Bir kadının çocuğuna hamileyim (ALINTI) – 1

Merhaba adım Bahar şuan 24 yaşındayım İstanbul’da yaşıyorum 1.65 boyunda 50 kiloda hafif beyaza kaçan buğday tenli siyah saçlı birisiyim. Vücudumda en beğendiğim yer yüzümdür anneannemden almış olduğum küçük hokka gibi bir burun, babamın kalın dudakları, annemin kömür siyahı gözleri. Göğüslerim ve kalçalarım öyle büyük ve iştah kabartan şekilde değildir hatta ben göğüslerimi ufak kalçalarımı dar bulurum.

Bu olaylar ben 21 yaşındayken başladı. bolu escort Toplum ve de aile baskısı nedeni ile tutucu bir ortamda yetiştim ne erkek meraklısıydım nede kendimi okşama alışkanlığım vardı. Ama tabi ki de erkek arkadaşlarım olmuş ve onlarla oral seks ve sürtünme yoluyla 1 yada 2 defa orgazm olmuştum. Ailem klasik bir aileydi ancak babamın işleri çok iyi gitmemeye başlayınca bende aileme destek olmak için lüks bir eve temizliğe gitmeye başladım. Ev sahibesi yalnız yaşayan 38 yaşında Leyla hanım ilk önceleri günübirlik gelip temizliği yapıp gidiyordum ancak aradan geçen 6 ay sonra Leyla hanım yatılı kalıp evin işleriyle benim ilgilenmemi istedi bende ailemle konuşup Leyla hanıma taşındım.

Leyla hanımla çok iyi anlaşıyorduk adeta iki sıkı dost gibiydik ben aileme hafta bir tatile gidiyordum geri kalan günler gündüzleri ev işleri yapıyor geceleri Leyla hanımla sohbet ediyorduk günler böyle geçiyordu. Eve haftalık tatil için gittiğim bir gün babamın işlerinin iyice bozulduğunu ve ailecek memlekete dönmek zorunda olduğumuzu öğrendim yıkılmıştım hem çok güzel bir işi hem lüks yaşantıyı bırakmak istemiyordum. Leyla hanımı aradım ve olayları anlattım o çok sakin karşıladı ve babamla konuşmak istediğini söyledi telefonu babama verdim telefonda babamın tepkileri “hı hı, olabilir, evet evet, güzel fikirmiş tamam Bahar’a veriyorum” deyip telefonu bana uzattı. Leyla hanım bana “canım ben babanla konuştum onların memlekete dönmelerini ama senin burada benim yanımda kalıp çalışmaya devam edersen hem seninle ilgileneceğimi hem kardeşinin eğitim masraflarını karşılayacağımı söyledim baban bu fikri beğendi sen şimdi birkaç gün ailenle kal istersen sonra bütün eşyalarını alır bana gelirsin” dedi. şok olmuştum benim için müthiş bir haberdi bu annem şarköy escort ağlıyordu ama şu anki maddi durumumuza büyük bir faydası olacağından tüm aile bu fikri benimsemişti.
Birkaç gün ailemle vakit geçirdikten sonra haber vermeden Leyla hanımın evine döndüm bahçede son model bir araba duruyordu meraklanmıştım benim yardımımı talep etmeden Leyla hanım evinde misafir ağırlamazdı anahtarla kapıyı açıp içeri girdim salona doğru yürürken içeriden inlemelerin geldiğini duydum sessizce yaklaşıp köşeden baktım gözlerime inanamamıştım ateş kızılı saçlı, bembeyaz tenli ama kalçası ve göğüsleri kıpkırmızı olmuş en fazla benden 1-2 yaş büyük bebek gibi bir kadın elleri arkadan bağlı bir şekilde Leyla hanımın arkasında durmuş ağzını götüne dayamıştı. Leyla hanımın üzerinde siyah bir jartiyer, göğüslerini tamamen açıkta bırakan bir sutyen ve yüksek topuklu siyah rugan ayakkabından başka bir şey yoktu koltuğa domalmış bir şekilde diz çökmüştü yüzü bana dönüktü ama gözleri kapalıydı bir kolunu arkaya uzatmış kadının kafasını götüne doğru bastırıyordu. Şok olmuştum hayatımda ilk defa böyle bir sahne ile karşı karşıyaydım ve beni daha çok şok eden olay tüm vücudumun alev almış gibi yanması ve iç çamaşırımda bir ıslaklık hissi idi. Bir süre transa geçmiş gibi onları izledim. Kendime geldiğimde bir elim iç çamaşırımın içinde bacak aramı sıkıyor diğer elim göğüslerimi okşuyordu ama en tuhafı Leyla hanımla göz gözeydik ve o bana gülümsüyordu. Çok utanıp kafamı geri çektim nefesimi tutmuş bundan sonra ne olacak diye düşünüyordum sanki saatler gibi gelen bir süre sonra yüksek topuklu ayakkabıların benim olduğum yere yaklaşmakta olduğunu duydum donmuş kalmış hareket edemiyordum. Kafamı kaldırdığımda Leyla hanım başımda dikiliyordu ve hayatımda onu ilk defa bu kadar mutlu ve şeytanca gülerken gördüm “haber vermeden gelmemeliydin hayatım” dedi ben sadece kekeliyordum çok utanmıştım “ama madem geldin salona geç seninle biraz konuşalım” deyip elimden tuttu ve beni salona götürmeye başladı. Çok korkuyordum ama içimde bir şeyler yerinde durmuyor heyecandan titriyordu. Salona geçtiğimizde kızıl saçlı kadınla göz göze geldik yerde diz çökmüş yeşil gözleriyle bana bakıyordu. Leyla hanım beni ikili koltuğa oturtup kendisi tekli koltuğa geçti ve bacaklarını açıp kızıl saçlı kadının kafasından tutup yüzünü amına doğru bastırdıçanakkale escort “sana dur diyen olmadı” dedi. Kızıl saçlı kız Leyla hanımın amını yalarken o bana dönüp “evet Bahar’ım sen bana benim hakkımda hiç özel soru sormadın ben de sana yalan söylemek zorunda kalmadım şimdi bana ne istersen sorabilirsin ben de sana gerçeği tüm çıplaklığıyla anlatacağım” dedi. Ben gözlerimi kızıl saçlı kızdan ayıramıyordum Leyla hanımın tertemiz tükürük ve am sularıyla sırılsıklam olmuş parlayan amının özerinde dilini gezdiriyor, ısırıyor, arada bir dilini içine sokuyordu sanki biri karşımda limon yiyormuş gibi ağzımın sulandığını ve tükürükle dolduğunu hissettim gürültülü bir yutkunmadan sonra Leyla hanıma döndüm “böyle bir şey nasıl olabilir kaç aydır buradayım böyle bir olayla hiç karşılaşmadım” dedim. Leyla hanım küçük bir inleme sesi çıkartıp “bak canım benim işim bazı fantezileri olan elit kişilere hizmet sağlamak topluluğumda 8 kız 4 erkek var genelde evimde misafir kabul etmem ama bu küçük sürtüğün adı Merve ve o topluluğumuza yeni katıldı ve yeni katılanların tüm eğitimlerini şahsen ben veririm Merve’nin bu üçüncü günü bu akşam mezun olacak” dedi. Bunun üzerine Merve Leyla hanımın amını çok daha iştahlı yalamaya başladı. Ben hala gözlerimi ondan alamıyordum resmen ağzımın kenarından su akıyordu Leyla hanımın amına yumulmamak için kendimi zor tutuyordum. Elim istemsizce bacak aramdaydı ve Leyla hanımın sesiyle kendime geldim “bak Bahar’ım ben seni topluluğuma katılman için işe almamıştım ama gördüğüm kadarıyla içinde keşfedilmeyi bekleyen bir maden varmış. Çok güzel bir kızsın eğer sende istersen ikimizde bu işten çok karlı çıkabiliriz hem fiziksel olarak hem maddi olarak hem de manevi olarak tatmin olursun” dedi ben kendimden geçmiş bir şekilde Merve’yi izlerken sadece kafamı sallayabildim bu hareketimden sonra Leyla Hanım ayağa kalktı beni elimden tutup ayağa kaldırdı ve dudaklarımdan öpmeye başladı bir yandan da gömleğimin düğmelerini açıyordu gömleğimi çıkardıktan sonra pantolonumu da çıkardı karşısında sutyen ve külotla kalmıştım. Merve’nin arkasına dolandı onun ellerini çözüp koltuğa oturdu “evet Mervecim yeni öğrencimizin sutyenini çıkar” dedi Merve hızla kalkıp sutyenimi çıkardı “evet göğüs uçarlın tahmin ettiğim gibi kahve rengi ve fındık kadarmış bakalım onları ne kadar büyütebiliriz benim için em onları Merve” dedi. Merve hemen sağ göğüs ucumu ağzına alıp emmeye başladı göğüs ucumdan başlayıp tüm vücudumu kaplayan bir zevk dalgasıyla titredim. Göğüs uçlarımı elektrik süpürgesi gibi emiyordu ben Leyla hanım ile göz göze bakışıyorduk göğüs uçlarıma kan oturana kadar emmişti. Leyla hanım “tamam bu kadar yeter bakalım bacak arasında ne gibi bir mücevher taşıyor” dedi birden aklıma bekaretim geldi ve hafif tiz bir sesle “ama ben bakireyim” dedim Leyla hanımın gülümsemesi birden büyüdü ve “o zaman çok büyük para kazanacaksın bebeğim ama ne sattığımızı görmem lazım” dedi. Külotumu çıkartıp ateş gibi yanan amımı sıkıca kavradı amımı sıkıp duruyordu “anladığım kadarıyla tüylerini jiletle alıyorsun bu kabul edilemez müşterilerimiz bebek teni gibi bir ten istiyor ama ilk önce eğitimin bitsin kişisel bakım sonra şimdi bakalım amının tadı nasıl” dedi ve am suyumla ıslanmış parmaklarını ağzına götürürken Merve’nin kafasını benim amıma doğru bastırdı. Dili am dudaklarıma dokunur dokunmaz tüm vücudum titremeye başladı diliyle harikalar yaratıyordu Merve bütün her tarafını yalıyor diliyle hafiften içimi zorluyordu arkamdaki koltuğa yığıldığımda Merve bacaklarımı araladı ve yukarı kaldırdı şimdi dili amım ve göt deliğim arasında gidip geliyordu. Gözlerimi kapayıp kafamı arkaya attım Leyla hanımın parfüm kokusu daha yoğun gelmeye başlayınca gözlerimi açtım gördüm ki o ağzımı sulandıran ve vücut sıvılarıyla pırıl pırıl parlayan Leyla hanımın amı tam karşımdaydı ne yapacağımı bilmiyordum şaşkın bir şekilde yukarı bakıyordum Leyla hanım bana bakıp “sok şu dilini içime yalanmadık deliğim kalmasın tahminimce bu senin ilk deneyimin yalayacağın yüzlerce amın ilki ben olacağım ben boşalana kadar durma” dedi hafif tuzlu amına dilimi sokabildiğim kadar soktum dilimi içinde hareket ettirirken Leyla hanım inlemeye başladı bir yanda da kafamı amına bastırıyordu. Merve klitorisimi emerken birden bir parmağını götüme soktu beynimde kıvılcımlar çakmıştı aman tanrım bu his ne kadar güzel bir şeymiş parmağını ileri geri oynatırken sanki ruhumu bedenimin içinde sarsıyordu. Ben de aynısı Leyla hanıma aynısını yapınca “parmaklarından önce dilini kullanmayı öğren çıkar o parmağını oradan ve oraya dilini sok” dedi ikiletmeden parmağımı o pembe delikten çıkardım ve dar göt deliğini dilimle zorlamaya başladım benim her baskı yapışımda Leyla hanım daha bir kuvvetli inliyor ve o dar, pembe delik biraz daha genişliyordu. Bu arada benim götümdeki parmak sayısı tahminimce 3 e çıkmıştı bütün bedenim o parmakların aynı zamanda amıma da girmesini istiyordu ağzımı Leyla hanımın götünden çekip haykıra haykıra boşalırken “Merve sik beni tüm deliklerimden sik beni içimde dokunmadık yer kalmasın” diye bağırdım bunu üzerine Leyla hanım “o da olacak benim taze orospum ama senin amındaki o tabu bize çok para kazandıracak” dedi ve suratımı götüne bastırıp titreyerek orgazm oldu. Yerinden kalkıp Merve’nin saçlarından tuttu tekli koltuğa oturtup bacaklarını havaya kaldırdı “beni iyi izle am yalamak mesleğinin büyük bir parçası olacak” dedi. Önce dili ile Merve’nin göt deliği etrafında daireler çizmeye başladı bir eli ile de Merve’nin amını okşuyordu. Merve inlemelere başlamıştı Leyla hanım beni elimden tuttu ve iki parmağımı yaladı iyice ıslanan parmaklarımı Merve’nin götüne dayadı “bu iki parmağını köküne kadar bu küçük sürtüğün götüne sok ve ben söyleyene kadar çıkarma” dedi. Ben de parmaklarımı Merve’nin götüne sokmaya çalıştım ama çok dardı ve zorlanıyordum Leyla hanım bir kahkaha atıp “benim taze orospum bu götün bekaretini bozmak sana nasipmiş” dedi ve bileğimden tutup kuvvetli bir şekilde iki parmağımı birden köküne kadar Merve’nin götüne soktu. Merve çığlık çığlığa bağırıyor “lütfen Bahar hanım çıkar çok yanıyor içime kızgın demir sokmuş gibi yanıyor” diyordu ama Leyla hanım hiç oralı bile değildi “şimdi ben sana çıkarmanı söyleyene kadar bu küçük sürtüğün içinde parmaklarını amına doğru kıvırıp açıcaksın” dedi. Bende zorla da olsa parmaklarımı Merve’nin içinde oynatmaya başladım. Merve çığlık atmayı bırakıp ağlamaya başladı Leyla hanım sert bir tokat atıp “sus küçük sürtük birazdan sana hayatında tatmadığın bir orgazm yaşatacağım” dedi. Ve amını yalamaya başladı Merve’nin hıçkırıkları azalmış araya zevk inlemeleri karışmıştı. Sonra Leyla hanım ortadaki iki parmağını Merve’nin amına soktu ve kolunu yukarı aşağı oynatmaya başladı. Benimde parmaklarım giderek daha kolay hareket etmeye başlamıştı. Sonunda Merve’nin ağlamaları kesilmiş zevk içinde inleyip kıvranmaya başlamıştı. Bir müddet sonra Merve histeri olmuş gibi titreyerek ve etrafa işeyerek boşaldı. Leyla hanım “şimdilik bu kadar yeter gidin temizlenin ve akşam için yiyecek bir şeyler hazırlayın” dedi.

Meral Abla

Küçük bir kasabada yaşayan içine kapadık bir gençtim. Tek dostum ve arkadaşım ağabeyimdi. Benden on yaş büyüktü ve yeni yetişen bir delikanlı olarak beni bazı konularda yetiştirmeye çalışıyordu. Zaman zaman açık saçık filmleri izlemek için sinemaya götürüyordu. Bazen de Erotik dergiler tutuşturuyordu elime. Sonra da ne hissettiğimi soruyordu. Ben ise üstü kapalı laflarla geçiştiriyordum. Ağabeyim evli idi ve evi ayrı olduğu için ben ailemle kaldığımdan odama döner, bu çok etkilendiğim manzaraların acısını yalnız başıma çıkarır, kendi kendimi doyururdum.Ağabeyim bir yaz akşamında yine telefon etti, akşam kendi evime gelmemi, maçı beraber izlememizi söyledi. Olur dedim. Öğle sonu ağabeyimin evine ulaştığımda kapı kapalıydı, yengemin evde olamayacağını düşünememiştim. Herhalde bir komşudadır diye düşünüyordum ve kapıda bir süre oyalandım, sonra da yan komşunun kapısını çaldım. Bu ev Meral Ablanın eviydi. Tombulca bir hanımdı, sevecen tavırları vardı. İki üç ay önce ilk çocuğunu dünyaya getirmişti. Beni kapıda görünce hemen içeri aldı. Yengem gelene kadar beklememi söyledi. Bir komşudadır gelir şimdi dedi.Meral Abla elinde bir meyve suyu ile geldi ve bana ikram etti. Kendisi baktığımı görünce bana gülümsedi. Meral AblaBirden bire iri göğüslerinden birini çıkardı. Kocaman bembeyaz memesi vardı.Elimdeki meyve suyunun titrediğini fark ettim, önümde aletim pantolonumu öyle zorluyordu ki, pantolonum yırtılacak sanıyordum. Meral Abla hiçbir şey olmuyormuş gibi davranıyor, benim bu halime sinsi sinsi gülüyordu sanki. Meyve suyu genzime kaçtı, bir süre öksürük nöbeti tuttu. Koca meme önümde duruyor. Ben kanepeye oturdum, bütün gayretimde önümdeki kabarıklığı yenmeye çalışıyorum. O da yanıma oturdu. “Bebekler nasıl besleniyor, annelik nasıl olur merak etmiyor musun, bu süt nasıl doluyor bu memelere” dedi.Bilmiyorum diyebildim. Eliyle memesini sıktı, elime yüzüme süt fışkırdı. Daha çok tahrik olmuştum. Gel bak sık şunu nasıl fırlatıyor gör, bebeğin ağzına bu sayede gidiyor anladın mı, dedi. Memesine elimi uzattım, hafifçe sıktırdım, yine süt fışkırdı, üstüme başıma. O gülümsemeye devam ediyordu. aydın escort Bu sütü bebeğe emzirmediğim zaman rahatsız oluyorum dedi. O kadar çok ki, bazen da sütü kendim boşaltıyorum, yeniden doluyor sonra dedi. Memesinin yumuşaklığı o kadar hoşuma gitmişti ki… Tekrar dokunmak için aklıma bir hinlik geldi.- Diğeri de dolu mu abla dedim.- Evet dedi. Diğer memesini de çıkardı bana gösterdi, elle bakalım dedi.Dokununca oradan da süt fışkırmaya başladı.- Hadi bak tadına dedi, bir bebek nasıl emiyormuş gör, dedi.Beynim zonkluyordu. Eğildim, memesini yalamaya başladım. Ucunu emeceksin dedi.Ucunu ağzıma aldım, ağzım bir anda süt doldu, ağzımın kenarlarından sızmaya başladı, ama bırakmak istemiyordum, bir süre emdim, bu sırada aletimde biraz rahatlama oluyordu, belli ki hafif hafif atış yapıyordu. Artık memesini bir erkek gibi emmeye başlamıştım, hafif yollu ısırıyordum, dişlerimin arasına alıyordum. Meral abla birden kalktı, içeri odaya geçti. Benimki yaşadıklarımın şokuyla hala pantolonumu zorluyordu. Odadan bir el beziyle geldi. Senin de üstün başın batmış, temizleyim dedi. Ayağa kalktım, ah şu merete bir dokunabilsem, aletimi içeri bir yere kıvıracağım ama ince pantolonun içinden o kadar belli oluyor ki… Önce üst tarafımı sildi, sonra önüme eğildi. Pantolonumun önünden aletimin ön kısmını temizlemeye başladı, aletimden akan menilerden bir kısmı pantolonumun dışına da leke yapmıştı. Bir taraftan bezle önüme tazyik yaparken bir taraftan allah allah burada başka bir leke olmuş çıkmıyor diyor, aletime yine dokunuyordu. Hadi çıkar şu pantolonu da içerde temizleyim, dedi.- Olmaz abla, çıkaramam dedim.- Olur mu canım ben senin ablanım, sonra ağabeyin, yengen ne der dedi.Öyle ya, çıkardım. Çıkarınca külotumun önünden kocaman bir abide öne kabardı. Şuh bir şekilde gülümsedi. Pantolonumu aldı. Odadan çıktı. Lekeli yeri iyice silmişti. Odaya geldi. Şimdi kurur dedi. Birkaç dakika sonra giyersin. Olur dedim. Bu arada o yokken güya külotumun içinden aletimi yana yatırmış düzeltmiştim. Meğerse ucu yan taraftan açığa çıkmış. Ah canım benim demek Meral ablanın tombul memeleri seni tahrik etti diyerek yanıma gelmesiyle aletimi tutması bir oldu.Şimdi aletim özgürlüğün lezzetiyle külotumun yanından dışarı fırlamıştı. Vay maşallah, kimleri becereceksin, kimleri doyuracaksın Allah bilir dedi. Eliyle oynuyordu. Dilimle dişimin arasında abla dedim. Dur hele sen benim memelerimi emerken abla demiyordun, bekle bakalım dedi. Memesini tekrar çıkararak aletimi memesine sürmeye başladı, bu kayganlık içinde kıvranıyordum. Birden bire benimki patladı memelerine yüzüne akmaya başladı. Hay maşallah, her tarafı suladın dedi.

Ben utanıyordum, ne yapacağımı şaşırmıştım. O aletimi hala eline yüzüne sürüyor, memelerinde gezdiriyordu. Sonra kalktı, benim elimden tuttu. Lavaboya götürdü. aletimi, etrafını, kendi yüzünü, memelerini yıkamaya başladı. aletim yeniden dikiliyordu. O ise yıkamaya devam ediyordu. Ne olduğunu anlamıyordum. Eteğini kaldırdı, bembeyaz götü çıktı ortaya. Hadi aslanım yavaşça daldır şunun içine ki, öldüm burada, suyunu akıta akıta dedi. Bembeyaz bir yarık vardı götünün altında. aletimi yavaşça ilerlettim. Ucu girmişti ki o geriye doğru gelince aletim içerde kayboldu. Enteresan bir sıcaklık hissettim. Sonra garip bir kayganlığın farkına vardım. Birden sesini duydum, salla be koçum diyordu. İleri geri hareket ettiğimde bu işi çözmeye başladığımı düşündüm. aletim zevkten dört köşe oluyordu. Dalgalanıyordum adeta. O sırada onun inlemeleri başlayınca tam bir gururla şiddetlenmeye başladım. Oh aslanım, hadi aslanım, koçum gibi laflar duyunca daha da şiddetleniyordum. Elimle kaba etlerini tuttum. Bu yumuşaklık bu kadar mı hoş olurmuş, yumuşacık götü dizlerime değince bir hoş oluyordum. Girdikçe girmek geliyordu içimden. Sonra içimden öyle bir dalga yükseldi ki kendimi zaptedemedim ve içine boşaldım. Eteğini indirdi, üstünü başını düzeltti. Bana pantolonumu verdi. Bir meyve suyunu daha hakkettin dedi. Meyve suyunu bir dikişte içmiştim. Dışarı çıktı, yengemlerin ziline bastı, yengem gelmişti. Bana yengemin geldiğini haber verdi. Beni yolcu ederken yanağıma bir öpücük kondurdu. Meral ablanı unutmazsın değil mi aslanım dedi. Evet dedim gülerek, seni asla unutmam……Ağabeyimin evine girdim. Orada yengem kız kardeşi Demet’i de çağırmış. İkisi bir mutfakta bazı hazırlıklar yapıyorlardıSanki yüzüme manalı manalı bakıyorlarmış gibi geldi, sonra kendi kendime her şeyi abartma oğlum, hiçbir şey yokmuş gibi davran diye telkinlerde bulunuyorum. Televizyonu açtım, yengemle kız kardeşi mutfakta bir şeyler hazırlıyorlar, Demet yengemin hazırladıklarını masaya getiriyordu. Odaya her girişinde yüzüme bakıyor, hafif gülümsüyordu. Aklımdan yine bir şeyler mi biliyor diye şüpheler uyanıyor, yok canım daha neler diyerek kendimi teselli ediyorum. Üzerine nefis bir kot giymiş, her dönüşünde ardından bakıyorum. Karşıda bir ayna var, o da çıkarken aynadan kendisini izlediğimi fark ediyor ve kontrol ediyordu. Şu kot pantolon yok mu, ne iç gıcıklayıcı… Bir de üzerine dar bir t-şort giymezler mi, o güzelim göğüsleri meydanda… İnsan ellememek için kendini zor tutuyor ama ne yaparsın dişleri sıkıp oturmaktan başka çare yok. Yengem arada bir mutfaktan bana havadan sudan laflar uzatıyor, bayramlık ağzımı açıp verilebilecek en kestirme cevapları veriyorum. Lakin şu kız iki de bir ne gülümseyip duruyor anlamıyorum. Ah ulan Demet, açıkta bir şey mi gördün demek geliyor içimden ama o kadar… Ama erkeklik gurur ve şuurum öylesine havalarda ki kendimi tam bir erkek gibi hissediyordum. O biçim havalardayım yani, oturuşum, duruşum bile değişti sanki.Ağabeyim geldi, ooo koçum geldin mi, akşama Galatasaray’ın maçı var, birlikte izleriz dedi. İşin ilginç tarafı ben Fenerliyim ama bensiz de hiçbir şey içine sinmez. Benimle tartışmaktan büyük bir keyif alır. Benim kızmam, uzun uzun Fenerbahçe’yi anlatmam onu diyarbakır escort mutlu eder.Sofraya dördümüz oturduk, ağabeyim rakısından bir yudum çekerken, bu maç ne olur diyor, ben de karşı takımın iyi olduğunu söylüyorum, buna keyif oluyor. Bir ara Demet bir kadeh daha getir, bizim oğlan da artık büyüdü, rakıdan birkaç yudum içmek hakkı dedi.Ben sesimi çıkarmıyorum. Bir bardak daha geldi sofraya yine aynı gülümsemeyle… Serde erkeklik var, biraz da rahatlama duygusuyla kadehi yarılayıverdim. Ağabeyim “Hooopsssss” diye bir ses çıkardı. Yavaş aslanım bir yere mi yetişeceksin. Herkes gülümsedi. Sofradan kalktığımda başım dönüyordu ama kimseye belli etmemeye çalışarak tekli koltuğa çöküverdim. Hep Demeti düşünüyordum, esmer olduğu halde niye saçlarını sarıya boyatıyordu bu kız?Maç başladı, ağabeyim yengemle yan yana kanepeye oturdular, Demet karşıda oturuyordu, ben bir Demet’e bakıyordum çaktırmadan biraz da maça… Sonra ne olduğunu hatırlamıyorum, ben kendimi kanepede uzanmış vaziyette buldum. Maç bitmiş, ağabeyimle yengem masanın başında kağıt oynuyorlar, Demet yanı başıma oturmuş bana gülümseyerek bakıyordu.Ağabeyim uyandığımı görünce fazla karıştırdın, için bulanıyor mu dedi. Yok hayır dedim, doğrulmaya kalkarken içim öyle bulandı ki, tuvalete zor yetiştim. Yengemin söylendiğini duyuyordum. Ağır geldi çocuğa, rakı, bira, şarap… alışık değil bünyesi diyordu. Yahu ben birayı ne zaman içtim, şarabı ne zaman kaçırdım, hiçbirini hatırlamıyordum. Ağabeyim bana Demet’i hatırlayıp hatırlamadığımı sordu, ben şaşırdım, bu ne demek şimdi dedim. Ağabeyim bastı kahkahayı. Memet, Demet karıştırıyordun ya… Az mı sarıldın kızcağıza… diyorduBen Demet’e baktığımda kızın yüzü kızarıyordu. Ulan başka bir bok yemedik inşallah diye geçiriyorum. Yengem yine sakin tavırlarla, bozma şimdi çocukları dedi, biraz eğlendiler ne var. Aman tanrım, hiçbirini hatırlamıyorum.Biraz sonra yengem bana şekersiz bir kahve getirdi. Boş ver takma kafana ağabeyin abartıyor dedi. Ağabeyim oradan hala kıs kıs gülüyor. Demet ve ben suskunuz. Ben tabii ki şaşkın. Ben şaşırdıkça ağabeyim, basıyor kahkahayı. Surata bak surata diyor. Nasıl görünüyorsam artık. Sonra ben müsaade istedim yan odadaki kanepeye yattım, hala başım zonkluyordu. Bir taraftan da neler olup bittiğini hatırlamaya çalışıyorum ama nafile. Gecenin bir yarısı içimden gelen bir bulantı ile uyanıp tekrar tuvalete koştum. Rahatladım, elimi yüzümü yıkadım, üzerimde sadece bir şortum var. Odaya dönerken diğer odanın penceresinde birinin oturduğunu fark ettim. Demet’ti bu. Odaya yöneldim ve ne yapıyorsun dedim. Uyku tutmadı dedi. Yanına oturdum, benim de uyuyacak halim yoktu. Fısıltıyla konuşuyorduk, Demet’in iki lafının biri can sıkıntısıydı. Yüzünü zor seçiyordum, ah biraz ışık olsa diye içimden geçiriyordum ki… Demet’in nefesini yakınlarımda hissetmeye başladım, bana biraz daha yaklaşmıştı. Bu sırada dizi dizime değdi. Sıcaklığını hissediyordum. Yine bana bir şeyler olmaya başlamıştı. Zapt edilmez bir duyguyla havalanıyor ve sertleşiyordum. Elimi yanlışlıkla uzatmış gibi yaparak göğsüne dokundum ve çektim. Yumuşaklığı hissetmiştim. urfa escort Bir muzırlık düşünüyordum ki, o can alıcı bir konu açtı.-Kız arkadaşın var mı? Dedi.-Yok dedim.-ya senin erkek arkadaşın var mı diye sordum.-hayır yok dedi.-Hiçbir kıza sarıldın mı, öptün mü dedi.-Yooo hayır dedim.-Gel sana ne göstereceğim dedi.Elimden tuttu, koridorun ışığına yakın bir yere gelince ağabeyimin dergilerinden birinin elinde olduğunu fark ettim. -Şuna baksana dedi.Derginin kapağında devasa aletli bir adam kadının birini domaltmış beceriyordu. Artık zıvanadan çıktım. Nefes nefese idim. Kapağı açtım, bir dizi fotoğraf değişik değişik pozisyonları gösteriyordu. Bu sırada :-ben korkuyorum, dedi.-Hayırdır dedim.-Erkeklerden korkuyorum, hem merak ediyorum, hem korkuyorum dedi.Sustuk. -Onların aletleri çok büyük dedi.-Olsun alışırsın dedim.Gülümsedi. Önümdeki kabarıklığa baktı. -Ama daha erken dedi.-Ne için dedim.-Bir erkekle yatamam, korkarım dedi.-Olsun dedim.Elini uzattı, yanağımı okşadı.-Ama bir öpücük, küçük bir kaçamak fena olmaz dedi.Yanağıma uzandı küçük bir öpücük kondurdu. Ben de elini tuttum, dudağından daha büyük bir öpücük aldım. Birbirimize baka kaldık. Sonra bir küçük öpücük daha, bir dudak daha… Bir dudak daha… derken nefes nefese kaldık. Ben tekrar onu kanepeye götürdüm. Kanepede öpüşme faslımız bu sefer şapırtıya ve emişmeye dönüştü. Dudaklarını ısırmaya başladım. Dilini emiyorum. Yüzünü yalıyorum. Memelerini sıkıyorum, avuçluyorum. Memelerini açmak istediğimde tepki koydu. Kapadı. Olmaz dedi. Sadece görmek istiyorum dedim. Hayır dedi. Öpüşelim, öpüşmeye devam ederken ben onunla yere yuvarlandım. aletim kaskatı, üzerinde bacaklarının arasından tazyik yapıyorum. Bu sırada açılan pijamasından memesinin birinin dışarı çıkmış olduğunu fark ettim, çaktırmadan bir hamleyle dudaklarından sıyrılıp memesini yakaladım ve emmeye başladım.Bu sırada inlemeye başladı. Bir taraftan da ağabeyim ile yengem duyacak diye korkuyorum. Memelerine ses çıkarmayınca aldığım cesaretle pijamasının içine elime daldırmamla beraber beni iteledi. Olmaz diyorum dedi. Sadece öpüşeceğiz dedi. Masumane ben de peki dedim. Artık zıvanadan çıkmıştım. Ona küçük bir oyun hazırlamanın zamanı gelmişti. Onun dudaklarına yeniden yapışırken, şortumun kenarından aletimi dışarı çıkarmayı başardım. aletimi ona göstermeliydim. Karnına oturur gibi yaptığımda aletimi fark etti. Hafif doğrulmak istedi, müsaade ettim. Elini aletime uzattı. Yavaşça dokundu. Sanki bir kediyi sever gibi seviyordu. Ben dalgalanmaya devam ediyordum. aletim nabzımın atışına ritim tutarcasına bir aşağı bir yukarı tik tak atıyordu. – Onu bu kadar sevdiysen fotoğraflardaki gibi öpsene dedim.Bir veda öpücüğü kondurur gibi dudaklarıyla öpüp geri çekti.- Beni çok mutlu ettin, hayatımın en heyecanlı en mutlu günü bugün dedi. Sana söz veriyorum kendimi hazır hissettiğimde ilk sen becereceksin beni dedi.- O zaman izle beni dedim.Aletimi onunla beraber okşamaya başladım. İkimiz bir tutuyorduk. Onun memeleri açıktı. İleri geri hareket etmeye kendimi rahatlatmaya çalışıyordum. Beraberce salamaya başladık. Ben hızlandıkça hızlanıyor, memelerine kadar sürttürüyordum. Sonunda büyük bir sallantıyla eline, göğüslerine, pijamasına fırlatıverdim. Şaşkındı. Eliyle sıcak sıcak menileri okşuyordu, inceliyordu. Tuvalet kapısının açıldığını duyar duymaz odalarımıza kaçıp yataklarımıza girdik.

Karım değişti…

Altı yıllık evliyim ve karımı çok seviyorum. İşim gereği belirli aralıklarla evimden ve Gül’den uzak kalıyor, Anadolu’nun çeşitli şehirlerinde hasret dolu günler geçiriyorum. Eşimle deliler gibi sevişerek evlendik. Doğrusunu söylemek gerekirse karım Gül seks yaptığım ilk kadındır.

Onunla fakülteye dayanan, uzunca süren bir arkadaşlığımız vardı. Fakültede okuduğumuz yıllarda başlayan dostluğumuz, zaman içinde tutkulu bir aşka dönüşünce, Gül o güzel cinselliğini, dar kutusunu çekinmeden bana vermişti. Peşi sıra da evlenip öğrencilikle aile sorumluluğunu bir arada götürmeye çalışmıştık.

Ancak eşim bir süre sonra öğrenimini yarım bırakarak evle ilgilenmeye başladı. Dediğim gibi ben sık sık iş seyahatlerine çıkmaya başlayınca eşim Gül buna tepki göstermiş, zaman içerisinde de olayı kabullenip ses çıkarmaz olmuştu. İlk tepkisinin aksine, hiç tepki göstermemesi beni şaşırttı açıkçası…

Gerçekten de üzülmek, surat asıp huzursuz olmak bir yana, adeta sevinir olmuş, iş gezisine çıkmamı sabırsızlıkla bekler bir hava takınmaya başlamıştı. Önceleri buna bir mana verememiştim, ama bir iş dönüşü eşimi salonda çırılçıplak oturur bulunca daha değişik şeyler düşünmeye başladım. Üstelik salonda yoğun bir sigara kokusu vardı.

Hoş beşten sonra, bir sigara yakmak için sehpadaki pakete uzandığımda kül tablasında rujlu izmaritlerin yanı sıra rujsuz ve ayrı marka izmaritleri görünce birden eşimin beni aldattığından şüphelenmeye başladım. “Aldatılma” gibi bir düşünce anlık da olsa beynimden geçince inanamadığım bir şey oldu.

Penisim olanca çabukluğu ile dikilip sertleşti ve pantolonumu zorlayıp adeta fermuarı parçalarcasına eşimin deliğine girmek için çırpınmaya başladı. Nefesimin tutulduğunu, soluk almakta güçlük çektiğimi fark eden eşimin meraklı gözleri önüme takıldı.

Hatırı sayılır büyüklüğe erişen kabarıklığı görünce gülümsedi, çırılçıplak, yumuşak, bembeyaz bedeniyle kıvırarak yanıma geldi… Bacaklarının, kalçalarının dolgunluğu artmış, kıçı daha da yuvarlaklaşmış, memeleri daha bir dikleşmiş, daha bir sertleşmişti sanki… Yüzündeki sevimli ama seksi ifade karşısında bir an boşalacağımı sandım. Onun başka biriyle sikiştiği düşüncesi beni bir anda tahrik etmiş, onun ateşli kıvraklığı karşısında penisimi kontrol edemez olmuştum.

Karım cilvelenerek, kıçını oynatarak, memelerini sallayarak kucağıma oturdu… Bir süre kıçıyla penisime basınç yapıp, oturup kalkmaya başladı. Peşi sıra iri götünü daireler çizerek çevirmeye başladı. Sanki kumaşın altındaki irileşen sikimi yaptığı büyülü bir seks dansı ile nemli, küçük deliğine çekecek, pantolonumu parçalayan aletim yuvasına giren bir piston gibi, gürültüler, çılgın sesler çıkararak deliğine kendi kendine yerleşiverecekti…

Beni deli etmeye çalışır bir edayla kıçını dönerek kucağıma yeniden yerleşti… Kıçındaki mor çürükleri, o güzel yuvarlakları sıkan, beyazlıkları morartan parmak izlerini görünce, aldatılmak düşüncesine kesinlikle inanmaya başladım.

Bu düşünce beni daha da tahrik etmişti. Dikkatlice bakınca belinde, memelerinin yanında, omuz başında ve sağ kalçasında da iri birer çürük daha görünce bu güzel, diri bedeni bu hale getiren şahsı ve elleri şiddetle kıskanmaya başladım…

Belli ki eşim yokluğumda birisiyle sikişmiş, benim aniden eve dönmem karşısında giyinmeye bile vakit bulamadan, morarmış, terli, çırılçıplak vücudu ile ve evdeki hiçbir izi yok edemeden kalakalmıştı. Kime vermişti bilmiyorum ama, sikiştiği kişi ile ateşli bir birleşme yaşamışlar, hoyratça sevişmişler, erkeği onun bedenini acımasızca hırpalamıştı.

Sanırım erkeğin bedeni de çürüklerle, tırnak çizikleriyle dolmuştu. Eşimin ne kadar ateşli birleştiğini, orgazma doğru nasıl kendini kaybedip çırpınmaya, debelenmeye başladığını, şuursuzca çığlıklar atıp, bas bas bağırdığını bildiğim için, adamın nasıl zevk aldığını, eşimin bacaklarının arasına nasıl fışkırttığını, neden onu böylesine hırpaladığını tahmin etmem hiç de zor değildi…

Gül, orgazm öncesi heyecanı doruklara yükselirken ne dediğini bilmez bir halde sesler çıkartır, aldığı zevki, çıkardığı sesler ve çığlıklarla benimle paylaşırdı… Arkası bana dönük, ata biner gibi kucağımda oturur ve kıçını sağa sola kıvırırken attığı feryatları belleğimde canlanıverdi.

“Oh! Daha… Daha…”

“Derine sok… Dibine kadar…”

“Ah, çıkma… Hayır, çıkartma…”

“Tanrım, deliriyorum, Tanrım…”

“Kalbim duracak, dur yavaşla biraz… Yapma… Oh”

“Beni bırakma… Evet, evet…”

“Hayır, dur yapma… Hayır…”

“Kıçımdan, evet kıçımdan… İşte tam oradan…”

“Sok hadi, sok durma…”

Gül kıçını çevirmesini hızlandırınca elimi beş adet parmağın morarttığı el izine atıp, ayı yerden olanca gücümle sıkmaya başladım. Yumuşak kıçı, beyaz cildi avcumda ezilip, uzadı. Zevkle karışık derin bir “Oh” çekti… Onun çığlıkları yeniden hayalimde sıralanmaya başladı.

“Yapma. Canımı yakıyorsun”

“Canım yanıyor, biraz krem sür lütfen…”

“İçimden hiç çıkma, asla ayrılma…”

“Oh, içime fışkırt…”

“Tanrım, içime fışkırıyor, evet… Evet…”

“Seni emmek istiyorum…”

“Emzirt bana…”

“Hayır, sakın çekme… Senin sütünü istiyorum…”

Eşimin morarmış, dolgun, etli bedeninin sıcaklığı, kıçının aletime yaptığı basınç, beni aldattığı adamla çiftleşmesinin hayalleri, sikiş anılarımız bir araya gelince, doruktaki heyecanım yerini manyak bir orgazma, dizginlenemez bir fışkırmaya bırakıverdi aniden… Ne olduğunu anlamadan ve asla böylesine bir orgazm yaşadığımı hatırlamadan pantolonuma attırmaya başlamıştım.

Eşim kucağımdan inip aralık bacaklarımın önünde diz çöktü ve kıpkırmızı, şehvetten gerginleşmiş bir yüzle pantolonumdan dışarı sızan bellerimi yalamaya, emip yutmaya başladı. Öyle bir arzu ile, öyle bir iştahla yutuyordu ki, yeniden direk gibi oldum, sikimin bütün damarları yeniden kabardı, aletim iri bir balon gibi şişiverdi…

Gül bu kabarıklığı dişliyor, kumaşla birlikte ağzına almaya çalışıyor, ucunu bulup, sızan beyaz sperm parçacıklarını diliyle titreterek yalıyordu… Yeniden boşalabilirdim ama bu sefer spermlerimi içine fışkırtmak, sütümü sıcak deliğinin içine sağmak istiyordum.

Eşim, hızla ıslak kumaşım fermuarını aralayıp, iki eliyle kavradığı yapış yapış sikimi dışarıya çıkardı ve sağ eliyle dibinden sıkıp şişirdiği ucunu dudaklarının arasına yerleştirdi. Bir an duralayıp gözlerini yüzüme dikti ve sikimin dibini daha yüksek bir basınçla sıkıp, son haddine kadar şişirdi. Sikim avurtlarına basınç yapmaya, ağız boşluğunda ezilip, içine sığmaz hale gelmeye başladı.

Beklemediğim bir hamle ile, müthiş bir vakumla penisimi ağzının içine doğru çekti. Koca yarak büyük bir hızla ağzına, boğazına doğru kayıverdi. Eşim mırıltılı sesler çıkarmaya başlayınca, boğazına dayandığımı anlamıştım, ama bir iki vakum daha yapınca boğazının darlığının sikimi lastik gibi sardığını hissettim.

Şu anda kasık tüylerime kadar onun ağzına girmiştim… Birkaç saniye öyle tuttu ve derhal ağzından dışarıya çıkarttı, gözleri irileşmiş, zorlanma nedeniyle yaşarmıştı. Birkaç derin soluktan sonra yeniden ağzına soktu ve dibine kadar yutuverdi. Sanki gerçekten de yutmaya, kopartmaya çalışıyordu…

Dört beş sokup çıkartmadan sonra boşalacağımı anladım ve bir terslik olmaması için daha içeriye almasına izin vermedim… Gül de olacakları anlamış, üç-dört santimlik ucunu emmeye, kemirmeye başlamıştı… İkinci defa boşalıyordum. Eğer birkaç kez daha dilini, dudağını ya da parmağını değdirirse güçlü bir volkan patlaması gibi fışkıracaktım.

Anlaşılan o da bunu arzu ediyor olmalı ki, dudaklarını büyük bir “O” yaparak aralayabildiği kadar araladı. İki elini yumruk yaparak kavradığı sikimi deliler gibi aşağı yukarı çekiştirip, sütümü sağmaya başladı. Sikim ellerinin arasında kocaman olup titremeye başlayınca, ağlamaklı bir yüz ifadesiyle, pembeleşen yüzünü buruşturarak,

“Tanrım, fışkıracak… Geliyor… Geliyor!” diye bağırdı.

Gerçekten de ayak parmaklarımın uçları sızlayarak, iliklerim çekilerek, sikim tir tir titreyerek ağzına fışkırmaya başladım. İlk iri ve bembeyaz damla tam isabetle ağız boşluğunda kayboldu. İkincisi de yerini bulunca dudağını kapatıp yutkundu. Bu sırada diğer damlalar kapalı, pembe dudaklarına yapışıp çenesine doğru akmaya başladı.

Sersemlemiş bir halde, onun da orgazm olduğunu anladım. Tüm vücudu titriyor, her yeri kasılıyordu. Zangırdayan ellerini halsizce sikime uzatıp ucunu dudaklarının arasına yerleştirdi, sıkıca kapatıp ağzına hapsetti… Şimdi fışkıran damlalar, beller ağzına boşalıyor, oradan boğazına akıyordu.

Öylesine bir iştah ve çabuklukla emiyordu ki, beni kurutacağını sandım. Yaptığı her vakumda avurtları çöküyor, adeta iki yanağı birleşiyordu. Daha fazla dayanamadım, her yer kararmaya başladı. Koltuğa doğru yıkıldım…

O haftayı evden çıkmadan geçirdik. Pazartesi günü yeni bir iş seyahati bahanesiyle evden ayrıldım. Amacım ben uzaklaşınca neler olacağını görmekti. Gözden ırak, sote bir yere saklanıp evi gözlemeye başladım.

Az sonra karım dışarıya çıktı. Giyinmiş, süslenmişti. Arabasına bindi ve şehrin dış mahallelerine doğru yola koyuldu. Hemen uzaktan izlemeye başladım. Bir inşaatın önünde durup beklemeye başladı. Merak etmiştim ama uzun sürmedi.

İri kıyım bir amele inşaatın dış kapısında belirdi ve acele adımlarla arabaya yöneldi, ön kapıyı açıp eşimin yanına oturdu. Kendi arabamı onlardan biraz uzaktaki çalıların arkasına çekmiş, onları rahatça görebileceğim şekilde park etmiştim.

Karım adamın kucağına doğru eğildi, adam da geriye doğru yaslandı. Çevrede bu inşaattan başka bir yaşam belirtisi yoktu… Adam inlemeye, acı ile yüzünü buruşturmaya başlayınca emildiğini anladım, Gül adamın sikini emiyordu. Amele geriye doğru yay gibi kıvrıldı, vücudunun kasıldığı buradan belli oluyordu. Sonra ellerini sağa sola savurmaya başladı, belli ki eşim onunkini getirmiş, ağzına boşaltıyordu.

Amele rahatlayınca karım doğruldu, kağıt mendile dudaklarını sildi, aynaya bakarak saçlarını düzeltti. Bu sırada adam arabadan inip inşaata girmişti. Biraz sonra, amele peşi sıra, daha çirkince ama daha iri kıyım bir tiple birlikte dışarı çıktı ve aynı şekilde karımın yanına oturdu.

Titreyerek olanları izliyor, müthiş bir arzu duyuyordum. Yaşadığım sürece tahrik olamayacağım kadar tahrik olmuştum… Adam karımın kucağına doğru eğilirken karım, bacaklarını karnına doğru çekti, kıçını yükseltip, kadınlığını iyice açtı. Bacaklarını da aralamıştı.

Adam yüzünü karımın bacak arasına yerleştirip yalamaya başladı. Karımın çırpınmaları ve çığlıkları hemen boşalmaya başladığını gösteriyordu ama adam karımı fazla yalamadı. Zorlukla kucağına alıp, am, göt, bacak, kalça meydanda inşaata soktu.

Hemen açık pencerelerden birine yöneldim. Fırsatını bulup içeri girmeli, onları seyretmeliydim. Bereket bu fırsatı da buldum. Karımı henüz tamamlanmamış bir odaya sokmuşlar, üzerindekileri çıkartıyorlardı.

Eşim zevkten, heyecandan perişan görünüyor, ayakta zor duruyordu. Zangır zangır titreyen bacaklarına sarılıp düşmesini engellediler… Gül, sevgili karım, iki amelenin yüzünü okşuyor, “Sevgilim, sevgilim” diyerek inliyordu. İki amele tarafından sikilmeyi beklerken heyecanını yenemiyor, onun bu hali beni de heyecanlandırıyordu.

Hiç eşiniz sizi aldattı mı, hiç eşiniz gözlerinizin önünde başkaları tarafından sikildi mi, bilmiyorum ama böyle bir sahne, kıskançlık, öfke gibi duyguların yanında erkeği müthiş etkileyebiliyor, duyamayacağı heyecanları da yaşatıyor…

Gül’ün önüne ve arkasına çöken iki amele, onun göt deliğini ve amını yalarken attığı çığlıkları, boş duvarlarda yankı bulan haykırışları, sikimi taşa çevirdi, çimentodan bir kalıba döndürmeye yetti de arttı bile.

Özellikle göt deliğini yalayan adam, karımın kıçını resmen yiyor, deliğinin içine başını sokmaya çalışıyordu. İyice büzdüğü dudaklarıyla anüsünü içine çekiyor, emmenin basıncıyla küçük büzük lastik gibi uzuyor, tükürükten ve kendi oluşturduğu ter, salgı arası sıvıdan pırıl pırıl parlıyordu. Amele dişleri ile küçük ısırıklar atmaya başlayınca geri kaçıracağını sandığım kıçını,

“Ah, evet… Parçala sevgilim, evet… Evet…” diye geriye, adamın ağzına yaslayıverdi.

Onu kıçından sikmek için ne kadar uğraşmıştım, aylarca bana götünü teslim etmemişti, ama şimdi hiç tanımadığı bir adama sunuyor, bana vermediği tavırlarla ona veriyordu.

Önündeki amele yalamayı kesip, amının dudakları ile oynamaya, parmaklarını deliğe sokup çıkartmaya başladığı zaman karım kapıp koyuverdi. Yırtınıyor, tecavüze uğrayan yeni yetme bir kız çocuğu gibi bar bar bağırıyor, çırpınıp kıvranıyor, zevkten ağlıyordu.

Önündeki amelenin üzerine atılıp sikini yakaladı ve adamı sikinden çekip kaldırarak, iriliği anlatılmaz yarağı önüne sokmaya çalıştı. Yarak deliğe girmekte zorlanıyor, karım dibinden tuttuğu siki içine doğru çektikçe, ittirdikçe, adam da iki elini kullanarak onun amını lastik top gibi açmaya, girmeyi kolaylaştırmaya çalışıyordu.

Ucu girmişti ki, karım sarılmaya başladı, yeniden bağırmaya, yırtınmaya başlayınca orgazmın daha şiddetli olduğunu anladım ve elimi sikime attım… Adam da karımın deliğine tam sokamadan haykırarak boşalmaya, fışkırmaya başladı.

İkisi de boşalırken birleşmeye çalışıyor, karım onu kıçından tutup kendine çekerken, amele karımın mengene gibi sıktığı ince belini bırakmıyor, onun vücudunu kendi vücuduna yapıştırıyordu. Eşimin güzel memeleri amelenin kıllı göğsünde ezilirken, adamınki de içeri giremiyor, yay gibi bükülüp, fışkırmaya devam ediyordu. Muhallebi gibi beyaz renkli yoğun spermler, damla damla karımın amından aşağı süzülüyor, adamın sikinden kasıklarına doğru akıyordu.

Bu müthiş bir şeydi, oraya koşup onlara katılmak, akan belleri elimle alıp tadına bakmak, karıma tattırmak, kalanını da onun yumuşak bedenine yaymak istiyor, bunu yapabilmek için çıldırıyordum. Adam boşaldığı halde, karım onu bırakmıyor, hala sikine yükleniyor, lastik cop gibi bükülen aleti almaya çalışıyordu…

Arkadaki amele akan bellerle kremlediği göt deliğine girmeye çalışırken daha fazla dayanamayıp, elime aldığım sikimi titreterek sağmaya başladım, bir-iki çekişten sonra duvarlara doğru attırırken karım götüne giren yarağın zevk ve acısıyla yere düşmemek için önündeki diğer ameleye sarılıyordu…

Biraz sonra ikisi de haykırarak boşaldılar. Karım adamlara teşekkür edip toparlanmaya başladığında ben de apar topar arabama geri dönmüştüm. Bir süre oturup olan biteni kafamın içinde tarttım.

Karımın iki amele tarafından sikilirken aldığı müthiş zevk gözümün önünden gitmiyordu. Ve benim onları seyrederken yaşadıklarım… Daha olayın ilk kokusunu aldığımda geçirdiğim büyük şok, bembeyaz tenindeki çürük izlerini görünce nasıl istemsizce, çılgın gibi tahrik olduğum…

Yerimden kalkıp arabamın kapılarını kilitledim, karımın arabasına gittim hızla… Yanında durup karımın çıkmasını bekledim. Fazla beklememe gerek kalmadı, yanında iki sikicisiyle beraber dışarıya çıktı karım… İkisinin de dudaklarına birer öpücük kondurup arabaya yöneldiğinde beni gördü. Donup kaldı. Gözleri şaşkınlıktan faltaşı gibi açılmıştı.

“Sen? Ne… Ne işin var burada senin?” diye kekeledi o şaşkınlıkla… Kollarımı açıp sevgili karıma sarıldım sımsıkı… Kabarmış önümü karımın kasıklarına bastırıp ne hissettiğimi ona anlatmaya çalıştım. Olabildiğince yumuşak, güleç bir yüzle,

“Senin ne işin varsa benim de nedenim aynı karıcığım…” dedim. “Hadi geç arka koltuğa da evimize gidelim.” Karım şaşkınlığı tavan yapmış, robot gibi arabasının kapısına yönelirken bizi merakla izleyen iki ameleye döndüm,

“Beyler, şaşırdınız biliyorum ama, hadi hep beraber bizim eve gidelim. Karımla inşaat işlerinizi bitirirken ben de size bakayım, öğreneyim.” dedim.

Hala birbirlerine ve bana bakıp duruyorlardı. Güvensizlik vardı yüzlerinde, soru işaretleriyle doluydu yüzleri… Cüzdanımı çıkarıp bir kaç tane yüzlük çıkardım,

“Yevmiyeleriniz peşin, merak etmeyin. Korkmanıza gerek yok, bana güvenin. Hadi siz de arka koltuğa, karımın iki yanına geçin bakayım.”

Onlar işi anlamış, karımın iki yanına geçip otururken ben de şoför koltuğuna oturup arabayı çalıştırdım. Daha hareket etmeden ikiz aynasından baktığımda karımı aralarına almışlar, biri memelerine, biri bacaklarına dalmışlardı…

Karımla dikiz aynasında gözgöze geldik. Göz kırptım ona… Gaza basarken amelenin biri pos bıyıklarıyla karımın körpe dudaklarına yumuldu. Anlaşılan eve kadar zor dayanacaktı bu azgın herifler…
ALINTIDIR…

Can, yanında ikimizin de tanımadığı orta yaşlı bir herifle karşımıza çıktığında; İstanbul’un o popüler gece klüplerinden birinde, kafalarımız oldukça iyi, oturuyorduk. Neredeyse beş yılllık bir aradan sonra Türkiye’ye gelince, gazetelerden adını bildiğimiz bu yere gelmiş ve biraz eğlenmek istemiştik. Barın dip tarafında, iki taburelik küçük bir yer vardı. Oranın boş olduğunu görünce hemen kapmış ve çevremizi seyretmeye başlamıştık.

Karım bayağı mutluydu. Gülüyor, eğleniyor, biraz da çevredekilerle dalga geçiyordu. Çeşitli Avrupa ülkelerinde geçirdiğimiz o beş yıllık süre içinde, bir çok yeni tip çıkmıştı piyasaya.

Derken kalabalık arasında Can’ı gördüm. O da beni görmüştü hemen. Doğruca yanımıza geldi. Tabii, o adam da gelmişti. Öpüştük Can’la. Aslında karımla yalnızca göz aşinalıkları vardı. Ama Can onu da öptü. Sonra da yanındaki yabancıyla tanıştırdı bizi. Adı Hakkı’ydı ve söylediğine göre reklam fotoğrafçılığı yapıyordu. Uzun boylu ve kumral Can’ın aksine, ortadan da biraz kısa, saçları ve kısa sakalları iyice kırlaşmış biriydi. Kaynatmaya başladık.

Başka boş tabure olmadığı için, Can’la Hakkı, yanımızda ayakta duruyorlardı. Ben Can’la konuşurken, Hakkı da karımla meşgul olmaya başlamıştı. Kısa bir süre sonra onun karıma büyük bir ilgi gösterdiğini farkettim. Hem hızlı hızlı bir şeyler anlatıyor, hem de karımı tepeden tırnağa inceliyordu. Aslında pek haksız sayılmazdı tabii. En iyisi, size burada biraz karımdan söz edeyim.

Karım, yani Şule 30 yaşında, uzun boylu, uzun bacaklı, ince ve nefis vücutlu bir kadın. Ayrıca çok da güzel ama, onun asıl özelliği, güzelliğinden çok çekiciliğiyle dikkati çeken biri olması. Açık kumral ve dalgalı saçları omuzlarına kadar iniyor. Şehvetli ağzı ve ilginç ışıklar saçan gözleri, yüzünü büsbütün güzelleştiriyor. Memeleri küçük, karnı hafifçe çıkık, beli incecik ve kalçaları dolgun ve yusyuvarlak. Ama bunlar yalnızca dış görüntüsü tabii. Bir de değişik, onu büsbütün çekici kılan özellikleri var. Bu özelliklerin en belirgini de, zaman zaman sınırları zorlayan ve onu hep etkisi altında tutan teşhircilik tutkusu. Doğaldır ki, tüm giyim felsefesi de, bu tutkuya uygun biçimde kurulu. Altı yılllık evliliğimiz süresince, onun bir tek kez bile sutyen taktığını görmedim. Kilot ise Şule için yalnız kanama dönemlerinde zorunlu olarak kullanılması gereken bir giysi. Bütün bu özelliklere; bir de bütün giysilerinin, güzelliklerini gizlemekten çok göstermek amacıyla seçilmiş şeyler olduğunu eklemek gerekiyor.

O gece de karım, hakkındaki tüm bu tanımlamalara uygun bir haldeydi. Üstündeki giysiyi, aslında “sade” sözcüğüyla tanımlamak en doğrusuydu ama, yine de, görenin gözlerini yuvasından fırlatacak türden bir şeydi bu. İnce ve kaygan, siyah üstüne küçük beyaz benekleri olan bir kumaştan yapılmıştı. Üst kısmı karımın vücuduna iyice yapışıyordu. Dekoltesi de, neredeyse göbeğine kadardı. Kolsuz olduğu için, kollarıyla omuzlarını da meydanda bırakıyordu. Eteği ise oldukça bol ve alabildiğine kısaydı. Böyle bar taburesinde bacak bacak üstüne atıp oturduğunda, neredeyse kalçalarına kadar sıyrılıyordu. Ayaklarında da; yüksek topuklu, dekolte ayakkabılar vardı. Memelerinin dekolteden görünen kısımlarıyla kumaşın altından birer düğme gibi belli olan başları, sutyeni olmadığının hemen anlaşılmasına yol açıyordu. Eteğinin altında kıçının çıplak olduğunu ise gerçi başkaları görmüyordu ama, ben gayet iyi biliyordum.

Muhabbet koyulaştıkça içki bardakları da peşpeşe devriliyordu tabii. Zaten iyi olan kafalarımız, iyice dumanlanmaya başlamıştı. Sonra Hakkı, yakınlarda olan evine gitmemizi teklif etti. Anlattığına göre, hem stüdyo hem de ev olarak kullandığı bir teras katı vardı. Hep birlikte kalkıp bir taksiye atladık.

Gerçekten hoş bir yerdi Hakkı’nın evi. Yüksek bir apartmanın terasının tam ortasında inşa edilmiş bir eve benziyordu. Bütün odalardan alabildiğine geniş terasa çıkılabiliyordu. Biri stüdyo haline getirilmiş iki büyük salonu, iki yatak odası, geniş bir mutfağı ile banyosu vardı. Salondaki geniş koltuklara oturduk. Hakkı salonun dip tarafındaki barın arkasına gitmiş ve hepimize içki hazırlamaya koyulmuştu. Normal olarak ona dikkat etmemem gerekiyordu ama, kaçamak hareketleri ilgimi çektiği için, çaktırmadan yaptıklarını izlemeye başlamıştım. Tezgahın üstüne önce üç bardak koymuştu. Ellerini tekrar tezgahın altına götürdüğünü ve birşeyler yaptığını farketmiştim. Sanki elindeki bir şeyi sallıyor gibiydi. Sonra bir dördüncü bardağı çıkarıp ötekilerin yanına ve sol başa yerleştirdiğini gördüm. Birden o bardağın içine bir şeyler koyduğu kuşkusuna kapılmıştım.

Bir yandan da, onu seyrettiğimi anlamasını istemiyordum. Gidip mutfaktan bir kova buz getirdi. Önce buzları attı bardaklara, sonra da viski doldurdu. Kuşkulu bardağı sağ eline, bir diğerini de sol eline alıp bize doğru geldi. Sol elindeki bardağı bana, sağ elindekini de, Can’la konuşmakta karıma verdi. Sonra gidip öbür iki bardağı da aldı ve birini Can’a verip, diğeri elinde, koltuklardan birine oturdu. Şimdi sırf dikkat kesilmiştim. Karımın bardağına viski dışında bir şeyler koyduğundan emindim artık. İçimden gidip bara bakmak geliyordu ama, sabretmeye çalışıyordum. Nasıl olsa bir fırsat geçerdi elime.

Hakkı’nın yerine oturduğu andan itibaren gözlerini karımndan ayırmadığını farketmekten geri kalmamıştım. Yine bacak bacak üstüne atmıştı Şule. Böylece, seyrine doyum olmayacak nefis bir manzara sergiliyordu. Arasıra konuşmasını destekleyen hareketler yaparken hafifçe öne eğildiğinde de, memeleri, yarıyarıya ortaya çıkıyordu. Hakkı da, bunların hiç birini kaçırmıyor, karımı gözleriyle yiyordu sanki.

Hakkı’nın yerinden kalkıp içeri gittiğini gördüğümde, beklediğim fırsatı elime geçirdim. Bardağımı elime alıp, sanki buz eklemek istiyormuşum gibi barın arkasına gittim. Hemen yanımda, mutfağa açılan küçük bir pencere vardı ve Hakkı’nın orada birşeyler yaptığını duyabiliyordum. Çaktırmadan tezgahın altına bakındım. Gözlerim, bardakların yan tarafında, geriye doğru itilmiş küçük şişeyi yakalayıverdi. Can’ın da yerinden kalkıp içeriye gittiğini görünce, elimi uzatıp şişeyi aldım. Gerçekten minik bir şişeydi bu ve üstünde “Spanish Fly” yazıyordu. Birden her şeyi anlamıştım. Hakkı, karımı azdırmak için afrodizyak vermişti ona.

Sonra mutfaktan gelen sesler dikkatimi çekti. Hakkı’yla Can alçak sesle bir şeyler konuşuyorlardı. Elimde bulduğum minik şişe, dikkatle dinlemeye başladım. Doğrusu sırf merak kesilmiştim.

– “Ulan ne biçim karı be…” diyordu Hakkı, “Hani ilik gibi derler ya…”

– “Güzel, değil mi..?”

– “Güzel de laf mı..? İlik gibi dedim ya… Her yeri am, karının. Baktıkça sikim kalkıyor…”

– “Ne adamsın be…”

– “Ne adamı var mı şimdi bunun… O götün güzelliğine baksana… Üstelik bir de açıyor orospu… Valla sikemezsem deliririm…”

– “Olur mu yav..? Kocası var…”

– “Kocasını boşver canım…”

– “Nasıl boş vereyim yani… Herif burada…”

– “Ne yani..? Sen sikmek istemez miydin..?”

– “Tabii ki isterdim… Ama nasıl yapıcaz ki..?”

– “Sandığın kadar zor değil oğlum… Sen bana bırak bu işleri…”

– “Lan manyaklık etme… Nasıl sikeceksin karıyı kocasının yanında..?”

– “Orasına karışma… Sen sikmek istiyor musun onu söyle bana…”

– “İstiyorum tabii deli misin..? Yıllardır istiyorum zaten de, bir türlü denk getiremiyorum işte…”

– “Tamam o zaman… Önce ben sikerim, sonra sen… Sonra da, istersen beraber sikeriz…”

– “Sen uçuyorsun valla…”

– “Ne uçması oğlum..? Karının amı yanıyor amı… Vermek için içi gidiyordur şimdi…”

– “Tabii, senin yakışıklılığına tav oldu değil mi..?”

– “Oğlum sen hakkaten safsın be… Karının içkisine ilacı dayadım… Görmüyor musun, yerinde duramıyor…”

– “Sen şeytanın tekisin… Peki kocası ne olacak..?”

– “Onu da; içkiyle bayıltırız nasıl olsa…”

Konuşmaları bitmek üzereydi. Elimdeki şişeyi aldığım yere koyup, yakalanmadan bardan uzaklaştım ve gidip yerime oturdum. Duyduklarım ve bulduğum afrodizyak şişesi beni serseme çevirmişti. Hakkı’yla yeni tanışmıştık. Can’a söylerken duyduğum kadarıyla da, herif daha ilk görüşte karımın içine düşmüş ve onu sikmeyi kafaya koymuştu. Bizi eve davet etmesinin ardında yatan nedenin bu olduğunu, artık biliyordum. Kafasından geçenleri gerçekleştirebilmek için de, daha oturur oturmaz, karıma afrodizyaklı içki vermişti. Onu böylece azdırıp, beni de sarhoş edip bayılttıktan sonrasıyla ilgili niyetlerini de, Can’a açık açık söylemişti zaten. Üstelik bu yetmiyormuş gibi, Can da karımı sikmek niyetindeydi.

Doğrusu, iyi yere dükkan açmıştık.

Bütün bu olanlar son derece garipti tabii. Ama, aynı anda daha da garip bir bir şey dikkatimi çekmişti. O da hiç kızmamış olmamdı. Normal olarak içimi doldurması gereken öfke ortada yoktu. Onun yerine, son derece tahrik olduğumu hissediyor ve şaşırıyordum. Şaşmayacak gibi değildi zaten. Herifler karımı sikmeye niyetlenip, bunun için planlar yapıyordu ve benim tepkim ise, sikimin kalkması olmuştu.

Karşımda oturan Şule’ye baktım. İçkisi bitmek üzereydi ve anladığım kadarıyla afrodizyak etkisini göstermeye başlamıştı bile. Yanaklarının hafifçe kızardığını, gözlerinin parlamaya başladığını görebiliyordum. Eteği de, sanki başta olduğundan daha fazla sıyrılmış gibiydi. Bacaklarının güzelliği, Hakkı’yı anlamama yardımcı oluyordu. Gerçekten de sik kaldırıcı bir manzara sergiliyordu karım. Fazla düşünmeme zaman kalmadan, Can’la Hakkı salona geri döndüler.

Hakkı artık en küçük bir hareketini bile kaçırmadan Şule’yi izliyordu. Böylece ortala ilginç bir durum çıkmış oluyordu. Can’la Hakkı’nın üstünde, planlarıyla ilgili bir gerilim vardı. Ben onların niyetini bildiğim için gerilim içindeydim. Şule ise bütün bu gelişmelerin dışında kalmıştı. Hiç bir şeyden haberi yoktu ve hem akşam boyu içtiği viskilerden kaynaklanan kafa iyiliğiyle, keyfi son derece yerinde, oturuyordu. Afrodizyak da üzerindeki etkisini göstermeye başlamış olmalıydı. Eskisi kadar sakin görünmüyor, yerinde kıpırdanıp duruyordu. En hareketlenen yeri de bacaklarıydı. Bu yüzden eteği artık iyice sıyrılmıştı.

İçkisi bittiğinde, Hakkı yerinden fırlayıp bardağı onun elinden neredeyse kaptı. Bu arada benim içkim de bitmişti. İkimizin bardaklarıyla yeniden barın arkasına dolandı ve Şule’nin bardağını yine tezgahın altına indirdi. Herif karımın yeteri derecede azmamış olduğunu düşünüyor olmalıydı. Onu uyandırmamak için, bakışlarımı yeniden Can’a çevirdim. Galiba en iyisi, olayları kendi akışına bırakmaktı. Neler olabileceğini merak etmeye başlamıştım.

Hakkı viski bardağını elime verdiğinde, neredeyse tepeleme doldurmuş olduğunu gördüm. Adamın niyeti, benden biran önce kurtulmaktı. Ama, benim içkiye ne kadar dayanaklı olduğumu bilmiyordu tabii. Sesimi çıkarmadan, koca bir yudum aldım visk**en. Sonra da karımın viskisini dudaklarına götürüşünü ve içişini izledim. Gerçekte içtiğinin ne olduğunu bilse, ne düşünürdü acaba?

Bir süre sonra Şule içkisini de yarılamıştı. Bu arada afrodizyak da, etkisini iyice göstermeye başlamış ve artık yerinde duramaz olmuştu. Birara eğilip ayakkaplarını çözdü ve çıkardı. Sonra da koltukta yan dönüp, bacaklarını koltuğun kol dayama yerinin üstünden sarkıttı. Şimdi eteği daha da sıyrılmıştı tabii. Üçümüz de, çıplak kalçasını görebiliyorduk. Üstelik böyle otururken vücudu iyice büküldüğü için; giysisinin ön kısmı da oyunlar oynamaya başlamış, memelerinden biri, neredeyse ucuna kadar meydana çıkmıştı. Hakkı’nın da, Can’ın da gözlerinin parladığını görebiliyordum.

Çaktırmadan Hakkı’yı incelemeye başladım. Can’a mutfakta, “karıya baktıkça sikim kalkıyor” derken yalan söylememişti. Gerçi bacak bacak üstüne atıp biraz gizlemişti ama, yine de, pantolonun önünde kocaman bir kabarıklık meydana geldiğini görebiliyordum. Sonra Can’ın sikinin de kalkmış olduğunu farkettim. Bu durum; daha da tahrik olmama yol açarak, beni iyice şaşırttı. Sanki benliğimin derinliklerinde hep gizli kalmış bir şeyler ortaya çıkıyordu. Başka türlü bir açıklama bulamıyordum. Öyle ya, iki erkek karımı sikmeyi kafalarına koymuştu ve ben bunu biliyordum. Uygun zamanın gelmesini beklerlerken de, kalkmış sikleriyle onu seyrediyorlardı. Şule de peşpeşe devirdiği afrodizyaklı iki bardak visk**en sonra, güzelliklerini büyük bir umursamazlıkla sergilemeye başlamıştı. Benim bütün bunlara tepkim ise tahrik olmak ve sikimin kalkması oluyordu.

Hakkı yerinden kalkıp Şule’ye doğru yürüdüğünde, düşüncelerim dağıldı. Dikkatimi, yine onu izlemeye verdim. Çünkü niyetinin, onun boşalan bardağını almak olduğunu anlamıştım. Sırtı bana dönük olduğu için ben göremiyordum gerçi ama, Şule, Hakkı’nın pantolonundaki kocaman kabarıklığı mutlaka farketmiş olmalıydı. Dumanlı gözlerle oraya baktığını gördüğümde, yanılmadığımı anladım. Kendisi için kalkan siki görmüştü. Hakkı da, bilinçli bir biçimde yavaş hareket ediyor ve sanki kendini seyrettirmek istiyordu. Sonunda elinde bardakla bara yöneldiğinde, yine ustaca bir manevrayla kendini bana önden göstermeden geçip gitti. Onun bu işleri çok iyi bildiğini anladım ben de.

Bu sefer viskiye afrodizyak karıştırmaya gerek görmemişti. Ama barda epeyce oyalandı. Sikinin inmesini beklediğini biliyordum. Sonra Şule’nin içkisini getirip, benim daha tam boşalmamış bardağımı aldı. Öyle ya, sarhoş edilip devre dışı bırakılması gereken bendim. Karım ise kıvamına gelmiş gibi görünüyordu. Bu sefer de tepeleme doluydu bardağım. O an için yapabilecek tek şay vardı. O da; Can ve Hakkı’nın yaptığını yapıp, Şule’yi seyretmekti.

Doğrusunu söylemek gerekirse; gözlerimizin önündeki manzara, gerçekten de seyretmeye değerdi. Karım bizlere yan dönmüş, bacakları koltuğun kol dayama yerinin üstüne uzatmış otururken, dış tarafta kalan bacağını ötekinin üstüne atmıştı. Böylece çıplak kalçası daha çok görünür hale gelmişti. Gerçi Can’la Hakkı, onun kıçında külot olmadığından henüz emin olamamışlardı ama, iyice kuşkulanmışlardı herhalde. Bu yetmiyormuş gibi, sürekli olarak ayak parmaklarını oynatıp duruyordu. Üçümüz de başka tarafa bakamaz olmuştuk. Ama o, böyle oturmaktan sıkılmıştı galiba. Bacaklarını indirip, tekrar yüzünü bize döndü. Bunu yaparken bacakları iyice aralanmış ve kısa bin an için amının kılları ortaya çıkmıştı. İşte bu öldürücü darbeydi. Artık Can da Hakkı da, karımın kilotu olmadığını biliyordu.

Hızla düşünüyor, duygularımı inceliyor ve ne yapmak gerektiği konusunda bir karar vermeye çalışıyordum. Gözlerimin önünde, Can ve Hakkı’nın karımı nasıl sikeceklerinin resimleri uçuşmaya başlamıştı. Bunu son derece güçlü bir biçimde arzuladığımın farkındaydım. Peki nasıl olacaktı bu iş? Aklıma ilk gelen, Hakkı’nın istediği gibi sarhoş olup bayılmak ve böylece onlara aradıkları fırsatı vermekti. Ama olup bitecekleri mutlaka seyretmek de istiyordum. Üstelik karımın seyredildiğini, en azından şimdilik bilmemesi de gerekiyordu. Aksi halde kendini bırakamayacağından emindim. Her neyse, ilk yapmam gereken, bayılma nuramasıydı.

Bardağımda kalan viskiyi kafama dikip, peltekleştirmeye özen gösterdiğim bir dille Hakkı’ya “kendime bir içki daha alıp alamayacağımı” sordum. Bu onu öylesine mutlu etmişti ki, anlatamam. Bardan doldurduğum bardakla tekrar yerime oturduğumda, Şule, biraz daha yerinde duramaz hale gelmişti. Şimdi kalçalarını koltuğun ön tarafına getirip iyice arkasına yaslanmış durumda oturuyordu. Çıplak ayaklarının yalnızca parmak uçları yere değiyordu. Dizleri, bir karıştan fazla ayrıktı ve eteği alabildiğine sıyrılmıştı. Eteğin kumaşını bacaklarının arasına soktuğu için, amı görünmüyordu.

Beklenenin aksine, duyduğum heyecanın etkisinden olacak, cin gibi ayılmıştım sanki. Ama bunu kimse bilmiyordu. Aksine, Can da Hakkı da, artık düşmek üzere olduğumdan emin gibiydiler. Hakkı, Şule’nin tam karşısında oturuyordu. Artık beni fazla umursamadığı için de, ilginç şeyler yapmaya başlamıştı. Tıpkı karım gibi, o da kalçalarını koltuğun ön tarafına kaydırmış, arkaya iyice yaslanıp, yarı yatar duruma gelmişti. Bacakları alabildiğine aralıktı. Pantolonun önündeki kocaman kabarıklık, açıkça görülüyordu. Üstelik, sanki işi garantiye almak istiyormuş gibi, zaman zaman elini götürüp kalkmış sikini okşuyor ve bunu yapaken de, Şule’nin gözlerinin içine bakıyordu.

Karım da gözlerini, kendisi için kalktığını bildiği sikten alamıyordu bir türlü. Ağzı yarı aralıktı. Gözleri buğulanmıştı. Burun kanatlarının oynadığını görebiliyordum. Artık tam sikilecek kıvama gelmişti ve sikilmeyi son derece istediğini de belli ediyordu. Birden yerinden kalkması, üçümüzü de şaşırttı. Parmaklarının ucunda, kalçalarını çalkalayarak bara doğru yürümesini hep birlikte seyrettik. Barın arkasına geçip bardağını tezgahın üstüne koydu ve elini buz kovasına daldırdı. Aynı anda da Hakkı fırladı yerinden ve hızla onun yanına gitti. Şimdi ikisi de tezgahın arkasındaydılar ve Hakkı karıma yardım ediyormuş gibi görünüyordu.

Can da ben de onları dikkatle seyrediyorduk. Ama ikisinin de bize aldırdığı yoktu. Bizimle hiç ilgilenmiyorlardı sanki. Şule’nin iki eli de tezgahın üstündeydi. Bir eliyle bardağını tutmuştu, diğeriyle de buz kovasından aldığı buzları bardağa koyuyordu. Hakkı onun sol tarafındaydı. Sol eliyle viski şişesini tutmuştu. Sağ eli ise aşağıdaydı. Karıma biraz daha sokulduğunda, bir şeyler yapacağından kuşkulandım. Neredeyse aynı anda Şule’nin yüzünde garip bir ifade belirdi. Sarsıldığını ve alt dudağını ısırdığını gördüm. Hakkı’nın elini arkadan getirip eteğinin altına, bacaklarının arasına soktuğundan emindim. Doğrusu herifi alkışlamak gerekiyordu. Gerçekten son derece cesurdu.

Sonra karımın vücudu daha da şiddetle sarsıldı. Gözlerini kapamıştı. Bir eli bardağı kavramış, öbür eli buz kovasının içinde, donup kalmıştı sanki. Hakkı’nın amıyla oynadığını anlamamak için salak olmak gerekirdi. Sikimin çatlayacak hale geldiğini ve zonkladığını hissediyordum. Şule de son derece heyecanlanmış olmalıydı. Vücudunun görünen üst kısmına bakarak, alt kısmının kıvrılıp büküldüğünü anlayabiliyordum. Herif karımı parmağıyla sikiyordu düpedüz. O da bundan çok büyük bir zevk alıyordu. Zaman kavramını yitirdiğim için, öyle ne kadar kaldıklarının farkında değildim. Sonra Şule’nin vücudu hafif hafif sarsılmaya başladı. Beli geliyordu. İşler, kelimenin tam anlamıyla kontrolden çıkmıştı artık.

Kendini toparlayıp elinde bardağıyla tekrar yerine giderken, benimle gözgöze gelemedi karım. Ama oturuşuna bakılırsa, yaşadığından pişman olduğu söylenemezdi. Şimdi dizleri daha da aralık oturuyordu. Gerçi yine eteğin kumaşını bacaklarının arasına sokup kasıklarını örtmüştü ama, yalnızca ancak küçük bir kilotun örtebileceği kadar bir yer gizlenmiş durumdaydı. Buna karşılık, iki bacağının da iç tarafında, hafifçe parlayan bir ıslaklık olduğunu görebiliyordum. Hakkı ise hala barın arkasındaydı ve Can’a bakarak, pis pis sırıtıyordu. Sonra o da gelip yerine oturdu ve Şule’nin gözlerinin içine bakarak, sağ elinin işaret parmağını ağzına götürüp emmeye başladı. Gerçekten de ustaydı herif.

Artık işi fazla uzatmamak gerektiğinin farkındaydım. Ya karımı alıp oradan gidecektim, ya da kalıp onu sikmelerine izin verecektim. Mantığım gitmeyi, duygularım ise bir yolunu bulup, Hakkı’ya Can’a aradıkları fırsatı vermeyi ve onlar karımı sikerken seyretmeyi emrediyordu. Sonunda duygularım kazandı.

İyice sallanarak kalktım koltuktan. Sonra da Hakkı’ya, içerde biraz yatıp kendime gelebileceğim bir oda olup olmadığını sordum. O da, Can da çok sevinmişlerdi tabii. Bu arada Şule’nin de rahatladığını farkediyordum. Hakkı önüme düşüp beni, içerdeki küçük bir odaya götürdü. Kilitteki anahtarı görünce, deli gibi sevindim.

– “Ben uyuycam… Tamam mı..?” dedim iyice yayılan bir dille, “Kimse beni rahatsız etmesin bak haaa…”

Sonra da kapıyı kapatıp anahtarı çevirdim. Bir süre kapının önünde kaldı Hakkı. Hatta kapıyı açmayı bile denedi. Sonra uzaklaştığını duydum. Hemen terasa açılan kapıya yöneldim. Hiç gürültü çıkarmadan açıldı kapı. Ayakkabılarımı çıkarıp, terasın beton zemininde sessizce yürüyerek salonun pencerelerine doğru gittim. İnce tül perdeler, içeriyi olduğu gibi görmeme olanak veriyordu. Onların beni görmesi ise çok zordu. Ayrıca kimsenin bakacağını da sanmıyordum. En büyük avantajım, üstlerdeki üç küçük camın da açık olmasıydı. Bu sayede, her şeyi duyabilecektim.

Şule’nin oturduğu koltuk cama çok yakındı. Bulunduğum yerle arasında yalnızca iki metre kadar mesafe vardı. Onu yandan seyrediyordum. O kadar hızlı gelmiştim ki, Hakkı daha yeni giriyordu salona. Hiç duraklamadan, karımın oturduğu koltuğa doğru yürüdü ve önünde yere diz çöktü. Elini uzatıp karımın bacağının iç tarafını okşamaya başladı.

– “Can…” dedi sorda da, “Sen biraz stüdyoya gitsene…”

Ona bakmamıştı bile. Gözleri karımın bacaklarının arasına dikiliydi. Şule de, gözlerini ondan ayıramıyordu. Hakkı öteki elini de götürüp bacaklarını iyice birbirinden ayırdığında, koltukta biraz daha öne kayıp, kalçalarını iyice kenara getirdi yalnızca. Şimdi eteği neredeyse beline kadar sıyrılmıştı. Hakkı, az önce parmağını soktuğu o güzelim amın şimdi tam içine bakıyordu. Sonra başı, karımın kasıklarına gömülüverdi.

– “Ohhhhh…” diye inledi Şule.

Ayaklarının yerden kesildiğini ve havalanıp Hakkı’nın omuzlarına yerleştiğini gördüm. Daha iyi yalanmak için, kendini tabak gibi açmıştı şimdi. Bir elini uzatıp parmaklarını Hakkı’nın saçları arasına geçirirken, öbür eli de memelerini okşamaya başlamıştı. O kadar çok heyecanlanmıştım ki, neredeyse belim gelecekti. Gözlerimin önündeki manzara o kadar güzeldi ki, kelimelerle anlatılması mümkün değilmiş gibi geliyordu bana. Karım kendinden geçmiş gibiydi. Afrodizyak etkisiyle saatlerden beri alev alev yanmakta olan amının içine giren dil, onu mestetmişti. Sonra tüm vücudu sarsılmaya başladı. Beli geliyordu. Kendini tutamamıştı.

Şule’nin ne kadar güzel sikiştiğini, sikilmeyi ne kadar sevdiğini, benim kadar iyi bilen olamazdı. Şimdiye kadar yaptıklarına bakarak, Hakkı’nın da hızlı bir sikici olduğu yargısına varıyordum. İkisi biraraya geldiklerinde, ortaya seyrine doyum olmayacak bir sikiş çıkacağınan emindim. Gördüklerim de, bu düşüncemin yanlış olmadığını belli ediyordu.

Karım yine çırpınmaya başlamıştı. Hakkı dilini çok ustaca kullanıyor olmalıydı. Yıllardır yalamaya doyamadığım o güzelim amın, şimdi onun ağzının altında nasıl açıldığını görür gibiydim. Birden derin bir “Iımmmmmhhhhh” çıktı Şule’nin ağzından. Tük vücudu sarsılıyor, tekrar beli geliyordu.

Sonra Hakkı’nın durduğunu ve başını karımın bacakları arasından çıkardığını gördüm. Birden ayağa kalktı ve pantolonunu çözmeye başladı. Akıl almayacak kadar kısa bir süre sonra belden aşağısı çıplak kalmıştı. Gözlerimi sikinden alamıyordum. Beklediğimden, sandığımdan çok daha büyüktü. Tıpkı sahibinin çıplak bacakları gibi, onun da neredeyse her tarafı kıllarla kaplıydı. Şule’nin gözleri de o noktada kitlenip kalmıştı sanki. Büyülenmiş gibi, biraz sonra içine girecek olan bu allameyi seyrediyordu. Elini götürüp, amını okşamaya başladı. Bulunduğum yerden göremiyordum ama; parmaklarının altındaki amın, tıpkı susamış bir ağız gibi açılmış, içine girecek siki sabırsızlıkla beklemekte olduğundan emindim.

Hakkı da acele ediyordu zaten. Yeniden karıma sokuldu ve bacaklarını dizlerinin arkalarından tutarak kaldırdı, sonra da göğsüne doğru bastırıp, onu adeta ikiye katladı. Kendi de, dizlerini biraz büküp iyice sokuldu ona. Siki, az sonra içine gireceği o güzelim amın dudaklarına sürünmeye başlamıştı bile. Birden Şule’nin elini uzattığını ve parmaklarının Hakkı’nın sikinin çevresine dolandığını gördüm.

– “Hadi sok artık n’olursun…” dedi, yalvaran bir sesle, “Ohhhh sok bana hadi…”

– “Sikilmek mi istiyorsun..?”

– “Ohhh evet… Ohhhh sikilmek istiyorum… Hadi sok n’olursun…”

– “Kocan içerde sızdı, biliyorsun değil mi… O baygın yatıyor ve sen sikilmek istiyorsun, öyle mi..?”

– “Ohhh evet… Beni sikmeni istiyorum anlıyor musun..? Saatlerce kalkmış sikini seyrettirdin bana… Şimdi onu yemek istiyorum… Hadi geçir bana… Gel hadi sik beni… Sik beni… Ohhhh sik beni n’olur…

Birden dibine kadar geçirdi Hakkı. Koltukta neredeyse ikiye katladığı karımın üstüne çökmüş, onu altına alıp ezmişti. Sonra pompalamaya başladı. Tam bir fırlamaydı doğrusu. Dediğini yapmıştı işte. Şule’yi sikiyordu. Üstelik onu bir de yalvarttırmıştı.

Olduğum yerde çömelmiş, nefes bile almadan seyrediyordum. Bulunduğum yerden, Hakkı’nın o kocaman sikinin karımın amına girip çıkışını, en ince ayrıntısına kadar görüyordum. Şule’nin amının dudakları, içindeki sikin çevresine sımsıkı sarılmıştı. Müthiş bir manzaraydı bu. Ben de, yüzlerce kez sikmiştim o amı. Fakat sikimin girip çıkışını böylesine yakından izlememe, elbetteki imkan olmamıştı. Başka bir yere bakamıyordum sanki.

Uzun ve sert hareketle sikiyordu Hakkı. Geri çekildiğinde siki neredeyse ucuna kadar çıkıyor, sonra bir hamlede dibine kadar geçiriyor ve taşakları karımın o güzelim götüne yapışıyordu. O da iyice tahrik olmuştu tabii. Bütün akşam boyunca Şule’nin içine düşmüş ve siki neredeyse hiç inmemişti. Fazla dayanabileceğini sanmıyordum. Hareketlerinin giderek hızlanması da, haksız olmadığımı belli ediyordu zaten. Bu arada ben de kendimi zor tutuyordum doğrusu. Sanki o koltuğun üstünde karımı siken Hakkı değil de benmişim gibi hissediyordum kendimi. Tarifi imkansız bir duygunun pençesindeydim. Heyecandan titreyen parmaklarımla pantolonumun fermuarını indirdim ve zonklamakta olan sikimi dışarı çıkardım. Belim geldiğinde, çamaşırlarımın berbat olmasını istemiyordum.

Karımın yüzü iyice çarpılmıştı artık. Duyduğu zevk, onu kendinden geçirmişti sanki. İki eliyle, Hakkı’nın, bacaklarını göğsüne doğru bastıran ellerini bileklerinden kavramıştı. Kalçaları kıvranıyor, içine girip çıkan sikin altında adeta dansediyordu. İnlemeleri, artık küçük birer çığlığa dönüşmüştü. Belinin gelmek üzere olduğunu görebiliyordum. Sonra Hakkı’nın ağzından ulumaya benzer bir ses çıktı. Bir anda dibine kadar geçirmişti karıma. Kalçalarının titrediğini görüyordum. Bu titremeler, tıpkı bir elektrik akımı gibi Şule’ye de geçiverdi. O ikiye katlanmış haliyle, koltukta çırpınıyordu karım.

Aynı anda, ikisinin de beli geliyordu.

Ben de bunu bekliyordum sanki. Belim terasın betonuna fışkırmaya başladı. Elimi bile değmemiştim sikime. Ama kendimi daha fazla da tutamamıştım işte. Tek yapabildiğim, duyduğum büyük zevkin verdiği duyguların, dudaklarımdan naralar halinde dışarı taşmasını önlemeye çalışmaktı.

Kendimi topladığımda, yeniden içeriye baktım. Hakkı sikini karımın amından çıkarmış ve geri çekilmişti. O kocaman siki, biraz inmiş gibiydi. Karım ise koltuğun üstünde, mestolmuş bir halde kendini toplamaya çalışıyordu. Bu ilk sikişin ne Hakkı’ya, ne de Şule’ye yetmediği belliydi. Yalnızca nefeslenmek için durmuş gibiydiler. Bunun farkına varmak, daha kendime tam gelememişken, yeniden heyecanlanmama neden oluyordu.

İlk hareket karımdan geldi. Doğrulup, elini Hakkı’nın sikine uzattığını gördüm. Parmakları, biraz önce amına girip çıkan, tohumlarını rahminin ağzına fışkırtmış, yarı inik o koca sikin çevresine dolandı. Sonra; hafif hafif, sanki incitmekten korkar gibi okşamaya başladı. Gözleri yine yarı kapalıydı. Yüzüne, sikilmek istediği zamanlarda hakim olan o anlatılmaz ifade, yine gelip yerleşmişti. Onca afrodizyaktan sonra, yalnızca bir kere sikilmekle yetinmesine olanak olmadığı belliydi.

Sikinde dolaşan parmaklar, Hakkı’nın üstünde beklenen etkiyi yaratmakta gecikmemişti tabii. Büyük bir hızla huylanıyordu. Bir anda, yeniden dimdik ve kocaman olmuştu siki. Biraz daha sokuldu karıma. Aklını başından alan sikin böyle yakınına gelmesi, Şule’yi daha da heyecanlandırmış gibiydi. Koltukta kıpırdanıp duruyordu. Sonra iyice doğrulup, o da Hakkı’ya sokuldu biraz. Şimdi herifin kocaman siki, neredeyse karımın yüzüne deyiyordu. Nefes bile almadan olup bitenleri izliyordum. Büyülenmiş gibi Şule’nin ağzını açışını ve o güzelim dudaklarının Hakkı’nın sikinin koca bir mantara benzeyen başına kapanışını seyrettim. Az önce amına girip çıkan, içinde tohumlarını fışkırtan sik, şimdi ağzındaydı karımın.

Şule’nin; alev alev yanan, kıpır kıpır diliyle insanın aklını başından alan, o çıldırtıcı ağzını çok iyi biliyordum. Yüzlerce kez, sikimin o ağzın içinde eridiğini hissederek mestolmuştum. Şimdi ise benim yerimde Hakkı vardı. Sikim yeniden taş gibi sertleşmişti. Hiç bir şeyi kaçırmamaya çalışarak seyretmeyi sürdürüyordum.

Karımın başı sürekli oynuyor, Hakkı’nın sikini ağzının derinliklerine alıp çıkarıyordu. Herifin yüzünde, ne kadar zevk almakta olduğunu açıkça belli eden bir ifade vardı. Başı hafifçe arkaya devrilmiş, gözlerini yarı kapatmıştı. İki eli, birer pençe gibi Şule’nin omuzlarını kavramıştı. Sonra kalçalarını ileri geri oynatmaya başladı. Artık sikini karımın ağzına sokup çıkarıyor, onu ağzından adeta sikiyordu. Manzara müthişti.

Sonra gözlerim salonun kapısında farkettiğim kıpırdanmaya takıldı. Can çaktırmadan gelmiş, tıpkı benim gibi, onları seyrediyordu. Aramızdaki mesafe yüzünden yüzünü tam göremiyordum ama, onun da son derece tahrik olduğundan emindim. Karımı sikmek için sırasını beklerken, seyretme fırsatını da kaçırmak istemiyordu anlaşılan.

Bu arada Hakkı’nın hareketleri giderek hızlanmış, sikini Şule’nin ağzına hırsla sokup çıkarmaya başlamıştı. Karımın gözleri kapalıydı. Yüzünde zevkten erimiş olduğunu açıkça gösteren bir ifade vardı. İki eliyle koltuğun kenarlarını sımsıkı kavramış, kendini alabildiğine bırakmıştı. Herif onu ağzından sikiyor, o da büyük bir teslimiyetle veriyordu. Burnundan çıkan mırıldanma ve inlemeler, bundan ne kadar çok hoşlandığını açıkça belli ediyordu.

Hakkı’nın ağzından hırıltılar çıkmaya başlamıştı. Belini getirmek üzere olduğu belliydi. Kalçalarının hareketleri giderek hızlanıyor, siki her bastırışında, karımın ağzına biraz daha çok giriyordu.

– “Ohhh ağzın am gibi…” dedi hırıldayan bir sesle. “Hadi iyice em bakayım sikimi… İyice em… Ohh şimdi fışkırtacağım ağzına… Gırtlağına fışkırtacağım şimdi… Ohh hadi yut tohumlarımı orospu… Yut tohumlarımı…”

Kalçalarının titrediğini görebiliyordum. Sonra vücudu da kasılmaya başladı. Aynı anda karımın boğazı da oynamaya başlamıştı. Tanrım, herif gerçekten de ağzında fışkırtıyor, o da büyük bir iştahla hepsini yutuyordu. Aynı anda onun da bütün vücudu titremeye, sarsılmaya başlamıştı. Hakkı’nın tohumları midesine inerken, o da belini getiriyordu.

Aslında yine patlama noktasına gelmiştim ama, kendimi kontrol etmeye çalışıyordum. Seyredeceklerimin bu kadarla kalmayacağı kesindi. Doğrusunu söylemek gerekirse, Hakkı planını aynen uyguluyordu. En azından söylediklerinin ilkini yerine getirmiş ve karımı sikmişti. Şimdi Can’a verdiği “ona da siktirme” sözünü tutacağından kuşkum yoktu. Zaten Can da hazırdı buna. Öte yandan, Hakkı’nın işi şimdilik bitmiş gibi görünüyordu. Şule’nin ağzında patlattıktan sonra, karşısındaki koltuğa oturmuş dinleniyordu. O kocaman siki yarıyarıya inmişti. Sonra yerinden kalkıp, salondan çıktı.

Karım, hala koltukta oturuyordu. Eteği artık beline kadar sıvalı, bacakları alabildiğine açıktı. Sağ elinin parmakları ise amıyla oynuyordu. Tanrım, sikilmeye doymamış olduğu öylesine belliydi ki. Çok geçmeden geri döneceğini tahmin ettiği Hakkı’yı beklediğini anlıyordum.

Gözlerimi ayırmadan onu seyretmekte olduğum için, Can’ın salona girdiğini, ancak Şule’nin yüzünde beliren şaşkınlıktan anlayabildim. Gözlerimi kapıya çevirdiğimde gördüğüm manzara beni de şaşırttı. Çırıl çıplaktı Can. Adaleli ve güneş yanığı bir vücudu vardı ama, ne karım ne de ben, işin bu tarafıyla pek ilgilenmiyorduk. İkimizin de dikkati, çelik bir yay gibi yukarıya kıvrık duran sikine yönelmişti.

Acele etmeden, karıma doğru yürüdü Can. Gözleriyle sanki onu yiyip bitiriyor gibiydi. Şule’yi “yıllardan beri sikmek istediğini” söylemişti Hakkı’ya. Şimdi yakalamıştı bu fırsatı işte. Karım, parmakları hala yeni sikilmiş amında, dudakları yarı aralık ve yüzünde içindeki sikilme isteğini açıkça ortaya koyan bir ifade ile onu bekliyordu. Can iyice yaklaştığında, birden kalkıverdi koltuktan. Sonra arkasını Can’a dönüp, dizlerinin üstünde, yeniden çıktı koltuğa. Ellerini koltuğun arkalığına dayamış, kıçını dışarı çıkarmış, belini bükmüştü.

Yeni bir siki içine almak için hazır bekliyordu.

Fazla bekletmedi Can onu. Arkadan sokulup sikini önünde açılmış bekleyen o güzelim amın dudakları arasına yerleştirdi ve bir anda dibine kadar geçirdi karıma. Şule’nin gözleri kaymıştı. Hiç itiraz etmeden, kendini ikinci bir adama siktiriyordu. İtiraz etmek ne kelime, zevkten bayıldığını görebiliyordum. Can da zevkten uçmuştu tabii. İki eliyle karımı belinden kavramış, gözleri yarı kapalı, hırsla sikiyordu. Birden belini getirmeye başladı. Vücudu sarsılıyor, kıçının yanakları titriyordu. Bütün gece heyecanla bu anın gelmesini beklemiş, üstelik, Hakkı karımı sikerken seyretmişti. Bunun onu daha da tahrik etmiş olduğu kesindi. Kendini tutamamıştı işte. Tohumlarını Şule’nin amına dolduruyordu.

İçindeki sikin fışkırdığını hissetmek de, karıma yetmişti tabii. Vücudunun dalga dalga sarsılıp çırpındığını, adeta kendinden geçerek belini getirdiğini görebiliyordum.

Durulmalarını elbetteki beklemiyordum ama, Can’ın sanki hiç bir şey olmamış gibi karımı sikmeyi sürdürdüğünü görünce, yine de şaşırdım. Yoksa Hakkı ona da mı afrodizyak vermişti acaba?

Şule’nin yüzü bana dönüktü. Zevkten kaymış gözleriyle, hiç bir yere bakmıyor gibiydi. Beni aklına bile getirmediğinden emindim. Normal halinde bile sikilmekten ne kadar hoşlandığını bildiğimden, şimdi bir de afrodizyak etkisindeyken ne hale geldiğini tahmin edebiliyordum. Dünyadan kopmuş gibiydi. O anda içine girip çıkan sikten başka hiç bir şeye ilgi duymadığı belliydi.

Can, başını arkaya atmış, gözlerini kapamıştı. Ne kadar zevk aldığı yüzünden açıkça belli oluyordu. Durmadan pompalıyor, sikini, karımın artık iyice şişmiş ve içi tıkabasa bellerle dolmuş olması gereken amına sokup çıkarıyor, onu çıldırtıyordu. Manzara müthişti doğrusu. Seyretmeye doyamıyordum. Elimi sikime dokundurursam hemen patlayacağımın farkındaydım. Bunu mümkün olduğu kadar geciktirmek istiyordum. İçimden gelen bir ses, daha da müthiş şeyler seyredeceğimi söylüyordu sanki.

Daha bu düşünceler kafamın içinden tam geçemeden, Can’ın Şule’nin belindeki ellerinden birini çekip, hemen önündeki o yusyuvarlak kalçalara götürdüğünü gördüm. Önce birini avuçladı. Sonra da başparmağını aralarındaki yarığa sokuverdi. Karımın vücudunun elektrik çarpmış gibi titrediğini gördüm. Can’ın parmağı altındaki o küçük ve pembe göt deliğinin ne kadar duyarlı olduğunu benim kadar iyi bilen olamazdı. Onu kimbilir kaç kere yalamış, içine parmağımı, dilimi ve sonunda da sikimi sokmuştum. Kısacası o güzelim götü sikmeye bir türlü doyamamıştım. Şimdi ise orada bir başka erkeğin parmağı vardı.

Ama iş bununla kalmayacaktı tabii. Gerçi Can şimdilik yalnızca yoklama çekiyordu ama, karımın gösterdiği tepki nedeniyle, sikini bu iştah açıcı küçük deliğe de sokabileceğinden emin olmuştu bile. Bir taraftan da sikinin çevresine sımsıkı dolanmış olan amı sikmeyi sürdürüyordu. Sonra eli iyice haraketlendi. Artık başparmağını Şule’nin götüne sokup çıkarıyor olmalıydı.

Karım çıldırmış gibiydi. Kalçaları çalkalanıyor, dalgalanıyor, kıvranıyordu.

– “Ohhhh… Hadi götümden sik beni…” diye inlyedi birden. “Oh hadi götümden sik beni, n’olursun… Hadi götüme sok sikini…”

Can’ın o ana kadarki niyeti neydi, pek emin değildim ama, Şule’nin son sözleri, eğer varsa, kontrolü elinden kaçırmasına neden olmaya yetmişti. Kalçalarını geri çekerek, am suları ve bellerle sırısıl sıklam ıslanmış, pırıl pırıl parlayan sikini karımın amından çıkardığını gördüm. Sonra eliyle dibinden tutup, başını önündeki pembe göt deliğine dayayışını ve bastırmaya başlayışını, büyülenmiş gibi izledim. Yavaş yavaş giriyordu.

Şule’nin yüzü zevkten iyice çarpılmıştı. Yarı aralık gözlerle benim bulunduğum yere doğru bakıyordu. Ama hiçbir şey görmediğinden emindim. Can’ın kasıkları kalçalarına yapışıp, o çelik gibi sik tümüyle götüne gömüldüğünde, tüm vücudu sarsılmaya başladı. Ağzından küçük çığlıklar kaçırarak, kimbilir kaçıncı kez belini getiriyordu. Götü, Can’ın sikini bir mengene gibi sıkıştırmış olmalıydı. Sonra Can, karımın götünü sikmeye başladı. Yavaş ve uzun hareketlerle, sikini, o yumuşacık, ateş gibi yanan deliğe sokup çıkarıyor, sokup çıkarıyordu. Manzara, tek kelimeyle müthişti.

Belimin heran gelebileceğinin bilincinde ve bütün gücümle bunu geciktirmeye çalışarak, karımın sikilişini seyrediyordum. Sanki tepeden tırnağa, kocaman bir sik gibi hissediyordum kendimi. Tüm hayatım boyunca bu kadar çok tahrik olduğumu hatırlamıyordum. Bir taraftan da, Hakkı’nın mutfakta Can’a söylediği sözler kafamın içinde dansediyordu. Hakkı “karımı önce kendisinin sonra da Can’ın sikeceğini, en sonunda da birlikte sikebileceklerini” söylemişti. Şimdiye kadar seyrettiklerim, karımın gözlerimin önünde, ağzından, amından, götünden sikilmesi yetmezmiş gibi, şimdi de, büyük bir istekle bu sözlerin gerçekleşmesini bekliyor, umuyordum.

Bu arada Can da Şule’nin götünü sikmeyi sürdürüyordu. İki eliyle karımın ince belini sımsıkı kavramış, kalçalarının sert hareketleriyle ileri geri hareket ediyor, artık iyice kızarmış olan sikini sokup çıkarıyordu. Vücudunun adeleleri gerilip şişmişti. Onun da çok büyük bir zevk almakta olduğu açıkça belliydi. Gözlerimi biran için bile olsa onlardan ayıramadan, hiç bir ayrıntıyı kaçırmamaya çalışarak, büyülenmiş gibi seyrediyordum. Bu yüzden de, Hakkı’nın gelişini, hemen farkedemedim.

Tıpkı Can gibi, o da içerde soyunmuş, çırıl çıplak kalmıştı. O kocaman siki, yine kazık gibiydi. Sessizce gelip yanlarına sokuldu. Sonra da elini uzatıp, karımın sırtını okşamaya başladı. Şule’nin onun varlığından haberdar olması da, vücudunun üstünde dolaşan bu üçüncü el nedeniyle oldu. Başını çevirip Hakkı’ya baktığını gördüm. Sonra gözleri, o kocaman kıllı sike takıldı ve mümkünmüş gibi, daha da çok şehvet ve sabırsızlıkla parlamaya başladı. Tanrım, artık beklentim gerçekleşmek üzereydi. İkisi birlikte sikeceklerdi karımı.

Hakkı’nın da fazla sabırlı olmadığı kesindi. Koltuğun arka tarafına dolandı. Parmaklarını saçlarının arasına geçirip Şule’nin başını tuttu ve ona doğru sokuldu. O kocaman sik, şimdi karımın yüzüne değmeye başlamıştı. Büyük bir heyecanla, o öpmeye doyamadığım dudakların açıldığını gördüm. Hakkı biraz daha yaklaştı ve sikini biranda Şule’nin ağzına sokuverdi. Bu, karımın belinin bir kez daha gelmesi için yeterli olmuştu. Yine tüm vücudu sarsılıp dalgalanıyor, kalçaları sağa sola dansediyordu. Can hareketsiz kalmıştı. Siki, o küçük göt deliğinin içinde tekrar hapsolmuş olmalıydı.

Sonra duruldu karım. Aynı anda da, hem Can, hem de Hakkı pompalamaya başladılar. Biri götüne, öbürü ağzına sokup çıkarıyorlardı şimdi. Tıpkı Hakkı’nın söylediği gibi, önce ayrı ayrı sikmişlerdi karımı, şimdi de ikisi birden, iki taraftan sikiyorlardı. Artık kendimi tutmama olanak kalmamıştı. Elimi bile dokundurmadım sikime. Ama belim, birden fışkırmaya başladı. Başım dönüyor, gözlerim kararıyordu.

Yeniden içeriyi seyredebilecek kadar kendimi topladığımda gördüklerim yine müthişti. Can da, Hakkı da iyice hızlanmışlardı şimdi. Sikleri, birer piston gibi karımın götüne ve ağzına girip çıkıyordu. Şule ise kendini onlara bırakmış gibiydi. Gözleri sımsıkı kapalı, beli aşağı bükülmüş, kalçaları götüne girip çıkmakta olan sikin işini kolaylaştırmak için iyice havaya kalkmış, dudakları ağzına girip çıkmakta olan o kacaman kıllı sikin çevresine bir vantuz gibi yapışmış, sikiliyordu. Hem de ne sikiliyordu. İnlemeleri gerçi burnundan geliyordu ama, o kadar şiddetliydi ki, ben bile duyabiliyordum.

– “Ohhh, ağzın am gibi…” diye homurdandı Hakkı birden. “Ağzın am gibi orospu…”

Belini getirmek üzere olduğunun farkındaydım. Ama Can ondan çabuk davrandı. Birden dibine kadar geçirdi karımın götüne. Hayvani sesler çikarıyor, kalçaları kasılıyordu. Tanrım, belini Şule’nin o küçük götünün derinliklerine boşaltıyordu. Bir taraftan da, iki eliyle karımın dalgalanan, çırpınan vücudunu kontrol altında tutmaya çalışıyordu. Sonra Hakkı da getirmeye başladı.

Şule, gırtlağına fışkıran ilk salvoyla birlikte kontrolden çıkıverdi. Hakkı’nın kocaman siki biranda ağzından çıktı ve ikinci salvoyu yüzünün tam ortasına yedi. Bu onu daha da çıldırttı sanki. Öyle ki, Can da tutmayı beceremedi karımı. Bir anda onun siki de çıktı dışarı. Ama hala fışkırmaya devam ediyordu. Beyaz erkeklik sıvılarının havada geniş bir kavis çizip karımın o baştan çıkartıcı kalçalarına yağması öylesine tahrik edici bir manzaraydı ki, sikim yeniden taş gibi oluverdi bir anda.Sonra ayrıldılar. Can bir koltuğa, Hakkı bir koltuğa oturdu. Şule de oturduğu koltukta hafifçe yan dönüp, bacakları altında, adeta yığılıp kaldı.

Artık her şeyin bitmiş olması gerektiğini düşünüyordum. Öyle ya, Hakkı üç, Can da iki kere patlatmışlardı. Ama rekor tartışmasız karımdaydı. Tam sekiz kez çıkmıştı bulutların üstüne. Orada koltuğun üstünde, tüm yorgunluğu ve sikilmişliğiyle öylece otururken o kadar güzel, o kadar sikilesiydi ki, başımı döndürüyordu. O anda en çok istediğim, az öncesine kadar siklerin girip çıktığı, bellerin dolduğu amıyla götünü görebilmekti ama, oturuş biçimi buna izin vermiyordu. Şimdi yerinden kalkıp içeriye, beni uyuduğumu sandığı odaya gelse ve o birbirinden güzel deliklerini bana gösterse, bütün o vıcık vıcıklıklarıyla, sikilmişlikleriyle, bir kere de benim sikimin oralara girip çıkmasına olanak verse ne güzel olur diye düşünüyordum. En iyisi ses çıkarmadan ve görülmeden odaya geri dönmem olacaktı galiba.

On saniye sonra odaya geri dönmüş, pencereyi kapamış ve yatağın üstüne oturup Şule’yi beklemeye başlamıştım. Yaklaşık on dakika kadar da bekledim. Ama bir türlü gelmiyordu karım. Doğrusunu söylemek gerekirse merak etmeye başlamıştım yeniden. Sonunda dayanamadım ve tekrar terasa çıktım.

Salonda her şey, bıraktığım gibi değildi artık. Gerçi Hakkı ve Can, hala koltuklarda oturuyorlardı ama, Şule yerinde değildi. Koltuktan kalkmış, tam ortalık yere, yumuşak halının üzerine, sırtüstü yatmıştı. Bacaklarını alabildiğine açmış ve dizlerinden bükerek göğsüne doğru çekmişti. Tabak gibi açıktı yani. Sol elini kalçalarının altından geçirerek getirmiş, orta parmağını, az önce Can’ın sikinin girip çıktığı, tohumlarını fışkırttığı götüne sokmuştu. Sağ elini ise önden uzatmış, yine orta parmağını, işaret ve yüzük parmaklarıyla şişmiş dudaklarını iyice açtığı amına sokmuştu. Gözleri yarı kapalı, Hakkı ve Can’ın önünde, kendini parmaklarıyla sikiyordu karım. Hem amından, hem götünden.

Tanrım, hala sikilmeye doyamadığı belliydi. Hakkı’nın afrodizyakı onu öylesine etkilemişti ki, tam sekiz kez belini getirmesine rağmen, hala doymamıştı sikilmeye. Olduğum yerde donmuş kalmıştım. Biraz önce görmek istediğim iki delik de, vıcık vıcık olup iyice açılmış amı da, götü de gözlerimin önündeydi şimdi. Seyrine doyulmayacak bir manzaraydı bu.

Sonra akledip Hakkı’yla Can’a baktım. Onlar da büyülenmiş gibi seyrediyorlardı Şule’yi. Eze eze, amından, götünden, ağzından sikip yine de doyuramadıkları karımı, alev alev yanan gözlerle seyrediyorlardı. Can’ın siki bir kere daha kalkmış, dimdik olmuştu. Hakkı ise yarı kalkık sikini okşuyordu.

– “Sikilmek istiyorum…” dedi karım birden… “Ohhh daha çok sikilmek istiyorum… Hadi gelin sikin beni… Hadi gelip sikin beni n’olur… Ohhh hadi… Ohhh hadi n’olur..? Ohhh n’olur…?”

Can bir anda fırladı yerinden. Halının üstünde, Şule’nin yanına diz çöktü. Ama karım bakmıyordu bile ona. Gözleri hala kapalı, parmakları amıyla götüne hızla girip çıkıyor ve konuşmayı sürdürüyordu.

– “Hadi sikin beni… Ohhhh sik istiyorum… Siklerinizi istiyorum… Hadi sikin beni… İkiniz birden n’olur… Ohhh ikiniz birden sikin beni hadi… Ohhh sikilmek istiyorum… Hadi sikin beni… Hadi sikin… Ohhh hadi… Sikin beni…”

Bu kadarı Hakkı’ya da yetmiş, o kacaman siki, tekrar kazık gibi olmuştu. Hızla yerinden kalkıp, karımla Can’ın yanına geldi. Şimdi son derece ilginç bir manzara vardı gözlerimin önünde. Şule pozisyonunu hala değiştirmemişti. Parmakları hala iki taraftan içine girip çıkmayı sürdürüyordu. Yalnızca konuşmaktan vazgeçmiş gibiydi. Şimdi yalnızca inliyordu. Bir taraftan da, yanındaki iki erkeği algılamıştı tabii. Bunun onu daha da çok heyecanlandırdığını, içindeki sikilme isteğini daha da arttırıp dayanılmaz hale getirdiğini farkedebiliyordum. Sonra birden beli gelmeye başladı. Dokuzuncu kez belini getiriyor ve can çekişen bir hayvanınkine benzeyen sesler çıkarıyordu. Vücudu gevşeyiverdi aniden. Parmakları içinden çıktı. Bacaklarını indirdi.

Aynı anda da Hakkı girdi devreye. Karımın yanına uzandı önce. Sonra da onu tuttuğu gibi üstüne çekti. Kalçalarının bir an için havalandığını gördüm. Elinin yardımına bile gerek duymadan, o kocaman sikini Şule’nin amına sokuverdi. Tek bir harekette dibine kadar geçirmişti.

– “Ohh ne güzel soktun…” dedi karım, “Ohhh ne güzel soktun bana… Ama yetmedi ki… Bir sik daha istiyorum… Ohhh bir sik daha istiyorum… Götüm boş kaldı bak… Ohhh bir sik de götüme istiyorum…”

Kulaklarıma inanamıyordum. Hayal edebileceklerimin en çılgınını istiyordu karım. Hakkı’nın üstüne uzanmış, o kocaman sikini dibine kadar amına almış, götüne girecek ikinci sik için yalvarıyordu. Başım uğulduyordu artık. Kendimden geçmiş gibi, Can’ın doğruluşunu ve Şule’nin arkasına geçişini izledim. Sikini getirip karımın götüne dayadı. Sonra da hiç zorlanmadan sokmaya başladı. Bir anda kasıkları, önündeki o baş döndürücü kalçalara yapışıverdi. Şimdi iki sik birden vardı karımın içinde. Biri amına, öbürü götüne girmişti. Dibine kadar.

Çığlığa benzer bir ses çıktı Şule’nin ağzından. İki erkeğin arasına sıkışmış vücudunu sarsılmaya, çırpınmaya başladı. Yine beli geliyordu. Onuncu kez.

Sonra Hakkı’ya Can, karımı sikmeye başladılar. Biri amından, biri götünden sikiyordu. Sikleri birer piston gibi giriyor, çıkıyor, giriyor, çıkıyordu. Şule ise zevkten çıldırmış gibiydi. Durmadan belini getiriyordu artık. Durulmaları en çok 15-20 saniye sürüyor, sonra yine vücudunu titremeye başlıyor, beli yine geliyordu. Artık saymama da olanak kalmamıştı. Çılgın bir şeydi bu. Seyretmeye doyamıyordum. Bu çılgın akşamın başlamasından bu yana tahrik olmadığım kadar çok tahrik olmuştum. Karımın, gözlerimin önünde, benden yalnızca bir kaç metre uzakta, iki çıplak erkek vücudunun arasına sıkışmış, hem amından hem götünden sikilişini seyrediyor ve uçuyordum.

Hepimiz zaman kavramını yitirmiştik herhalde. Ya da en azından bana öyle geliyordu. Bu nedenle, Can’ın birden bağırması beni beklemediğim kadar şaşırttı. Garibim, sikini bir mengene gibi sıkıştırıp saran o kadife yumuşaklığındaki götün etkisine daha fazla dayanamamış olmalıydı. Belini getiriyor, tohumlarını karımın götünün derinliklerine boşaltıyordu yine.

– “Ohhh fışkırt…” diye inledi Şule,bilmem kaçıncı kez kendi de belini getirirken, “Ohhh fışkırt götüme hadi… Ohhh doldur içimi yavrum… Doldur karnımı… Immmmnnnnnhhhh…”

Hakkı ise aşağıdan pompalamayı, sikini karımın amına sokup çıkarmayı sürdürüyordu. Ne de olsa, Can’dan bir kere fazla getirmişti belini o. Bu nedenle de hala dayanıyordu.

Sonra Can Şule’nin arkasından uzaklaştı. Karımın götü, içinden çıkan siki sanki bırakmak istemiyor gibiydi. Ama bunu başaramadı tabii. Can’ın yarı inmiş siki içinden çıktığında ise ürperdiğini farkettim. Birden doğrulup, kendi de Hakkı’nın üstünden kalkıverdi. Bir eliyle Can’ın elini tutmuş, gitmesine izin vermiyordu. Sırtını Hakkı’ya dönüp tekrar üstene oturduğu gördüm. Bu arada öbür elini aşağı uzatıp herifin o koca sikini tutmuş ve mosmor başını getirip götüne dayamıştı. Kendini bıraktı ve Hakkı’nın siki, Şule’nin götüne gömülüverdi. Can’ın elini de bırakmamıştı, bütün bunlar olup biterken. Hakkı’nın kıllı taşakları amının dudaklarına yapıştığında ise Can’ı kendine çekmeye başladı. Ağzı açıldı ve dudakları, götünden daha yeni çıkmış o yarı inik sikin üstüne kapanıverdiler. Hırsla emmeye başladı. Aynı anda da kalçaları hareketlendiler. Şimdi bir taraftan Can’ın tohumlarını içine henüz fırkırtmış sikini emiyor, bir taraftan da götünü dolduran o koca sikin üstünde oturup kalkıyordu.

Tanrım, gerçekten doymayacak gibiydi karım. Kendini sikişin labirentlerinde kaybetmişti sanki. Geri dönmeye de hiç niyeti yokmuş gibi görünüyordu.

Can dinlenememiş, kendine gelememişti bile. Ama Şule’nin ağzı o yarı inik sikine öyle şeyler yapıyordu ki, kendini yeniden kaptırmıştı. Giderek daha çok kalkıyordu siki. Sonunda iki eliyle karımın başını tuttu ve sikini hırsla sokup çıkarmaya başladı. Bu doymak bilmeyen kadınının ağzını sikme sırası ondaydı artık.

Karımı bu sefer de, bir sik götünde, bir sik ağzındayken seyrediyordum. Tıpkı daha önce olduğu gibi. Tek fark, bu sefer siklerin yer değiştirmiş olmasıydı. Gözleri sımsıkı kapalıydı Şule’nin. Zevkten kendinden geçmişti. Hakkı’yla Can da, yine transa girmiş gibiydiler. Dünyadan kopmuş, karımı sikiyor, sikiyor, sikiyorlardı.

Şule birden durup, Can’ın sikini ağzından çıkardı. Hayran gözlerle, dibinden sımsıkı kavradığı siki seyretti bir süre. Sonra vücudunu geriye verdi ve ellerini Hakkı’nın iki tarafından yere dayadı. Bacaklarını iyice açıp, dizlerini karnına doğru çekti. Manzara müthişti. Herifin o kacaman siki, dibine kadar gömülmüştü götüne. Onun üstünde de, vıcık vıcık olmuş, susamış bir ağız gibi açılmış amı görünüyordu. İçine yeni bir sik almaya hazır, hatta bunun için yalvarır gibi duran o güzelim am, başımı döndürdü.

– “Hadi sok…” dedi zevkten ağdalanmış bir sesle, “Hadi gel amıma sok sikini… Çabuk ol n’olursun… Hadi gel sik beni… Ohhh hadi… Yine amımdan götümden sikin beni n’olur…”

Hırsla saldırdı Can. Bir anda üç vücut birbirine girmişti yine. Aynı anda da, karım yine peşpeşe belini getirmeye başlamıştı. İki sik birden yemek, aynı anda iki erkeğe birden sikilmek, bir sikin amına, diğerinin götüne girip çıkması, onu zevkten çıldırtıyordu. İp tam anlamıyla kopmuştu artık. Üçünün de hareketleri giderek hızlanıyor, sertleşiyordu. Sanki dövüşür gibiydiler. İnlemeleri, haykırmaları, tam anlamıyla birbirine karışmıştı.

Can ayakları yere basılı, öne doğru eğilmiş ve kollarını Şule’nin bacaklarının altından geçirerek, onu omuzlarından kavramıştı. Güçlü kollarıyla yarı havada tutuyordu karımı. Sikini de büyük bir hırsla amına sokup çıkarıyor, neredeyse öldüresiye sikiyordu onu. Hakkı ise üstünden karımın ağarlığının kalkmasıyla rahatlamış, iki eliyle onu leğen kemiklerinden kavramıştı. Kalçaları bir motor hızıyla yerden havalanıp geri dönüyor, o koca siki Şule’nin götüne dibine kadar giriyor, ucuna kadar çıkıyor, tekrar dibine kadar giriyordu.

Sonra karımın vücudu, şimdiye kadar hiç görmediğim bir biçimde sarsılmaya başladı. Öyle ki, onu tutabilmek için, Hakkı da, Can da durmak zornda kalmışlardı şimdi. Beli kıvrulup bükülüyor, kalçaları sert hareketlerle sağa sola, yukarı aşağı oynuyordu. Bu sefer çok büyük geliyordu beli. Çıldırmış gibiydi. Üstelik bir türlü de durulmuyordu. İçindeki siklere acayip şeyler yapıyor olmalıydı. Ne Hakkı’nın ne Can’ın buna dayanamayacaklarına emindim. Sorun hangisinin önce patlayacağıydı. Herhalde Hakkı ilk olacaktı.

Ama yanılttılar beni. Çünkü birlikte patladılar. Biri amının öbürü götünün derinliklerindeki iki sikin aynı anda fışkırmaya başlaması, karımı da bitirdi.

Çığlıklar atarak, yığılıp kaldı.

Bense tepeden tırnağa sik kesilmiş bir halde kalmıştım olduğum yerde. Bu sefer onlar getirmiş, ben getirmemiştim. Şikayetçi de değildim. Çünkü artık karımı sikmek istiyordum. Saatlerdir sikildiği her yerinden ben de sikmek istiyordum onu.

İçerdekiler hala halının üstünde yatıyorlardı. Hakkı altta, karım onun üstündeydi. Can ise hemen yanlarında uzanmıştı. Bu sefer onları bıkarıp içeri gitmeyecektim. Bunu karımın odaya gelmeye kalkışmasından sonra yapmaya kararlıydım. Gerçi bu sefer her şey gerçekten bitmiş gibiydi ama, yine de emin olmak, bir şeyler kaçırmamak istiyordum.

On dakika kadar öylece yattılar içerdekiler. Sonra Şule kımıldadı ilk olarak. Hakkı’nın üstünden inip yere, ikisinin arasına oturdu. Gözleri bir Hakkı’nın, bir Can’ın sikine takılıyordu. Ama artık ikisi de inmiş, süklüm püklüm olmuştu siklerin. Sahiplerinin de, hiç bir şeye aldıracak halleri yoktu. Karım ellerini uzatıp ikisinin de siklerini okşamaya başladığında, hafifçe kımıldandılar, o kadar.

– “Sikilmek istiyorum…” dedi karım, “Daha sikilmek istiyorum…”

Can’ın yanıtı, yalnızca derin bir inlemeydi. Hakkı ise sesini bile çıkarmamıştı.

– “Heyyy, duymuyor musunuz..? Sikilmek istiyorum dedim size… Hadi kalkın bir daha sikin beni… Ohhhhh çabuk olun… Sik istiyorum…. Daha çok sik istiyorum…”

– “Pezevenk kocanı denesene…” dedi Hakkı, “İçerde uyuyor kocan… Biz burada orospu karısını sikerken, kocan içerde uyuyor… Git uyandır onu… Git ona siktir artık kendini orospu… Hadi git kocana ver artık… Böyle taze sikilmiş halinde git, onu uyandır, amını, götünü, ağzını ona da siktir hadi…”

Tam bir rüya aleminde gibi, karımla birlikte ben de dinliyordum bu rezil herifin söylediklerini. Ve tıpkı karım gibi benim üstümde de müthiş bir etki yapıyor, beynime işliyordu bu sözler. Çünkü sonuçta doğru söylüyordu Hakkı. Beni içerde uyuyor sanıyordu. Ve bu süre içinde karımı sikmişlerdi. Tanrım, hem de nasıl sikmişlerdi. Ama sonunda işleri bitmişti onların da. Karım ise bol afrodizyak etkisindeydi hala. Doymamıştı sikilmeye.

Şule birden kalktı ayağa. Saçı başı iyice dağılmış, giysisi vücudunun orta kısmında toplanmıştı. Onlara bakmadan içeri yöneldiğini görünce, ben de yıldırım gibi odama döndüm. Pencereyi kapadım, kapının kilidini açtım ve yatağın üstüne uzandım. Aynı anda da karım girdi içeri. O kapıyı kaparken, ben de başucumdaki küçük lambayı yaktım.

Üstünü başını düzeltmek zahmetine bile katlanmamıştı Şule. Bacaklarının iç tarafları, am suları ve bellerle sırılsıklam ıslaktı. Hakkı yüzüne fışkırttığı sırada saçlarına gelen beller kurumuştu. Gözgöze geldik.

– “Sik beni sevgilim…” dedi yavaşça, “Canım sikilmek istiyor…”

Sonra yürüyüp yatağın üstüne sokuldu. Elleri uzanıp içeri sokmaya fırsat bulamadığım, dim dik sikimi okşamaya başladı. Ama fazla dayanamadı. Bacaklarını açıp üstüme oturdu ata biner gibi. Yattığım yerden amını görebiliyordum. Şişmiş dudakları iyece açık, içinden peltelenmeye yüz tutmuş beller sızan amı başımı dördürdü. Biraz doğruluşunu ve sikimi dibinden kayvayıp amının altına getirişini izledim. Bir anda oturdu sikimin üstüne. Alışık olmadığım kadar gevşemişti amı. Bir anda, taşaklarıma kadar aldı beni içine. Ellerini göğsüme dayamış, gözlerimin içine bakıyordu. Amından sızan beller ılık ılık taşaklarıma akıyordu. Zevkten çıldıracak noktaya geldiğimi hissediyordum.

– “Canım sikilmek istiyor…” dedi şehvet dolu bir sesle, “Canım sikilmek istiyor kocacım…”

– “Doymadın mı..?” dedim.

Birden donup kaldı karım. Hala gözgözeydik ama artık hareket etmiyordu. Sorumu anlamaya çalıştığının farkındaydım. Kalçalarımı yukarı doğru bastırıp, sikimi biraz daha kökledim gevşemiş amına. Bu, vücudunun elektriklenmesine neden oldu. Sonra yeniden hareketlendi. Kalçaları şimdi üstümde dansediyordu.

– “Doymadın mı…?” diye tekrarladım sorumu…

– “Biliyorsun…” dedi, “Neler olduğunu biliyorsun…”

– “Biliyorum…”

– “Ama nasıl..?”

– “Seyrettim…”

– “Her şeyi mi…?

– “Her şeyi, en ince ayrıntısına kadar hem de…”

– “Kızmadın mı..?”

– “Saçlamala, aksine çok hoşuma gitti…”

– “Doğru mu söylüyorsun..?”

– “Evet… Çok hoşuma gitti…”

– “Neler yaptılar bana sevgilim…”

– “Siktiler…”

– “Ah evet sevgilim, siktiler beni… Hem de ne biçim siktiler… Ahhh ikisi birden siktiler beni ve zevkten uçtuğumu sandım… İki sik birden yemek o kadar güzeldi ki… Bir sik amımda, bir sik götümde… Ohhh öyle güzeldi ki… Dünyadaki hiç bir şey bunun yerini tutamaz biliyor musun sevgilim… Hiç bir şey… Yine istiyor canım…”

Hem konuşuyor, hem sikişiyorduk. Elimi götürüp orta parmağımı götüne değidirdim. Vıcık vıcık ve alabildiğine açıktı o küçük delik. Parmağımı sanki içine çekti. Birden vücudu yine titremeye başladı. Bir kez daha geliyordu beli. Ben de fışkırmaya başladım.

– “Ohhh canım çok sikilmek istiyor sevcgilim…” dedi durulduğumuzda, “Canım çok sikilmek istiyor sevgilim… İki sik birden istiyorum hem de… Biri amıma, öbürü götüme…”

– “Hadi yine git içeri o zaman…”

– “Faydası olmaz ki… O sikler kalkmıyor artık… İkisini de boşalttım… Bir daha kalkmayacak kadar boşalttım ikisini de…”

Şimdi yatakta oturmuş, sırtını duvara dayamıştı. Bacaklarını iyice açıp dizlerini toplamıştı. Hem konuşuyor, hem de amını okşuyordu.

– “O zaman talihine küs…” dedim, “Kalkmıyorlarsa, sen de siksiz kalacaksın demektir…”

– “Niye..?” diye sordu gözlerimin içine bakarak, “Dünyadaki tek sikler onlar mı sevgilim… Hadi gel gidelim buradan… Sokağa çıkalım ve bana sik bulalım… Bir sik daha bulalım, ikiniz sikin beni… Ya da daha güzeli, iki sik birden bulalım, üçünüz birlikte sikin… Ohhhh o daha da güzel olur sevgilim… Amımdan, götümden, ağzımdan aynı anda sikersiniz beni… Ohhhh o çok daha güzel olur sevgilim…”

Saate baktım. Neredeyse dörde geliyordu. “Neden olmasın” diye düşündüm kendi kendime. Türkiye’deydik, İstanbul’daydık. Burada abazan erkekten bol ne vardı ki..?

– “Hadi kalk o zaman…” dedim karıma, “Ama önce biraz üstünü başını düzelt… Bakalım neler bekliyor bizi sokakta…”

Sevinçle fırladı yerinden. Giysisinin askılarını omuzlarına geçirdi. Eteklerini biraz düzeltti. Odadan çıktık birlikte. Salonda Hakkı ve Can sızıp kalmışlardı. Şule sessizce içeri girip ayakkaplarını buldu ve yanıma geldi. Sırtını duvara dayayıp onları giyerken, gözlerim bacaklarının iç taraflarına takıldı. Hala sırılsıklam ıslak ve yapış yapıştılar. Nereye baktığımı görmüştü.

– “Böyle daha güzel sevgilim…” dedi, “Her gören sikildiğimi anlar böyle olunca… Yeni sikler istediğimi, aradığımı da…”

İlgili Kadınlar

Bugüne kadar tanıdığınız her kadından farklı kadınlar ile siz de tanışacak ve bu kadınlar ile çok samimi anlar yaşayacaksınız. Sizinle her zaman ilgilenecek olan bu kadınlarla mutlaka tanışmalı ve bu kadınları siz de tanımalısınız. Çok ankara escort hoşlanacağınız ve birlikte çok güzel zaman geçireceğiniz bu çok özel kadınlar ile her şey hakkında konuşabilirsiniz. Sizi her zaman dinleyecek ve size karşı her zaman çok anlayışlı ve çok ilgili olacak olan bu kadınlardan daha önce hiçbir kadından etkilenmediğiniz kadar çok etkileneceksiniz. Her biri sizi büyüleyecek olan bu çok özel kadınlara karşı çok farklı duygular hissedeceksiniz. eryaman escort bayan ile istediğiniz her zaman sıcak bir sohbeti paylaşabileceksiniz. Uykunuzun kaçtığı gecelerde size keyifli anlar yaşatacak olan bu kadınlardan çok hoşlanacak ve bu kadınların her biri ile çok keyifli zaman geçireceksiniz. Ne zaman isterseniz sizinle ilgilenecek olan bu kadınlara karşı koyamayacağınızı göreceksiniz. bursa escort bayan sayesinde artık kendinizi bir an bile yalnız hissetmeyeceksiniz. Çok hoşlanacağınız kadınlarla tanışacaksınız.

Birbirinden Özel Kadınlarla Hemen Tanışın

Birbirinden güzel ve birbirinden etkileyici kadınlar ile tanışabilir, bu kadınların her biri ile çok özel anları paylaşabilirsiniz. Sıra dışı ve renkli karakterleri ile çok ilginizi çekecek olan bu kadınlarla kolay bir şekilde tanışacaksınız. Her biri sizi çok etkileyecek olan bu eryaman escort kadınlara karşı koyamayacak ve onlara hayatınızda geniş bir yer açacaksınız. Güzellikleri ile başınızı döndürecek olan bu kadınlardan çok hoşlanacaksınız. Çok hoşlanacağınız ve birlikte zaman geçirmekten keyif alacağınız ankara escort bayan ile en özel konular hakkında hiç çekinmeden konuşabileceksiniz. Sizinle her şeyi açık bir şekilde konuşacak olan bu samimi ve cesur kadınlardan çok hoşlanacağınızı göreceksiniz. Ne zaman güzel bir kadınla konuşmak ve güzel vakit geçirmek isteseniz bu kadınları arayacaksınız. Size heyecan dolu duyguları tattıracak olan bu kadınlarla harika zaman geçireceksiniz. ankara escort bayan ile zaman geçirmekten büyük bir keyif alacaksınız ve bu kızlara sık sık zaman ayıracaksınız. Çok hoşlanacağınız özel kadınlar ile her zaman konuşacak bir şeyler bulacaksınız.

Kaynanamla Yazlıkta

12 yıldan beri evliydik, 12 yıldan beri kira veriyorduk. hem eşim hem ben çalışmamıza rağmen bir ev sahibi dahi olamamıştık ama birikimlerimiz sonunda yaşamak istediğimiz semt olan acıbadem’de bir ev satın almaya yetecek miktara yaklaşmıştı, kalanı da artık krediyle, taksitle halledecektik. gülçin ile yol boyunca bunları konuşarak biraz olsun avunuyor ve inşallah seneye artık tek başımıza şöyle yunan adaları filan yaparız diye mal i hülya kuruyorduk. Hayaller, havadan sudan konuşmalar arasında kayınpederimın Ören’deki yazlığına varmıştık. Kayınpederim necati şen bir kahkahayla ve bana hiç de sevimli gelmeyen peşi sıra sorduğu “nerede kaldınız yahuuu, nereden geldiniz, hangi yolu kulandınız, özlemişiz, yoksa siz bizi özlemediniz mi kihkihkih” gibi sorularla bizi karşıladı. Elimdeki bavulları taşırken kısa boylu, kel kafalı, geniş bir tshirt ve aynı şekildeki şortuyla; kılığı da nedense gözüme bana yorgun argın sorduğu sorular kadar tuhaf olan kayınbabam necati’ye güç bela cevaplar veriyordum. Kaynanam ceyda da mutfaktan çıkarak önlüğü ve eldivenleriyle bizleri güzelce karşılayıp, üzerindekileri bulaştırmamak için dikkatlice öpmüştü.

Gülçin ile sırayla duş aldıktan sonra odamıza geçip balkondan etrafı seyrediyordum. Hep karımla bir yerlere tatile gitmeyi isterdim ve ören’de yazlık sitedeki tatiller bana hoş görünmezdi ama yine de istanbul’daki yaşamımdan daha iyiydi. Sigaramı tüttürürken kafamdan bunlar geçiyordu. Sonra evin önünde diktiği çiçekleri kızına coşkuyla anlatıp duran necati dikkatimi çekti. İyi, hoş adamdı ama sürekli bir şeyler konuşuyor ve olur olmaz şeyleri abartarak anlatıyordu. Hele ki konu siyasete gelince kendisini durdurmak mümkün olmuyordu, nutuk attığı insanların, onun anlattıklarına en ufak bir ilgisi olmasa bile, bu durum onu durduramaz dakikalarca anlatıp durmaya devam ederdi. Bu yaz da şüphesiz kayınpederimin siyaset de dahil her konu üzerine engin görüşlerini dinleyecektim. Belki de yaşı 60’ı aşmış bir emekliye daha hoşgörülü yaklaşmak gerekirdi ama saçma sapan klişelerden ve sloganlardan ibaretti anlattıkları, “yeter artık kes amınakoyim” demeyi o kadar çok isterdim ki…

Gözlerim gülçin’e takıldı, ikimiz de aynı yaştaydık, 24’ünde evlenmiştik. Farklı zamanlarda oluşan farklı gerekçelerle şimdiye kadar çocuk yapmamıştık, mutlu sayılırdık ama her şey aslında fazlasıyla sıradandı hayatımızda. Gülçin’e alıcı gözüyle baktığımda: sarışın, 171 cm boyunda, zayıf ve ince bir bedene sahip, ufak göğüsleri ve kalçaları olan bir kadın görüyordum. Aslında ölçüleri açısından modern kadın tipi düşünüldüğünde, ideal kadın tipi gibi bir şeydi. Yüzü de vücudu gibi ince, hokka burnu, ufak yeşil gözleri, ince dudakları olan bir kadındı. Güzel bir kadındı. Peki ya ben diyerek kendimi düşünmeye başladım; esmer, uzun boylu; çoğu yüzme öğretmeni meslektaşım gibi geniş omuzlu ve atletik biriydim. Yakışıklı da sayılırdım hani. Her şey uyum içinde görünüyordu gözüme. Kaynanam ceyda bir tepsiyle limonata getirmişti bizimkilere. Kaynanam 55 yaşında, 160 boylarda, takriben 65 kilo, kızı gülçin gibi sarı saçlı, kızından farklı olaraksa yuvarlak ölçüleri olan, klasik kelime ile “balık etli” bir kadındı. Yüzü çok güzeldi, yüzüne baktığımda bazen onun gençliğinde ne kadar güzel bir kadın olduğunu düşünürdüm. Yemekler hazır olmalıydı çünkü kaynanam üzerini değiştirmiş, beyaz bir şort ve aynı renk bir de tshirt giymişti. Öğle yemeğini bitirdiğimizde saat bir buçuğa geliyordu. Yemeği henüz bitirmiştik ki necati arkadaşı cavit’in açtığı resim sergisine gitmemizi teklif etti, tekliften de öte ısrar ediyordu. Hiç çekemeyeceğim için başımın ağrıdığını söyledim, geçer filan diye ısrarını sürdürdüyse de benim gitmemek üzerine karşı ısrarım sonucu nihayet vazgeçmişti. Gülçin gönülsüzce babasının ısrarına dayanamayıp gitmeyi kabul etti, kaynanamsa hiç çekemem valla diyerek bir kenara çekildi. Bizim baba kız 15 – 20 dakika sonra söz konusu sergiye katılmak üzere yola çıktılar.

Kaynanamla masada oturmuş yaptığı türk kahvesini yudumlayıp, sigaralarımızı tüttürüyorduk. Havadan sudan muhabbetin sonunda ben plaja gitmek üzere ceyda’nın iznini istedim, o da bekle beni beraber gidelim dedi. Ben mayomu ve flip floplarımı giyip aşağıda onu bekliyordum, biraz sonra aşağı indi. Üzerinde mayosunu kapatan kısa, beyaz bir pareo vardı. Yavaş adımlarla plaja doğru indik. Kaynanam gerçekten çok kibar ve zarif bir kadındı. Evindeki titizliği, insanlara olan yaklaşımındaki özen beni kendisine hayran bırakıyordu. Bu yürüyüşümüz esnasında, yıllarını bu güzel kadınla geçiren birinin sırf bundan dolayı bile çok şanslı bir adam sayılabileceği sonucuna varıyordum. Plaja varınca şezlonglardan birine uzandım, kaynanamsa önce çantasından havlu ve güneş kremini çıkarıp kenara bıraktı, daha sonra açık mavi havlusunu şezlonga serip üzerindeki beyaz pareosunu da çantasına koydu. Siyah, üzerinde büyük beyaz noktaların yer aldığı, omuzlarına uzanan askının ise açık pembe renkte olduğu bir mayoydu. Kaynanamın iri, koskoca memelerinin yarıdan fazlası görünüyor ve bu hali bile benim karımın memelerinin çıplak halinden daha büyük ve heyecan vericiydi. Dayanamyıp, göz ucuyla ayakta çantasını karıştıran ceyda’nın memelerini kesmeye devam ediyordum ki benden sırtına güneş kremi sürmemi rica etti. Şezlonga uzanıp arkasını döndü, mayo sırtının büyük bölümünü açık bırakan bir modeldi ama daha önemlisi ceyda’nın kalçalarını sıkıca saran mayosundan gördüğüm kadarıyla geniş kalçaları selülitsiz ve diriydi. Ellerimi hatta ağzımı önümde duran kalçalarına daldırıp yalamak, koklamak, sıkmak, avuçlamak, dokunmak, okşamak gibi hislerle doluydu içim. İlk kez böylesi hisleri yaşadığım için de kendime öfkeleniyordum. Arkasını dönüp bana bakınca, öküzün trene baktığı gibi kaynanama baktığımı fark edip, toparlanarak güneş kremini sırtına sürmeye koyuldum. Parmaklarımın üzerinde gezdiği beyaz teni kusursuz bir güzellikteydi, sırtına her dokunuşumda yumuşacık vücudunun içinde kaybolmak istiyordum. Kendimi toparlamak için uğraşsam da büyülenmeye devam ediyordum. Bitti galiba diyerek arkasını döndü, o kıvrak dönüşüyle anlık şekilde kalçalarını saran mayosu hafifçe kenara doğru sıyrılmıştı. Zorlukla “Evet, bitti” diyebildim. Sonra oturarak kollarını ve bacaklarını kremlemeye başladı. Balık etli vücudu, kremle birlikte daha çok parlıyor ve kendini belli ediyordu. Sikim giydiğim dar mayomdan taşacak gibiydi, uç vermese bile mayoma bakan sikimin durumunu açıkça görebiliyordu. İnmesi lazımdı, kaynanama bakıyor sonra n’oluyor lan diye kendime kızıp ardından normalleşmek için mavi gökyüzüne bakıyordum. Pek faydalı olmuyordu. Bana, “ben de sana sürebilirim levent istersen” dedi, ben de evde krem sürüp çıktığımı söyledim. Kendime bu sefer de niye yalan söylemiyorsun ulan diye kızıyordum artık, kaynanamın narin parmakları şimdi sırtımda olabilirdi. Gerçi o zaman da herhalde plajın ortasında pıtır pıtır boşalacak, rezil olup kalacaktım. Bu hisler arasında geçen 15-20 dakikadan sonra şezlonglarımızdan kalkarak birlikte denize girdik. O göğüslerine yakın bir yere kadar ilerlemişken ben ancak bileklerimi aşan bir deniz seviyesinde durup kalmıştım. Bana bakarak “haydi gel leventciğim, su çok güzel” dedi. Bense “su buz gibi gelemiyorum anne” dedim. Böyle gel gelemem lafları arasında geçen 1-2 dakikadan sonra kaynanam inat edip yanıma gelerek beni elimden tutup derinliğe doğru götürmeye başladı, su diz kapaklarıma yaklaşmıştı ki gerçekten çok fazla üşüyüp durdum. Kaynanam elimi bırakıp 1-2 metre daha ilerleyerek bana döndü: “gelmiyor musun canım” “gelemiyorum anneciğim çok soğuk su” “aaa levent yapma böyle, sen ne biçim yüzme hocasısın?” ….

Kaynanam benimle uğraşmaya başladı, elleri ve kollarıyla bana doğru su atıyor, vücuduma çarpan su beni iyice ürpertiyordu. Ceyda’ya yapma diye sitem etmeme rağmen yapmaya devam ediyordu, ben de artık alışıp suya tamamen dalmıştım. Ceyda “ha şöyle deyiverdi” suya dalınca. Suya dalıp 40 saniye sonra aniden arkasından çıkıp henüz ıslanmamış saçlarına sular atıyordum: “levent aaaa, yapma ama…bak sen şuna ya intikam alıyor” “sen yapınca iyi biz yapınca kötü öyle mi?” Kaynanam ıslanıp, şekli bozulan sarı saçlarını düzeltti, saçları omuzlarını biraz aşıyordu. O da benim yüzüme doğru aynı şeyi yapmaya başladı, aramızda yarım metreden az mesafe vardı ve ilk kez bu kadar yakındık. Su damlacıkları ufacık burnunun üzerinden ince dudaklarına doğru akıyor, bir kısmıysa beyaz boynundan koca memelerine doğru iniyordu.Sikim dimdik olmuştu. Şamatayı bırakıp, biraz yüzdükten sonra bana çok iyi ve hızlı yüzdüğünü, gençliğinde birçok adını duymadığım yarışmada birinci olduğunu anlatıyordu. Hatta en sonunda lafı beni belli bir mesafeden şimdi bile geçebileceğini getirdi. Bense muzip bir şekilde “anneciğim pek saygınız olmasa da ben yüzme öğretmeniyim, beni geçebileceğinizi söylüyorsunuz” “şekerim, alınma ama geçerim sonra üzülürsün” kayınvalidemin bu sözleri üzerine “şu gördüğünüz yata kadar yarışalım o zaman. Siz başlayın ben 20’ye kadar sayıp ondan sonra başlayacağım eğer kaybedersem bu akşam hepinizi balıkçıya götürüyorum” kaynanam müstehzi bir gülümsemeyle “kabul, saymaya başla” dedi. Kaynanamın seksiliği, özgüveni ile birleşince daha da dayanılmaz bir hal almıştı benim için. 20’ye kadar saydığımda kaynanamın gerçekten o tatlı vücuduyla hiç de fena yüzmediğini gördüm, epey ilerlemişti. Serde erkeklilk ve gurur vardı, kollarımın ve bacaklarımın bütün gücüyle ceyda’ya yetişip onu geçtim ve yata vardım. 30 saniye sonra da kaynanam geldi, büyük bir efor sarf ettiğinden fena yorulmuş hızlıca soluk alıp veriyor hatta suyun üstünde durmakta güçlük çekiyordu. Hemen bir kolumu bedenine sararak yardım ettim, o da bir elini boynuma attı. 1 dakika boyunca aynı pozisyonda kalıp soluk alışverişinin düzelmesini bekledim. Memeleri koluma ve göğsüme yapışmış, yarağım dimdik olup karnına temas ediyordu.

“anneciğim çok yorulmuşsunuz…” ceyda’nın nefes alışverişi neredeyse normale dönmüştü, bana uzun ve manalı şekilde bakmaya başladı. Yüzüyle yüzüm arasında yarım metre bile yoktu, bakışları öyle talepkardı ki karşılıklı 10 saniye bakıştık.Her şey saniyeler içinde oluyordu, beklemediğim bu durum karşısında heyecandan neredeyse çeyrek nefes alıp veriyordum, kayınvalidem plaja doğru kısa bir bakış attıktan sonra sol memesinin ucunu tutan parmaklarıma bakıp başını tekrar kaldırarak gözlerimin içine bakmaya başladı. 3-4 saniye geçmeden, ince ıslak dudaklarına doğru yaklaşıp öpmeye başladım, ilk 3-4 saniye sadece ben dudaklarını yalıyorken kaynanam diliyle dilime dokunmaya başlamıştı. 1-2 saniye sonra da dudaklarımı o öpüyor, alt dudağımı ısırıyordu. 5-6 saniyelik karşılık verdiği anlardan sonra kendisini çekip bana tekrar baktı, ben dudaklarına yeni bir taarruz hazırlığındayken yanağımın ortasına sert bir şaplak indirdi ki kulağım onun etkisiyle zonklamaya başladı. Donup kalmıştım, o şaşkınlığın içinde ceyda plaja doğru yüzmeye başladı. Ben arkasından öylece bakıyordum hala, o anlarda yattan yaşlı bir adam eğilerek bana “hi” dedi. İçimden hay ben senin deyip, nezaket icabı yine de “hi” diyerek kaynanamın arkasından plaja doğru yüzdüm. Ceyda şezlonguna uzanmış, güneş gözlüğüyle sırtını bana dönmüş vaziyette öylece duruyordu, bunu bu şekilde sürmeye hiç niyetim yoktu. Eşyalarımı oradan alarak eve gittim.

Olaydan sonraki bir hafta boyunca neredeyse hiç konuşmadık kayınvalidemle, bazen karımı alarak plaja gidiyor bazense yalnız başıma uzun yürüyüşlere çıkıyordum. Böylece hem necati’nin nutuklarından kurtuluyor hem de ceyda ile aramızdaki gerilimden uzaklaşıyordum. Aynı ortamda bulunduğumuz durumlarda, zaruri konuşmalar haricinde birbirimize bakmıyorduk bile. Sabah yyandığımda gülçin yanımda yoktu, aşağı inip kayınpederi aradım o da yoktu. Ceyda’yı çayı masaya götürürken gördüm, kahvaltı çayı masaya koymasıyla tamamlanmış oldu. İkinci çay bardağına da çayı koyması beni masaya davet ettiğini gösteriyordu, sessiz bir davetti ama aramızda başlayan o şey de sessizce başlamıştı zaten. Karşısına oturdum, artık konuşmam gerektiğini düşünüyor ama söze başlayacak kelime bulamıyordum. Ceyda daha cesur davrandı: “bir hataydı” cümlesi dudaklarından dökülüverdi. Ben bilmiyordum, kafam karışıktı zaten, kaynanam çok hoşuma gidiyordu, onu istiyordum, hatta o an bile onu delice istiyordum ama benim sevdiğim, beni de seven, dürüst bir karım ve her şeyden önce bir ahlakım vardı. Ahlak diye düşünüyordum o bir haftalık psikozda, ahlak, ahlak, kurallar, sınırlar, irade…..ama gülçin’e her dokunuşumda aklıma ceyda geliyor, gülçin’in elleri, dudakları, bacakları, göğüsleri pek benzemese de her dokunuşumda ceyda’nın oluveriyordu. Banyoya girip ceyda’yı hayal ederek büyük bir arzuyla 31 çekiyordum ama olmamalıydı, olmamalıydı işte diyordum ama içim istiyordu, içimde bir şey vücudumu ve bütün benliğimi ceyda bana “bir hataydı” dediğinde yırtarak ceyda’ya sarılıp dudaklarını dakikalarca öpmek ve kokusunu içine çekmek istiyordu. Halim karmaşıktı ama cevap verememiştim ceyda’ya. “yaşanmaması gerekirdi levent ama oldu, olmamış sayacağız, yaşanmamış farz edeceğiz. O plaja hiç gitmedik, o şeyi hiç yapmadık.” Cümleleri açık ve kesindi. Bana itiraz edecek bir yan bırakmıyordu, itiraz etme niyetinde miydim zaten onu da bilmiyordum. “Peki” dedim sadece ve başka tek kelime etmedik kahvaltı boyunca.

10 gün daha geçmişti, malum konuşmanın ardından aramızdaki buzlar kısmen erimişti fakat eskisi gibi de değildik. Sadece artık birbirimizden kaçmıyor, yeri geldiğinde selamlaşıyorduk. Ben de bu süre içinde kendimi, hislerimi ve arzularımı sorgulamayı bırakmış, ceyda’ya olan tutkumla barışmıştım. Onu düşünerek ellerimde sütyenleri, dantell külotları, tangalarıyla kendimi tatmin ettikten sonra pişmanlık duymuyordum artık. Her şey olacağına varır diyordum. Kaynanamın evin içindeki giyiminde gözle görülür bir değişim, bir dalgalanma vardı. Denizde yaşadıklarımızdan kahvaltıdaki konuşmamıza kadar geçen süreçte giyim tarzı vücudunu mümkün mertebe kapatacak şekildeyken, kahvaltıdaki konuşmamızın ardından geçen on günlük süreçte eskisinden çok daha iç gıcıklayıcı kıyafetler giymeye başlamıştı. Öyle göğüs dekolteli tshirtler giyiyordu ki meme uçları neredeyse fırlayıp dışarı çıkacaktı. Evde giydiği şortla mobilyaların tozunu alırken biraz önümde eğiliyor ve muhteşem götünü saran tanganın ucu gözlerimin önüne seriliyordu. O da beni gizlice benim gibi süzüyor, farklı anlarda birbirimizi bu bakışlar esnasında yakalıyorduk.

O gün, mayomu giyip plaja gitmek üzere evden çıkarken güllerin arasından beni süzdüğünü gördüm. memeleri yine elbisesinden taşıyordu. Bakışlarını bu sefer kaçırmadı, gülümsedi. Gülümsedim.
http://i.hizliresim.com/LagW0b.jpg

Plaja inen yolda neler olup bittiğini düşünüyordum. Hava çok sıcaktı, benim içim daha çok sıcaktı. Bu heyecan ve güneşin yakıcılığından dolayı plajda bir saatten biraz fazla kaldıktan sonra yazlığa döndüm. Karım ve kayınpeder irileşen sikimi görmesin diye elimdeki havluyu önüme tutuyordum. Ceyda’nın bana gülümsediği güllerin önünden geçerken oraya dikkatlice baktığımda, içim yine bir hoş olmuştu. Eve girip birkaç defa karıma seslendikten sonra hiç cevap alamadım, evde kimsenin bulunmadığını düşünerek üzerimi değiştirmeden, salona geçip ayaklarımı uzatıp, oturdum. Oturduğum koltuğun hemen yakınında kaynanamın dün gece giydiği derin dekolteli, ince tshirtü vardı. Elime alıp tshirtü okşuyor, içine giren kaynanamın vücudunun kokusuyla dolu olan bu tshirtü burnuma götürüp kokluyordum. Onunla ilgili arzularım hayatımın merkezine yerleşmişti, aşk mıydı yoksa şevhet mi, bilmiyordum. Kapılardan biri açıldı o anda. Elimdekini kenara bıraktım, kaynanam ceyda gelmişti, saçlarını sardığı açık pembe bir havlu, altında göğüs uçlarını neredeyse ortaya çıkaracak bir yerden başlayarak kalçalarının hemen bittiği bir yerde son bulan aynı renk bir başka havlu ile vücudunu sarmıştı. Hipnoz olmuş gibiydim, kapının eşiğinden bana çok düşük ve yarı boğuk bir sesle “hoşgeldin” dedi, cevap veremiyordum. Gözlerimin içine o günkü gibi bakıyordu, hemen ardından bakışlarıyla beni baştan aşağı süzdü. Bakışlarını yavaşça kaldırarak gözlerime son bir defa bakarak adeta “beni hemen ye” diyordu. Arkasını dönüp yürümeye başladı. Ağzım açık öyle bakıyordum ki arkasını dönüp giderken ayağındaki siyah, rugan topuklu ayakkabı dikkatimi çekti. Ağır ağır kalçalarını sallayıp yürüyordu, kalkıp doğruldum. Avını ağır ağır yürüyerek izleyen bir aslan gibi peşinden gidiyordum. Üst kata çıkıyordu merdivenlerden, ben de peşinden…Sol eliyle havlunun arasından tangasını çıkararak arkasına bakmadan merdivenin üstüne atarak yürümeye devam ediyordu. Tangayı alıp baktım, dün gece üzerine iki defa boşaldığım kırmızı tangaydı. Odasına girip kapıyı yarı aralık bıraktı. Kapının eşiğindeydim, aramızda 2 metre yoktu bile. Başını saran pembe havluyu çıkarıp yere fırlattı. Saçlarını başını sallayarak ve eliyle havalandırdı. Saçları ıslak bile değildi. Sonra ağır ağır bedenini saran pembe havluyu çıkardı, ön tarafı açıldı ama iki eliyle havluyu tutarak bırakmıyordu. Öylece duruyor, izliyordum. Odaya dayanamayarak girdim, kayınvalidem öylece duruyor, soluk alışverişlerinin sesi duyuluyordu, ben de farksızdım. Elimle pembe havluyu yumuşakça çektim, büyük ve muhteşem götü, bütünüyle sırtı önümdeydi artık. Ne yapmak gerekirdi, nerden başlamak bilmiyordum. İki elimle götünün yanaklarını okşayıp sıkmaya başladım. İnliyordu, ellerimi kalçalarından etli, iri memelerine dayadım, mayomu çıkarıp kazık gibi olan sikim götünün arasında git gel yapıyor, arada deliğini zorluyordu. Ellerimle memelerini avuçluyor, dudaklarımla da omzunu, boynunu, ensesini kulaklarını, yanaklarını öpüp, emiyordum. Ceyda arkasını dönüp dudaklarıma yapıştı, aşkla, şevhetle yumuşacık öpüşleriyle dudaklarımı ıslatıyordu. Ellerimle sırtını ve kalçalarını okşuyordum ben de. Ceyda’nın öpücükleri ısıraklara dönüşmüştü. Yavaşça aşağılarıma kayarak damarlı kalın sikime ulaştı. Sikimi coşkuyla ve açlıkla emiyor, bir eliyle de taşaklarımı okşuyordu. O anlarda arada dönüp yüzüme bakıyor, bakışları ve dudaklarının aldığı hal beni deli ediyordu. “aşkım, aşkım” diye zevk naraları atıyordum. “daha sert şeyler söyle sikicim” dedi. O yaladıkça ben de ona “orospu kaynanam, amcığını dilleyeceğim şimdi kaltağım, deli ediyorsun beni seksi fahişem” diyordum. Yatağa uzanıp bacaklarını açtı, dudaklarımı bal kutusuna dayadım. Tertemiz ve sıcacık bir amcıktı. Dilimle amcığının zevk sularına ağzımın akan sularını katıyor, dil darbelerimle ağzından kötü sözler hiç duymadığım kaynanamın “sik beni orospuçocuğu, sok artık kahpenin evladı, sok lan piç…domalt…orospuçocuğu…kocacım, sikicim haydi yalvarıyorum” sözlerine ve yalvarmalarına o anlarda şahit oluyordum. Sikimi pozisyonu hiç bozmadan, bacaklarını biraz daha açarak amcığına doğru bastırmaya başladım. Amcığının kenarına sikimi sürtüyor, arada yarağımın başını azıcık sokup çıkarıyordum. “ananın amını bütün mahalle siksin, puşt soksana, orospu çocuğu…sok lan amcık” diye küfrediyor, küfürleriyle daha da azıyorum yine de sokmuyordum. Kaynanam doğrularak peşisıra üç tokat çarptı suratıma. Tokatların etkisiyle amına çat diye kökleyip ceyda’yı bağır bağır bağırttım. Kökledikçe köklüyor, sırılsıklam olan amcığında gidip geliyordum. Hem azgınlık hem öfke içindeydim, yüzüne doğru eğilerek ceyda’yı tokatlamaya başladım. O da bana küfürler savuruyor daha hızlı sikmemi istiyordu. Saçlarını sertçe tutarak dudaklarına yumulup amcığında gidip gelmeye devam ediyordum. Dudaklarını saniyelik çekip çığlık atıyor sonra dudaklarımı sertçe ısırıp koparıyordu. Boynumu tırnakları deliyordu. Karşılıklı hayvani iniltilerle boşalmaya başladık. Amına bütün döllerimi attırdım. Yorgunluktan yanına sırt üstü uzandım, ikimiz de ter içinde soluk soluğaydık. Ceyda “kocacım, aşkım, yakışıklım” diyordu bana. 5-6 dakika sonra sikini elime atarak “levent aşkım, seni istiyorum hadii” deyiverdi. Doğrulup, iri memelerine yumularak bir yandan emiyor bir yandan elimle okşayıp sıkıyordum. Kulağıma eğilerek “seni içimde istiyorum kocacım” dedi. Amcığı alev alev yanıyordu, döllerim ve amının memba suları sayesinde amında sikimle kayıyordum. Pozisyon değiştirip, yarağımın üzerine oturarak üstüme çıktı. Sikimin üzerinde gidip geliyordu. Götünün deliğini parmaklamaya başladım. İnlemeleri daha da arttı, öyle sesli sikişiyorduk ki duyan başka bir şey oluyor sanabilirdi. Amında akıp dururken boşalmaya yakın, boşalmamak için sikimi çekip çıkardım. “Domal ulan kahpe, götünden bekaretini alacağım. Orospum, kahpem, karım yapacağım seni” …”aşkım arkamdan veremem”…”öyle bir verirsin ki vermezsen seni döve döve yine domaltırım”…Boyun eğerek götünü bana döndü, dilimle götünün deliğini ıslatıyordum. Arada da kıçına ısırıklar ve elimle şaplaklar atıyordum. Parmağımı sokup götünü alıştırdım, dayanacak takatim kalmamıştı. Yarağımın başını bağırta bağırta soktum, acıdan ve zevkten inliyordu ceyda. Yarağımın başı götünün deliğindeyken bütün gücümle sonuna kadar yüklenip köküne kadar götüne girdim. Ceyda yine bağırıp, anamı karıştırmaya başlamıştı. Götünde gidip geliyordum, her sokuşumda yarağım daha da ısınıyor ve ben de hızlanıyordum. Ceyda bağrışlar arasında birkaç dakika sonra ancak inleyip zevk almaya başladı. Ceydanın götünden kan akıyordu. Akan kanı görüyor ama hiçbir şey söylemiyordum. Götüne bağrış çağrışlar arasında boşaldım. “o kanlar ne öyle” ….”götünün bekaret nişanesi”….”ulan piç götümü mü kanattın” bana ettiği küfürler o ağza o kadar çok yakışıyordu ki dudaklarına tekrar yapışarak öpmeye başladım. O ise hem karşılık veriyor hem de cilveli şekilde omuzlarıma vuruyordu. Ceyda’yı sikimin üzerinde kucağıma alarak, öpüşerek odanın içindeki banyoya götürdüm. Jakuzinin içinde yüzü bana dönük şekilde kucağıma oturup beni öpüyordu. Bana “her an gelebilirler” dedi. Korkuyla hemen kalktım, kolumdan çekerek “bir daha” dedi. Riskliydi ama dayanamıyordum, gözlerine, sesine, dudaklarına. Banyonun duvarına yaslayarak amcığına sokup dudaklarını öperek amcığına tekrar boşaldım.

Odama doğru giderken, yıllarca hapishanede zulüm altında yaşamış müebbetlik bir mahkumun, başarılı kaçış planının ardından kumsalda uzanıp, güneşe bakarak kendini hissettiği kadar, kendimi özgür ve rahatlamış hissediyordum.

vsezer’in hikayeleri için:

Benim Küçük Haremim -1 .bölüm

Her şey çalıştığım şirketin beni başka bir şehirde görevlendirmesi ile başladı. İzmir’e taşınmak farklı deneyimler yaşayacağım bir kent oldu şimdi benim için. Neyse çok uzatmayıp kendimden bahsetmek istiyorum takma isimlerle konuşacağım adım Mert 177 boyunda 80 kilo ve 35 yaşında dul bir erkeğim, iyi bir işim var.

İzmir’e ilk taşındığımda şirkete yakın diye üç katlı bir eve kiracı olarak yerleştim. Gel zaman git zaman komşularımı tanımaya başladım üst katımda otuzlu yaşlarında iki kadın oturuyordu sonradan öğrendiğime göre birisi dul diğeri hiç evlenmemiş Zehra ve Aylin. Alt katımda ise Zeynep ve kocası İsa oturuyordu. İsa 5 yıl önce geçirdiği bir kaza sonucu felç olmuş, konuşabilse de bedensel aktivitelerini yerine getiremiyordu.

Açıkcası hiç aklımda kötü bir niyet en azından bu küçük binanın benim için bir harem işlevi göreceğini bilmiyordum. Binadaki sağlıklı tek erkek ben olunca binanın ıvır zıvır işleri de hali ile omuzlarıma binmişti, eli yatkın bir insan da olunca kırık dökükleri tamir ediyor onarıyordum. Komşularım kendi halinde sakin insanlardı, ben ne bilirdim o fettanlığı, şeytanlığı

Günler geçiyor komşularımla merhabalaşmak nasılsınıza, sohbete dönüşüyordu. Zeynep’i sosyal medyadan eklemiştim. Edebiyat sever bir insanım hali ile sosyal medyada bol bol şiir paylaşımları yapıyordum birkaç ay Zeynep arada beğeni yapardı. Bir akşam edebiyat üzerine özel mesaj attı konuşmaya başladık ikimiz de şiiri seviyorduk Zeynep 37 yaşında üniversitede kızı olan genç ve diri bedenli 1.65 boylarında esmer bir kadındı. Sohbetimiz ilerledikçe hali ile özel konulara temas ediyorsak da bu konuda oldukça temkinli idik. Üst katımda oturan Zehra ve Aylin, Zeynebin çocukluk arkadaşı ve akrabaları imiş Zehra daha önce evlenip boşanmış Aylin ise hiç evlenmemiş.

Yıl başı akşamıydı. Zehra ve Aylin memleketlerine gitmiş ben de evime dönerken küçük bir rakı almış yalnızlığımı düşünecektim taki Zeynebin yılbaşını birlikte kutlama teklifi gelene kadar, eşi ben ve Zeynep kabul ettim ve zeynebin hazırladığı mükellef sofraya oturdum. İçkiler içiliyor bazen İsa’nın hayat hikayesini dinliyor bazen ise televizyon izliyorduk. İçkiye dayanıksız olan İsa sızınca Zeynep ile başbaşa kalmıştık. Kitaplığımdan seçtiğim bir kitabı hediye olarak getirmiştim birlikte birbirimize şiirler okurken sohbetimiz koyulaştı tedirgindim özel konulara girmek konusunda sonuçta kocası karşımızda uyuyordu

– Merak etme top atsan uyanmaz o ömür törpüsü
– Zor olmalı
– Hem de çok zor

İçkinin de etkisi ile sohbetimiz resmen özel hayata kaymış İsa’nın beş yıldır bu durumda olduğunu fakat Zeynebin evliliğini bitirmediğini onun yerine bunu çekmek zorunda kaldığını anlatıp duygusallaştı. “Beş senedir bekarım” sözü bir çivi gibi çakıldı aklıma. Sofrayı toplamasına yardım ederken mutfakta birer kahve içmeyi teklif etti kabul ettim. Konuşmamız devam ediyordu
– Yalnızlık işte böyle Mert
O anki duygusal tablo karşısında ellerini tutup onu teselli etmek istiyordum ellerini tuttum dakikalarca hiçbir şey konuşmadan öylece oturduk ayağa kalktığımızda dudaklarımız birleşti deli gibi öpüşmeye başladık Zeynebin dudaklarını emiyor dilimi ağzının içinde dolaştırıyordum onun hırslı öpüşü beni delirtiyor ellerim kalçalarında dolaşıyordu ki
– Bu doğru değil lütfen yeter

Demesi ile irkildim ve apar topar ayrıldım evden. Sosyal medyada uzun süre tek satır yazı yazmadık birbirimize, konuşmadık bile doğru dürüst. Ta ki bir akşam kapım çalınana kadar o soğukluk birkaç hafta merak,kuşku!

Kapıyı açtığımda Zeynep karşımdaydı ben bir şey demeden içeri girdi
– İsa uyudu ilaçların etkisi canım sıkıldı tamam bir hata yaptık..
– Özür dilerim…

Aramızda birkaç adım vardı. Gözlerinin içinde parlayan bir kıvılcım…yanıma sokuldu birkaç adım daha atarak
– Özür dileme Mert devamını getir lütfen, 5 senedir yaraksız kaldım. Yeter artık bir bilsen sikmek için ne numaralar yapanlar var hatta eşimin akrabaları bile ama sen öyle değilsin dayanamıyorum artık biliyorum yaptığım iğrenç bir şey ama parmaklamak yetmiyor amımı…

Sımsıkı sarıldı bana eti yanıyordu kadının, sarhoştu şarap kokuyordu. Cesareti şarapta bulmuştu öylece kaldık sonra boynumu öptü, bende daha sıkı sarıldım avuçlarımız birleşti ellerimi kalçalarına indirdi, diri sert götünü okşarken zeynebi ayakta yemeye başlamıştım memelerini bana bastırıyor giderek sertleşen sikimi hissetmek istiyordu gömleğim atletim yerlerde savruluyor dili kıllı bağrımda dolaşıyordu
-erkek kokusunu özlemişim…
-kaltak…
– ohh devam et mert küfürler ederek devam et
-amına koyacağım senin
– koy sevgilim yar o amcığımı..

Elimi bacaklarına atıp kilodunun üzerinden amını okşamaya başladım. Birkaç dakika içinde çırılçıplaktık yuvarlacık götü küçük memeleri biçimli düzgün amı aklımı başımdan almıştı baksırımı çıkarmış, yarı sert organıma bakıp
– Oha mert bu ne nerede büyüttün bu azmanı

Deyip ağzına almış beş yılın azgınlığı ile şapur şupur yalamaya başlamıştı kah kafasını ısırıyor dil atıyor kah taşaklarımı olabildiğince somuruyordu bazen yüzüne memelerine sürtüyor giderek kalınlaşan alet onu mest ediyordu. Gözleri gözlerimde sikim ağzında böyle saksafon çeken kadın görmemiştim. Dayanamadım kaldırıp yatağa atıp bacaklarını araladım

Dilim amına değince kendinden geçmişti sertçe yalıyor memelerini okşuyor amını ağzımın içinde emiyor, ısırıyordum dilim bir yılan gibi amından içeri giriyor çıkıyor ve tekrar giriyordu. Islaklığı o kadar artmıştı ki dilimde o güzel tat harika koku daracık bir am ben yaladıkça inliyor kaderine küfürler ediyordu

– Boynuzluyorum seni isa götvereni yıllarca ne çektim elinden sakat herif bak şimdi karın alt katta komşusna veriyor offf yala erkeğim küfür et bana düz beni sik…
– Sen ne orospuymuşsun begüzelim
– Yaraksızlık başıma vurdu! Yeter beş senedir be zaten siki de küçüktü godoşun off şuna bak mert ne kalın büyük sok onu amıma yalvarırım köpeğin yap beni..

Yüzüne okkalı bir tokat attım…
– Oohhh sert erkeğim….
– Orospu çocuğu
– Oohh evet koy amıma sik…yalvarırım sik…
– Sus kaltak ona ben karar veririm
– Okşa memelerimi erkeğim sik komşunun karısını hadi geç ırzına o godoşun , şerefsizi geyiğe çevir
– Siktiğimin kaltağı orospu seni kocasını aldatan orospu..

Deyip gömdüm sikimi amına tek seferde derin bir aaaaah çıktı ağzından sonra sertçe sikmeye başladım o daracık deliği inanılmaz dardı ben üzerinde hayvanca gidip gelirken Zeynep inliyor zevkle titriyordu bastırdıkça daha çok istiyor yarağa doymayan bir kadın olduğunu fısıldıyordu bedeni. O minyon kadın yatakla aramda pestili çıkıp terliyordu, ellerimle götünü avuçlayıp kasnaklaya kasnaklaya sikmeye başladım. Yarağım amında kaybolup çıkıyor zernep delirdikçe sırtıma sarılıyordu
– Ohhh erkeğim sik..
– Kocan olacağım senin
– Oldun bile sikiyorsun
– Evet godoş İsa’nın karısını
– -ohh evet devam et
– İbne gelsinde görsün karısının halini
– Ohhhh sikicim..
– Dölleyip geri göndereceğim seni amında benim döllerim
– Vur becer orospu yap ırzıma geç benim mert

Domaltıp arkasına geçtim, sikimi sertçe ittirip saçını elime dolayıp sigaramı yakıp sikmeye devam ettim o daracık amı götünü tokatlıyordum hayvan gibi bağırıyordu Zeynep memelerini avuçluyor o sert şeyleri hunharca sıkıştırıyor bir taraftan da omuzlarından bastırıyordum

Amına koduğumun fahişesi, sürtük…
Oh sikicim gel kaynana gel gör gelinini nasıl siktiriyor başkasına
Orospu çocuğu…
Ohh evet isa bir orospu çocuğu gelsin intikam alışımı izlesin o gavatlar, godoşlar sik beni mert içimdeki intikam ateşini söndür, hakaret et bana

Sen bir paçavrasın Zeynep..sikilip kenara atılacak bir orospusun

Der demez zangır zangır titremeye başladı altımda götünün yanakları kasılıyor domaldığı kolları titriyordu sarsıla sarsıla boşaldı…yüz üstü yere uzandı soluk soluğa..saçlarını avucuma dolayıp devam ediyordum sikmeye o ise konuşmaya
– Sik, küçük bir çocuktum verdiler beni o herife…
– Şak şak şaaak
– Ohhhh vur bana sevgilim yıllarca hem ailesinden hem ondan neler neler çektim…
– Daracıksın fahişe
– Sikemedi ki adam gibi sen sik aşkım…

Der demez ben de içine attırmaya başladım, amının duvarlarını döllerim ile yıkıyordum resmen o tazyik o ter…inlemeler Zeynebin ohlaması karışıp gitmişti odanın içinde..

Sonra dinlenip sigara içtik…
Bazen sarılarak bazen ağlayarak bazen küfürler ederek anlattı hayat hikayesini ve intikam aldığı için mecnundu çünkü komşusuna kocasının ailesinin namusunu siktirmişti ve amında döllerim ile giyinip gitti…

Devam edecek

Pipili kızıma

Gerçeklerle birlikte fantezilerimi katıştırıp, buraya hep muhteşem hikayeler yazardım hep.
Birgün bir de baktım bana bir mesaj gelmiş, birisi hikayelerimi beğendiğini ve benim kendisiyle ilgili bir hikaye yazmamı istiyordu. Olur dedim ve kendisiyle ilgil bana biraz bilgi vermesini istedim. Ayrıca profiline de baktım: çok güzel tenli, mis gibi bir vücuda sahip bir Crossdresser dı kendisi. Organı ise muhteşemdi, resimlerden çok temiz ve bakımlı olduğu anlaşılıyordu. Oturdum klavyemin başına ve onu hayal etmeye başladım; onu yatağın üstüne yatırmış, o parlak vücudunun üzerinde ellerimi gezdirirken parmak uçlarım penisinin ucunu bulup sıvazlamaya başloyordu, benim nazik hareketlerimle organı gitgide sertleşiyordu, ardından penisimi ağzıma alıp onu o şekilde tatmin etmeye devam ediyordum ta ki birden o ağzıma boşalıncaya dek. Bir türlü aklıma başka hikaye gelmiyordu, profilinde görünen organından aklımı bir türlü alamıyordum.
Günler böyle geçerken, bir gün “hikayemiz ne oldu” diye sorarak mesaj attı bana. Anlattım durumu, resimlerde penisini gördüm o yüzden başka birşeye konsantre olamıyorum dedim. benim hangi şehirde oturduğumu sordu, aynı şehirde oturduğumuz ortaya çıkınca bir akşam benim evde buluşmaya karar verdik. Nasıl strese girdiğimi anlatamam, ben oldukça yaşlı biri olarak o gencecik bebek tenli arkadaşı memnun edebilecekmiydim diye sürekli düşünmekten kendimi alamıyordum. Sonunda vakit geldi; ben caddeye inip, kendisini karşıladım. Selamlaşırken gayet normal ve ciddi bir şekilde selamladı beni, gizliliğe benim gibi o da çok önem veriyordu. Birlikte eve geçtik. Eve geldiğimizde metronun klimasının çalışmadığını ve çok kötü olduğunu, kendisini tazelemek istediğini söyledi ve banyoya geçti havluların yerini göstererek kapıyı kapattım ve içeri geçtim ve koltuğa oturdum; kalbim küt küt atıyordu…
Bir süre sonra banyonun kapısı açıldı, yavaş ve ağır adımlarla oturma odasının kapısına doğru geldi ve kapının pervazına dayandı, çekingen ve utangaç bir eda ile bakışlarını yere dikti ve öylece kalakaldı. Karşımdaki manzara muhteşemdi: Siyah jartiyer çorabı ve onları tutan bir jartiyer, kırmızı ekoseli kısacık bir mikro etek ve eteğin altından görünen pembe şirin bir tanga, üstte ise kırmızı sütyen üzerine giyilmiş siyah bir askısız bir body ile karşımda duruyordu. Bir elimi yavaşça çenesine götürdüm ve hafifçe başını yukarı kaldırdım, diğer elimle saçını okşadım ve sessizce “hoşgeldin” dedim. o da bir elini omuzuma attı ve hafifçe beni kendine çekmeye başladı. Amacı öpüşmek olabilir diye ben hemen kontrolü ele aldım ve saçını okşadığım elimle başını kendime doğru çektim ve yanağından öperek kulak memesine doğru dilimle ilerledim. Kulak memesini emerken hafifçe inlemeye başlamıştı. öylece yavaş yavaş odanın ortasına ilerledik, boğazımı öpmeye başladı ve gömleğimin düğmelerini çözmeye başladı. Gömleğimin açık bıraktığı bölgeleri öperek aşağı doğru ilerledi ve kemerimi de çözmeye başladı. Pantalonumu, iç çamaşırımla birlikte indirdi ve açıkta kalan penisime dilinin ucuyla dokunmaya başladı. Müthiş bir haz duyuyordum, çok fena olmuştum ve penisim de sertleşmeye başlamıştı bile. Oturma odasında duran yer yatağının üzerine geçtik, orada artık penisimi ağzına almaya başladı, ben de dayanamadım ve kalçasını çekerek bana yaklaşmasını sağladım, pembe tangasını kenara çektim ve penisini ortaya çıkardım. O da yeni traş olmuş herhalde ki, penisi tertemiz karşımda duruyordu, daha fazla dayanamadım ve ben de onun penisini emmeye başladım. Çok nefis bir duyguydu; 69 pozisyonunda kenetlenmiş durumdaydık. bir ara gözlerimi açtım ve bakışlarım bacaklarından poposuna kadar teninin pürüzsüzlüğüne takıldı. Bir yandan penisini emerken diğer yandan elimi poposunda gezdirmeye va arasıra anüsüne hafifçe bastırmaya başladım. Ben anüsüne baskı yapınca penisi daha çok sertleşiyor ve zonkluyordu. Yatağın üstünde doğrulduk ve o bana sırtını döndü; ne yapmam gerektiğini anladım ve penisimin başını kayganlaştırıcıyla hafifçe sıvadım ve tangasını kenara çekerek, penisimin başını yavaşça tertemiz arka deliğine dayadım. Biraz daha bastırınca penisimin başı içeri girdi, ve o da derin bir oh çekti. O kadar güzeldi ki, hareketlerim sert olmasın, canı yanmasın diye çok dikkatli hareket ediyordum. ellerimi poposunda gezdiriyordum, tertemiz mis gibi pürüzsüz ve kılsız poposunda. Elimi ön kısıma götürdüm ve penisinin taş gibi olduğunu fark ettim, zaten ardından dayanamadım ve içine fena bir şekilde boşaldım. Çok hızlı oldu ve ben çok fena utandım, özür diledim kendisinden. Sorun olmadığını söyledi ve tuvalete gitti temizlenmek için. Ben yanlamasına yatağa yattım ve televizyonu açtım; normalde geç boşalan ben nasıl olduda böyle hızlı boşalmıştım…
Banyodan çıktı ve o da yatağa uzandı, beni televizyona doğru yan yatırdı şimdi sırtım ona dönüktü. Arkamdan bana sarıldı ve omuzumu öpmeye başladı, bütün vücudu arkamdan bana yapışmıştı, her organını arkamda hissediyordum ! Setleşmiş penisi hiç inmemişti, onu aldı ve arkadan bacaklarımın arasına sokup çıkarmaya başladı. Penisi gidip geldikçe arkadan taşaklarıma değiyordu. Bir ara o da penisine kayganlaştırıcı sürdü ve hareketine aynı şekilde devam etti, ta ki bir ara durup penisini benim arkamda yerleştirmeye başlayıncaya dek. Hafif ve nazik hareketlerle arkama girdi ve yavaşça girip çıkmaya başladı. Penisi ilk bakışta orta büyüklükte görünse de arkama çok acaip bir baskı yapıyordu. O arkamda gidip gelirken yavaşça öne doğru eğildi ve nereye boşalmamı istediğimi sordu. Ben boşalmadan önce haber vermesini ve hepsini yutmak istediğimi söyledim. Belli bir süre sonra yavaşladı, ben sırtüstü yattım ve bacaklarımı yana doğru açtım. Tekrar yerini anüsümde aldı ve bu sefer bir bacağımı omuzuna alarak hareketlerine devam etti. O utangaç bebekten eser kalmamıştı ama arkama girip çıkarken yine çok nazikti. Sonunda yüzünün ekşidiğini gördüm ve kısık bir sesle “şimdi” diyebildi ancak. Arkamdan çıktı eliyle penisini sıkmış şekilde yüzüme doğru yaklaştı, penisini serbest bıraktığında coşkulu bir şekilde sıcak sıcak ağzıma boşalmaya başladı. Çok fena boşalmıştı ve menileri bitmek bilmiyordu. Hepsini su içer gibi son damlasına kadar yuttum. Kalktım banyoya gittim ve temizlendim, döndüğümde kendisine çeki düzen vermiş ve yatağa yüz üstü uzanmıştı. poposu muhteşem bir şekilde mikro eteğin altından parlıyordu. yanına gittim ve bacaklarının üstüne oturdum, beline masaj yapıyor ve poposuna doğru iniyordum. Sonra poposunu ellerimle kavrayıp, güzelce yalamaya başladım, poposunu yukarı doğru kaldırdı ama sadece yalamamı istedi. Ben zaten yalıyordum; dilim poposundan anüsüne oradan taşaklarına kadar inip çıkıyordu. Bacaklarının arasından baktığımda penisinin yine sertleştiğini fark ettim, yandan elimi uzatıp penisini okşamaya başlayınca, döndü ve sırtüstü yattı. Ben dururmuyum, hemen penisini tekrar ağzıma aldım ve deli gibi yalayıp emmeye başladım. iki eliyle saçlarımı kavradı ve başımı penisine bastırmaya başladı. Bastırıp bastırıp bırakıyordu ve bu arada direği ağzıma girip girip çıkıyordu. Sonra başımı sabit tutup alttan penisini ağzıma sokup çıkarmaya başladı, Ağzımı sikiyor dedikleri bu olsa gerek. Az bir süre git gelden sonra ağzım yorulmuştu artık, tam başımı kaldırıp dinlenecektim, eliyle başımı iyice penisine bastırdı, penisi gırtlağıma dayanmıştı ve birden muhteşem bir şekilde boşalmaya başladı. Hayatım kaymıştı ama menilerinin tadını alınca tüm yorgunluğum geçmiş, bir damlasını kaçırmamak için deli gibi yutkunmaya başlamıştım. İkimizin de işi bitmişti, kendimi yanına yatağa bıraktım. İkimiz de nefes nefese yatıyor, bir kelime dahi edemiyorduk. Çok güzel anlaşmış ve karşılıklı olarak birbirimizi çok güzel doyurmuştuk. Aslında yapmak istediğimiz daha çok sex ve denemek istediğimiz daha çok pozisyon vardı ama sanırım öncelikle açlığımızı gidermiştik. Birlikte biraz daha şefkatli zaman geçirdikten sonra giyinip gitti, ama bu ilk olsa da son değildi tabi…..
Umarım beğenirsin

Merve’nin Gizli Dünyası-2

Merve ile yaşadığımız olayın üzerinden birkaç gün geçmişti. Bir daha hiç rastlamadık birbirimize, galiba kocası Serkan işe bırakıyordu onu. Belki de rahatsız olmuştu bu durumdan. Onu bir daha görmemiş olmama sevinecek durumda idim, yaptığımız şey bir anlık bir zevkin bedenimizi esir alışı da olsa…

Serkan o gün iş yerine geç kalmıştı. Apar topar içeri girdi. Masasına oturup bir sigara yaktı
– Hayırdır
– Hayır hayır, şirketin arabası arızalandı otobüs ile geldim
– Öyle mi?
– Evet, bak dinle yahu bu otobüsler ne ilginç yerler
– Ne oldu?
– Tam balık istifi gibi gidiyoruz önüme bir hatun denk geldi, önce bir şey yapmadım ama otobüs yürüdükçe ben buna dayamaya başladım. Ah görsen bir içim suydu hatun elini geriye atıp sikimi avuçladı ben de onun amını parmakladım…
– Şanslıymışsın
– Hem de ne

Aklımdan bin türlü soru geçiyordu çünkü daha iki gün önce Serkanın karısı ile aynısını yaşamıştım. Yoksa Merve, Serkan’a olan biteni anlattı da Serkan kendi yaşamış gibi mi anlatmıştı, nasıl bir aile idi bu?

Gün boyu aklımda bu soru ile dolaştım durdum. Çok da üzerinde durmamam gerekiyordu. Zaten Merve’yi bir daha göreceğimi sanmıyordum. En azından otobüste, yanılmamıştım otobüste Merve ile bir daha hiç karşılaşmadık fakat başka yerlerde karşılaştık.

Birkaç hafta sonra iş yerin bir işi dolayısı ile bir başka firmaya gidecektim. Serkan “Merve’de orada çalışıyor istersen arabayı al iş geç biter sorun büyük” demişti.

– O zaman sen git Serkan
– Uğraştırma beni valla hiç işim olmaz
– Karın çalışıyormuş
– Hah ha o işi bana yıkamazsın dostum

Mecburen şirket aracını alıp yola koyuldum. Firmaya vardığım da beni direk Merve’ye yönlendirdiler. Heyecandan elim ayağım titriyordu. İçeri girdim Merve beni nasıl karşılayacaktı.

– Hoş geldin
– Hoş bulduk
– Bir çay söyleyim işimize başlayalım
– Olur

Hiçbir şey olmamış gibi davranıyordu fakat verdiği frikikler! Bacak bacak üzerine atıyor gri mini eteğinin altından kırmızı çiçekli kilodunu görebiliyor sayfaların üzerine eğildikçe üst kısmı hafiften morarmış, küçük iri bir beni bulunan memelerini ve beyaz sutyenini görebiliyordum. Terliyor sertleşiyor ve biran önce bu durumun bitmesini hissediyordum. Öğle molasının ardından kaldığımız yerden devam ettik. Fakat bir farkla Merve kilodunu değiştirmişti siyah beyaz puantiyeli yeni bir kilot giymişti. Amının kıvrımları anlık olarak görünüyor daha iki üç gün önce avuçlarımın arasında olan amını hayal meyal hatırlamaya çalışıyordum. Nasıl bir şeydi acaba.

-Terledin sen istersen pencereyi açayım.

Kalkıp pencereyi açmaya giderken kıvırtması domalışı offff….Arkasından yapışıp saplamak istiyordum ama bu düşünceleri kafamdan kovdum.

İş yerine gittiğim de Serkan gülerek karşıladı beni
– Ne sırıtıyorsun be
– Nasıl geçti, bitmedi amına koyum böyle işin
– Biter biter bak ne diyeceğim ben de dışarı çıktım ya
– Eee
– İş yerinde tam bir afetle karşılaştım offf kilodunu bile gördüm hem de ikisini de
– İkisi?
– Kadın bir ara kilodunu değiştirdi
– Nasıl ya!
– Ya bunun beyaz yeşil puantiyeli bir kilodu vardı sonra kilodu siyah üzerinde kırmızı çiçekli…

Bir sigara yakmıştım, rastlantı mıydı bu yoksa benimle oynuyorlar mıydı? Mümkün müydü böyle bir şey bir kadın kocasına iş arkadaşına kilodu mu gösterdim amımı avuçlattım sikimi elledim diyebilir miydi Serkan yüzüme bakıp sırıtıyor, kafam allak bullak oluyordu.

– Merve ne yapıyor dedi
– Çalışıyordu
– İyi iyi çalışsın evde canı sıkılmış
– İşe sen mi bırakıyorsun
– Yok yahu otobüsle gidiyor benim mevki ters biliyorsun
– Anladım…

Hayır anlamadım ne oluyordu böyle Merve ne yapmaya çalışıyordu, belki iş yerinden bir kadının başından geçenler diye anlatmıştı kocasına bu armut Serkan’da kendi yaşamış gibi prim yapmaya çalışıyordu..