral sex with grandma!

After surviving the deep knotting from King I swore to myself I would not do that again but a month later in the back cow pasture under a full moon I submitted to King again as he knotted my asshole to his full enjoyment leaving another huge load of semen very deep inside me only this time I licked him clean also.

Ben Esra telefonda seni boaltmam ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32