benim çirkin ördeğim(sevda)

Ben Esra telefonda seni boaltmam ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Babes

benim çirkin ördeğim(sevda)
aslında kıza haksızlık etmemek lazım. evet, pek güzel sayılmaz ve üstelik baya yapılı da. göt, göbek, but ve meme. hepsi full! lakin kiloları bedenine öyle eşit dağılmış’ki, ortaya tam bir türk lokumu çıkmış. hadi biraz daha fazlası diyelim. bedeninde ve/veya yüzünde pek çirkin diyebileceğim yer yada özellik yok. yok ama yinede dönüp bakacağım kız değil. bakmak bir yana dikkatimi bile çekmez. ‘hollywood’ yıldızı filan değilim ama ortalamadan üstünüm. hele bu kızdan baya üstünüm. ilgilenmemin tek sebebi dedesinin sözlümün ağzına vermesi. muhtemelen daha önceleri sikiyordu da. intikam için bu kızı sikecektim. siktimde zaten. siktim ama ben onlar gibi vicdansız olmadımdan ki’ sevda kendisi çok istemesine rağmen kızlığı bozulmasın diye önden değil arkasından yaptım. bana göre en güzel yeriydi kalçası. iri, yuvarlak ve dik! o muhteşem yanakları birleştiren o, hiç yarak görmemiş sıkı mı sıkı deliğini koklamak, yalamak, parmaklamak ve en sonunda sikimi zorlaya zorlaya sokmak. önce çok acıyor ne olur bırak diye yalvarması ama giderek alışıp zevkten inlemesi ve bu ayrıcalığa ilk benim mazhar olmam ne muhteşemdi. neyse, sevdaya da bunlara söz vermiştim. ya eksikleri tamamlamak için alışverişe yada sevda ile buluşmaya gidecektim. iki testiden biri kırılacaktı ama hangisi? zor durumdaydım. sevdaya mesaj atıp sabah ailem ile görüşmek için şehire gideceğimi ve dönüşte aynı akşam/gece kendisiyle buluşabileceğimi söyledim. ben kızmasını beklerken tam tesi çok anlayışlı davrandı ve tamam dedi, ben akşam ararım. rahatlamıştım. bu arada sözlüm ve yeğeni tekrar gelmişti. derya, annesine teyzesinde yani sözlümde kalmak için izin istedi. annesi olmaz dedi.nişanlı olduğunu ve dünürlerinin baya baya mutaasıp olduklarını ve bu durumu hoş karşılamayabileceklerini söyledi.bu arada derya’ya şöyle bir baktım ve ilk kez inceleyici gözle bakıyordum. sarışın denebilecek derecede kumral, dolgun bacak ve kalçalar ve çok güzel yüzü vardı. hele hele annesinden aldığı inanılmaz bakışlar. altında oldukça dar kot vardı ve paçalarını bir kaç tur kıvırıp ay ışığında pırıl pırıl cildini aç bakışlara(ben gibi!) sunuyordu.bütün ısrarlara rağmen annesi izin vermedi. onun yerine demleyin çayınızı oturun burada. muhabbet mi yapıyorsunuz ne yapıyorsunuz anlamam. anlamam ama bu saatten sonra avlunun dışı olmaz, ona göre. çaresiz çöktüler masaya. derya annesinin yanına oturdu.sözlüm hemen yanıma. hanife abla bir yandan çay demliyor, bir yandan da ortalığı topluyordu. sözlüm ve derya yardım edelim dediklerinde hayır siz keyfinize bakın dedi ve bizimle irtibatı kesti.kendini tamamen işlere verdi. üçümüz kalmıştık.cıvıldaşıp dururken gözüm deryanın ayaklarına takıldı tekrar. ayağını masanın kenarına dayamıştı ve kıvırdığı yerden o parlak cildini cömertçe sunuyordu. başımı kaldırınca göz göze geldik. sabit bir şekilde bana bakıyordu. birden ‘ayyy, çok sıcak’ diyerek paçasını iyice kıvırarak baldırlarının tamamını seyrime sundu. bilerek yapıyordu. kızmıştı ve sex işkencesi yapıyordu. bir süre sonra üstünü değiştirmek için içeri girdi. çıktığında üstünde daracık bady ve altında yine oldukça dar eflatun rengi tayt vardı. buralar trustik yerler ve insanlar daha uygar ve hoşgörülü. hoşgörülü ama buna rağmen yinede iddalı giyim tarzıydı. zaten oda farkındaydı ve, gündüz giyemiyoruz gece bari giyelim diyerek alçak tonda kahkaha attı.teyzeside yani sözlüm de, zaten ya gece yada plaja indiğimizde giyebiliyoruz diyerek yeğenini onayladı.deryanın süt bacakları karşımdaydı ve o bacaklara dokunmak için inanılmaz arzu duyuyordum. sanırım sözlüm olayın farkındaydı ve elini sikime attı. bu ne len dedi, abovvvv! derya gülerek, ne teyze çok mu büyük? şoke etmişti beni. bu kadar cesur nasıl olabilirdi. bir an için derinlere daldım ve ‘bu nasıl bir iş, nasıl bir aile bunlar, ben nasıl bir ateşe düştüm?’ kafamda bu sorular dalgalanıyordu.derken deryanın sesiyle kendime geldim.
– ne o enişte derinlere daldın ya?
-yok be derya, ölesine işte
– ne ölesine enişte
-alışveriş meselesi. yarın bitirelim bu işi
aslında onu düşündüğümü bal gibi biliyordu. evet onu hayal ediyordum. o süt beyaz bacakları yaladığımı, amını ovduğumu ve ötesi..sözlüm işemem lazım diyerek kalkınca baş başa kaldık. durumu fırsat bilip tam karşımda pozisyon aldı ve bacaklarını araladı.oda zevk alıyordu. amının kabarmasından ne kadar da belliydi bu.birden gözlerimin içine baka baka elini amına attı ve avuçladı amını. deli olmuştum ve kontrolü kaybetmiş bir şekil de onu izliyordum.derken teyzesi geldi ve oda toparlandı. onlar nişanı konuşurken ben yine derinlere daldım. neler oluyordu böyle? düşünüp dururken annemin sözleri geldi aklıma ‘oğlum, bunlar pek tekin birilerine benzemiyor. akıllı ol. fazla açılıp saçılma!’ sanırım annem doğru söylüyordu. pek normal bir aile değillerdi. evet işin özünde beni kafalayıp kafese tıkmak olabilirdi ama yinede çok geçerli bir mazeret değildi bu. ahlaki açıdan sorunlu bir aile oldukları açıktı. bir yandan ateşlere düştüm kaygısı ama diğer yandan da cennete düştüm heyacanı! aslında olayı burda noktalayıp gitmem gereirdi ama bu aşiftelerin yarattığı heyacana karşı koyamıyordum. sonuçta bunlarla hareket etmeye karar verdim. en azından yapmak üzere olduğum bu evliliği gidebildiği yere kadar götürecektim ve bu süreçte bunlardan azmi faydalanacaktım. bu arada derya kanapede değişik varyosyonlar ile heyacan kasırgası estirirken teyzeside sikim ile oynamaya devam ediyordu. anlaşmalı ve buna istinaden planlı hareketlerdi bunlar. her şeyin bir oyun olduğunu bile bile kapılıp gitmiştim. çay faslından sonra hanife abla, hadi toparlanın artık, çarşı pazar gezeceğiz dedi ve masayı tekrar toparlamaya başladı. biz sözlüm ile evimize döndük ve giriş kapısının merdivenlerine çöküp bire bira açtık. güzel bir muhabbet oldu. hatta beklediğimden de güzel. sözlüm gerçeği açıklamıştı. farklı bir şey düşünme, deryaya, enişteni kışkırt diye ben dedim. amacım senin mutluluğun. derya biraz saf olduğundan az naz yapmakla beraber tamam dedi. aslında saf demiyelim de bana çok inanır ve güvenir. hep arkadaş gibi davrandım ona ben. aramızda teyze yeğen ilişkisi pek olmadı senin anlayacağın. dediğim gibi esas amacım sensin. o ise kullanıldığının farkında bile değil. yaşaya bildiğin kadar heyacan yaşa onlarla. bu senin hakkın! ‘bu senin hakkın’ ifadesiyle ne kastettiğini anlıyordum elbette. sonra devam etti ve;
-yarın sana bir kıyak daha yapacağım
-neymiş o?
– nişanlık alacağız ya
-eeee
-bahanelerle onu onada giydireceğim
-ee, ne var bunda?
-onu çıplak göreceksin
-nasıl olacak bu?
– kabinin perdesini aralayacağım az
– vay beee…süpersin kız,,gülerek;
-takıl bana hayatını yaşa, hahaaa
içimde bir heyacan oluşmuştu yine. deryayı çıplak görme düşüncesi ve ona dokunma isteği tavan yapmıştı. tam hayal dünyasına dalmışken, sözlüm;
-fantazi yapalım mı?
-nasıl yani?
şalvarını külotuyla birlikte çıkardı ve bacaklarını aralayıp;
-amımı yala
avluda ve evin giriş kapısındaki merdivendeydik. her taraf açıktı ve ay ışığının altındaydık. o saatte uyanık olan birinin biraz dikkat ile görme ihtimali vardı ve o;
– zaten görülme ihtimali beni azdırıyor
-ama dedikodu olmaz mı?
-boş verrr. olmuş zaten
-nasıl yani
-seni eve kapattığım söyleniyor
tamam öyleyse dedim ve dolgun bacaklarını birleştiren etli amını yalamaya başladım. ıslaklıktan amı vıcık vıcık olmuştu. boşalması fazla uzun sürmedi ve iki dakika içinde kremasını ağzıma bıraktı.bir basamak aşağı indi ve dirseklerini eşiğe dayayıp bacaklarını iyice ayırarak sikmemi istedi. ben tedirgindim ve içeri girelim dedim. hayır dedi burda sikilmek istiyorum ve hem zaten hiç kimse bu anda burada böyle bir şey yapacağımızı düşünümez. tamam dedim ev ellerimi eşiğe dayayıp arasına girdim. ben sıcacık amında gidip gelirken o derin derin soluyor ve bir yandan da bir şeyler mırıldanıyordu. kirli konuşmayı seviyordu ve zaten mırıldandıkları da bu yöndeydi. boşalması uzun sürmedi ve bu kızın en sevdiğim yanı da buydu. çabuk azıyor ve çabuk boşalıyordu. sevmediğim yanıysa sürekli sex isteği olması. muhtemelen orospu oluşunun altında yatan en önemli sebep buydu, sürekli sex arzusu. ertesi sabah arabama doluştuk ve fiyat öğrenme amacıyla bir kaç mağaza dolaştıktan sonra önceki alışverişimizi yaptığımız mağazaya geldik. görevli bayan 5-6 önek aldı ve yukarıda bulunan kabine çıktı. tabi bizde peşinden. kabinin vişne rengi küçük perdesinin tam karşısına oturdum. sözlüm görevli bayanın verdiği nişanlıkları denerken bende aralıktan onu izliyordum.derya da yanındaydı ve olayın farkındaydı. arada bana bakıyordu ve teyzesinin dediğinin aksine cin gibiydi. sözlüm şu mu bu mu derken en sonunda birinde karar kıldı ve deryaya giyde sende dene şunu, benden sonra sıra sende, fikrin olur dedi. derya az mırın kırın yaptıktan sonra tamam dedi ve üstünü çıkarmaya başladı. heyacandan ölmek üzereydim ve bunu bilen derya işi yavaştan alıyordu. sanki yüksek tansiyon yada kalp krizinden ölmemi istercesine yavaş hareket ediyordu.nihayet kotunu ve turkuaz mavisi bady’sini çıkarmış, külot-sutyen ile kalmıştı.eti-budu yerinde çok sexy bedeni vardı. arkasını döndüğünde külotunun yarısının arasına sıkıştığından kalçasının sağ tarafı komple açıktı. bilerek mi yapmıştı bilmiyorum ama bildiğim hazzın doruklarına çıktığımdı.iri memelerini kapatan sutyenden dolayı tam oturmamıştı ve sutyen çok kabarık duruyordu. satış görevlisi bayan bana doğru bakarak zaten bu tip şeyler genel de sutyensiz giyilir, çıkart istersen dedi. oda farketmişti olan biteni ve al bu da benden der gibiydi. derya sutyenini çıkarınca o iri memeleri ortaya dökülüverdi. bir yandan memelerini kapamaya çalışırken diğer yandan da nişanlığı giymeye çalışıyordu. sutyen olmayınca daha rahat olmuştu ve sutyenin sebep olduğu kabarıklık yok olmuştu. nefis bir kızdı bu derya. aslında sadece derya değil, hepsi güzel ve ve çekiciydi bu ailenin. siyah beyaz resminden çıkarabildiğim kadarıyla anne anneleri çok güzel bir kadınmış sözlümlerin. ondan yansıyan ve günümüze gelen genetik bir durumdu bu. nişanlık alındıktan sonra diğer eksiklerimizi de değişik mağazalardan tamamlayıp pideciye girdik. karnımızı da doyurduktan sonra köye geri döndük. vakit akşamüstüydü ve aklım sevdadaydı. bir yandan aramasını isterken diğer yandan korkuyordum. ya ararsa ve sözlüm farkına varırsa? anladığınız üzere bu ahlaki yönden zayıf ama hepsi dişiliğin kitabını yazmış aileden kopmak istemiyordum. amaçlarına ulaşmışlardı, esir almışlardı beni. hanife ablaya soğuk su varmı dedim. dolaba bakıver dedi ve mutfağa yönlendim. bir baktım arkamda o;
-manzara iyimiydi?
– ne manzarası abla?
-derya diyorum
şok olmuştum. demek’ki her şeyin farkındaydı. hınzırca gülümsedi ve ona fazla bulaşma dedi, geleceğiyle oynarsın. köyün iyi bir ailesinin gelini olacak. tamam abla dedim. zaten benim aklımın kendisinde olduğunu ve kendisinden çok etkilendiğimi filan söyledim. tamam dedi. tamam, fırsatı buldunmu kaçırma ama üstüne gitme. peki dedim ve dudaklarına öpücük kondurup çıktım mutfaktan. masaya gelmiştim ve tam o esnada telefonum çaldı. arayan sevdaydı. sözlümün ve deryanın dikkati bana yönelince telefondaki annem gibi davrandım. sevda da şaşırdı ve neler oluyor dediğinde bahaneler kapadım ve son söz olarak tamam anneciğim nişan günü ben arayacağım dedim. masaya döndüm ve annem dedim. nişan işlerini soruyor. alışveriş filan işte. bir de nişan günü kesinleşti mi diyor. yalanlar ile olayı toparlamıştım ama sevdaya ne diyecektim? bir şeyler sakladığımı anlamıştı tabi ve açıklama isteyecekti. ne diyecektim ona? işeme bahanesiyle tuvalete gittim ve telefonumun bataryasını çıkarıp arka cebime koydum. böylece sevdanın tekrar aramasını engellemiş oldum. peki ama zaten bu kadar şüphelenmişken bir de telefon ile ulaşamamsı onu iyice kuşkulandırmayacakmıy dı? bataryayı tekrar taktım ve sevdaya durumu özetleyen uzun bir mesaj yazdım ve ben arayana dek aramamasını söyledim. akşamda buluşamayacağımızı ve yarın sabah 11 civarı deniz keyfine hazır olmasını ilave ettim. hemen cevap attı ve tamam dedi. tamam ama yarın bu günün açıklamasını yapacaksın! rahatlamıştım ve tamam aşkım dedim, rahat ol, bu adamın gönlünde başkasına yer yok, sarı kelebeğim benim. işte bu lafların beni bitiriyor, aşığım len sene. ertesi gün saat 11’de aynı yerde buşumak için anlaşıp mesajlaşmayı kestik. masaya döndüğümde sözlüm, ne işedin be, rezervuar mı var içinde deyince hepimiz kahkahaları bastık sözlüm aslında biliyordu meseleyi ama bu kadar ilerlemiş olduğunu bilmiyordu. sanırım biraz da o kuşkulanıyordu. kuşkulanıyor ve rahatsız oluyordu ve ben böyle olduğuna emindim. devam edecek

Ben Esra telefonda seni boaltmam ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *